Son birkaç onyılda gözlenen güvenliğin ticarileşmesi süreci kapsamında bütüncül güvenlik mimarisi uygulamaları, dünya genelinde geniş kabul görmüş ve yaygınlaşmıştır. Bu hizmet menüsünün sınırları, stratejik tesislerin emniyetinin sağlanmasından toplu etkinliklerin güvenliğine, bireysel koruma hizmetlerinden kuruluşların elektronik güvenlik altyapılarının tasarımına kadar, kolluk kuvvetlerini destekleyici bir dizi bütüncül güvenlik hizmetlerini kapsamaktadır. Öte yandan günümüzde Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu yeni güvenlik iklimi, klasik tehdit kavramlarını çoktan geride bırakarak hibrit saldırıların, siber risklerin ve kritik tesislerin güvenliğine yönelik baskıların belirleyici olduğu farklı bir döneme girmiştir. Bu yeni dönemde özel güvenlik yalnızca bir destek unsuru değil, devletin bütüncül güvenlik mimarisinin temel halkalarından biri hâline gelmiştir. Bu çalışma aslında mevcut sisteme dışarıdan bakan teorik bir değerlendirme değil, sahada geçirilen uzun yılların tecrübesiyle harmanlanmış bir dönüşüm vizyonudur. Daha açık bir ifadeyle bu çalışma; özel güvenliğin yaşadığı yapısal sorunların ve muhtemel kırılganlıkların analiz edilmesi, tecrübenin değersizleştirilmesine yol açan uygulamaların tespit edilmesi ve kamunun yetiştirdiği tecrübeli insan kaynağının yeniden sisteme kazandırılmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı; Türkiye’nin güvenlik kapasitesinin bir adım öteye taşınması, modern tehditlere karşı daha dirençli bir yapı inşa edilmesi ve özel güvenliği sıradan bir hizmet alanı olmaktan çıkarılıp ulusal güvenlik zincirinin profesyonel bir bileşeni hâline getirilmesi adına uygulamada alınması gereken tedbirlere yönelik tavsiyelerde bulunmak ve uygulanabilir bir ulusal model olarak Milli Güvenlik Sınıfı (MGS) yapısını tanımlamaktır.
özel güvenlik ulusal güvenlik güvenlik ekosistemi kolluk kuvvetleri asimetrik tehditler
In recent decades, the commercialization of security has accelerated, and integrated security design practices have gained broad acceptance and widespread application around the world. The scope of this service spectrum ranges from ensuring the protection of strategic facilities to securing mass events, from providing personal protection services to designing the electronic security infrastructures of organizations, encompassing a set of holistic security services that support law enforcement. On the other hand, Türkiye’s security climate has long moved beyond classical threat concepts and entered a new era defined by hybrid attacks, cyber risks, and mounting pressures on critical infrastructure security. In this new period, private security has become not merely a supporting element, but one of the fundamental components of the state’s integrated security architecture. This study is not a theoretical assessment conducted from an external perspective; rather, it represents a vision for transformation shaped by many years of field experience. More specifically, it seeks to analyze the structural challenges and potential vulnerabilities facing the private security sector, identify practices that lead to the devaluation of professional experience, and propose solutions to reintegrate the state-trained, experienced human capital back into the system. The primary aim of this study is to offer recommendations on the measures that should be taken in practice to enhance Türkiye’s security capacity, build a more resilient structure against transformed threats, and elevate private security from an ordinary service domain to a professional component of the national security chain. In line with this objective, it also seeks to define the National Security Class (NSC) structure as a feasible national model.
private security national security security ecosystem law enforcement asymmetric threats
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Güvenlik Çalışmaları |
| Bölüm | Düşünce Yazısı |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 9 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 5 |