Fârâbî’nin (ö. 950) bilgi ve siyaset modeli, mutlak hakikat ve epistemolojik otoritenin doğasına dair temel sorular üretirken, bilginin inşa süreçleri ile iktidar ilişkilerinin nasıl iç içe geçtiğini gösterir. Filozof-peygamber ekseninde şekillenen bu sistem, bilginin yalnızca bireysel akıl yürütmeyle değil, kolektif anlamlandırma mekanizmaları ve simgesel formlar üzerinden dolaşıma girdiğini ortaya koyar. Fârâbî, bilgiye ulaşmanın çoklu yollarını kabul etmekle birlikte, bilginin nihai olarak belirli epistemik ve siyasal figürler tarafından temsil edilmesi gerektiğini savunur; böylece anlamın kimler tarafından üretildiği ve kimler için erişilebilir olduğu sorusu gündeme gelir. Onun mutluluk modeli, bireysel aklın gelişimi ile toplumsal organizasyon arasında denge kurmayı hedeflerken, bilginin düzenlenme biçimlerine dair sınırlar inşa eder. Bilgi ediniminin saf aklî nazariyeden toplumsal pratiğe uzanan merhalevî bir seyir izlemesi, halkın tahayyül gücü yoluyla yönlendirilmesini ve filozofun epistemik otoritesini meşrulaştıran bir yapıyı içerir; bu noktada tarihsel ve kültürel bağlamlara uyarlanabilirlik sorunu, teorik tutarlılık ile pratik uygulanabilirlik arasındaki gerilimi açığa çıkarır. Fârâbî’nin bilgi rejimi, epistemolojinin sadece değişmez doğrulara değil, simgesel, ideolojik ve kültürel kodlarla sarmallanmış bir yeniden üretim sarmalına dayandığını ima eder. Bilginin merkezsizleştiği ve anlamın çoğullaştığı güncel bağlamda, filozof-peygamber figürü, bilginin kimin adına ve nasıl dolaşıma girdiğini belirleyen bir epistemik iktidar yapısının ifadesi olarak okunabilir; böylece bilgi, salt temsil değil, iktidar pratikleriyle kurulan bir anlatı olarak görünür.
Fârâbî Bilgi Rejimi Epistemolojik Otorite Siyasal Iktidar Tahayyül Gücü.
Alfarabius’s model of knowledge and politics both raises fundamental questions about the nature of absolute truth and epistemic authority and shows how the construction of knowledge is entangled with relations of power. Structured around the axis of the philosopher-prophet, his system reveals that knowledge enters circulation not only through individual reasoning, but also through collective mechanisms of meaning-making and symbolic forms. While Alfarabius accepts multiple paths to knowledge, he argues that it must ultimately be represented by specific epistemic and political figures; this foregrounds the issue of who produces meaning and for whom it remains accessible. His account of happiness, which seeks to balance the cultivation of individual intellect with social organization, simultaneously draws boundaries around the possible orders and distributions of knowledge. The staged movement of cognition from pure rational theory to social practice presupposes a structure that guides the populace through the imagination, while legitimating the philosopher’s epistemic authority; here, the problem of adaptation to historical and cultural contexts exposes a tension between theoretical coherence and practical viability. Alfarabius’s regime of knowledge thus suggests that epistemology rests not only on unchanging truths, but on a spiral of reproduction woven together with symbolic, ideological, and cultural codes, so that in a decentered, pluralized contemporary context, the philosopher-prophet figure expresses an epistemic power that defines on whose behalf, and in what form, knowledge circulates.
Alfarabius Knowledge Regime Epistemological Authority Political Power İmaginative Faculty
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Felsefesi, Türk İslam Felsefesi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 2 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 15 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 25 Sayı: 1 |