This study examines Arnold Geulincx’s explanations regarding the nature of the interaction between mind and body, which Cartesian thought considers to be two distinct substances. Geulincx, adopting an occasionalist stance, argues that no effect can arise from the relation between spatial physical existence and the metaphysical mind. All actions that occur in the universe are made possible only through God’s creative activity. To grasp the foundations of this philosophy, the first chapter addresses Geulincx’s understanding of the human being and seeks to elucidate the meaning expressed by the unity of soul and body. The philosopher argues that, in order to be the cause of any effect, one must know how that effect is produced. For this reason, matter -devoid of thought- cannot be an agent. As a thinking being, the human person likewise does not know by what means an intended action is brought about in the body. Geulincx applies this fundamental principle to all beings, animate and inanimate, and concludes that no entity in the universe can truly be regarded as an agent, since none possesses the knowledge required to produce an effect. In the second chapter, we examine the concepts that constitute a significant part of Geulincx’s metaphysical discourse- such as extension-body, determinate body, and motion -by investigating the nature and passive structure of these ontological categories. According to the philosopher, God brings about the motion of determinate bodies upon the stillness of extension through a kind of divine movement. This approach rests on two assumptions: first, that all action is created by God; and second, that the manner in which God accomplishes this can never be understood by human beings. The third chapter investigates how God and His attributes are conceived within occasionalist thought. Geulincx’s statements on this matter highlight the human being’s infinite impotence in the face of God’s absolute knowledge and power. The final chapter discusses the influence of the occasionalist approach on ethical thought, comparing it with Aristotle and Kant. The human being -unable to command the body or actualize any intention- appears necessarily dependent on God and obliged to obey Him, a point encapsulated in the maxim “know yourself.” Life and death are examined within the framework of divine decree, and it is concluded that intention is the only true possession of the human being and thus the sole basis of responsibility. Geulincx’s ethics, shaped around intention and humility, also serves as a response to causal approaches that situate the source and aim of ethics outside God. At the core of Geulincx’s occasionalism lies the close connection between doing and knowing; indeed, it can be said that the philosopher adopted an occasionalist stance because it offered him the best means to articulate his ethical concerns. In this respect, Geulincx skillfully combines the scholastic depiction of the powerless human creature with the subject-centered philosophy that marked the first stages of the Enlightenment, presenting a Calvinist response to rigid rationalist currents.
Philosophy of Religion Arnold Geulincx Occasionalism Mind-Body Dualism Ethics
Bu çalışmada Arnold Geulincx’in Kartezyen düşüncenin önemli varsayımlarından biri olan zihin ve bedenin iki farklı töz olarak kabul edildiği durumda aralarındaki etkileşiminin mahiyetine dair açıklamaları ele alınmaktadır. Geulincx, okazyonalist bir tutum ile fiziksel varlığa sahip uzam ile metafizik olan zihin arasında kendisinden kaynaklanan bir etki üretilemeyeceğini savunur. Evrende meydana gelen tüm fiiller Tanrı’nın yaratması ile mümkündür. Bu felsefenin yapı taşlarını görebilmek için birinci bölümde Geulincx’in insan anlayışını ele alarak ruh ve bedenden oluşan bütünün ifade ettiği anlamı çözümleme gayretinde olduk. Filozof, herhangi bir etkinin nedeni olabilmek için nasıl yapıldığını bilmek gerektiği argümanını ileri sürer. Bu yüzden düşünceden yoksun cismin fail olması imkânsızdır. Düşünen varlık olarak insan ise herhangi bir eylemde bulunmak istediği zaman bu etkiyi hangi yollarla bedende meydana getireceğini bilemez. Bu temel ilke, Geulincx tarafından canlı cansız tüm varlıklara uyarlanmış ve evrende herhangi bir etkiyi meydana getirecek bilgiye gerçek anlamda hiçbir varlık sahip olmadığı için fail olarak kabul edilmemiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde Geulincx’in metafizik söylemlerinin önemli bir kısmını oluşturan uzam-beden, belirli beden ve hareket gibi kavramlar üzerinde durarak bu varlık kategorilerinin mahiyetini ve edilgen yapılarını araştırdık. Filozofa göre Tanrı, bir tür devinim yoluyla uzamın hareketsizliği üzerinde belirli cisimlerin hareketini meydana getirir. Bu yaklaşımda iki varsayım vardır; birincisi tüm eylemin Tanrı tarafından yaratıldığı, ikincisi ise Tanrı’nın bunu nasıl yaptığının insan tarafından asla anlaşılamayacağıdır. Üçüncü bölüm, okazyonalist düşünce içinde Tanrı ve onun sıfatlarının nasıl anlaşıldığı sorusunu araştırmaktadır. Geulincx’in bu konu hakkındaki söylemleri Tanrı’nın mutlak ilim ve kudreti karşısında insanın sonsuz acziyetini vurgulamaktadır. Son bölümde ise okazyonalist yaklaşımın etik düşünce üzerindeki etkisi Aristoteles ve Kant ile karşılaştırılarak konu edinilmektedir. Bedene hükmedemeyen ve hiçbir iradesini fiili alana çıkaramayan insanın Tanrı’ya muhtaçlığı ve O’na itaat zorunluluğu “kendini bil” parolasıyla dile getirilmektedir. Yaşam ve ölüm olguları ilahi takdir çerçevesinde tartışılmakta ve insanın gerçekte sahip olduğu ve bundan dolayı da sorumlu olduğu tek mülkiyetinin niyet olduğu sonucuna varılmaktadır. Niyet ve tevazu etiği şeklinde gelişen Geulincx felsefesi, etiğin kaynağını ve amacını Tanrı dışında konumlandıran nedensel yaklaşımlara da cevap niteliği taşımaktadır. Geulincx’in okazyonalist görüşlerinin temelinde yapmak ile bilmek arasında sıkı ilişki olduğunu ve aslında filozofun etik kaygılarını en iyi şekilde dile getirmesine olanak verdiği için okazyonalist bir tutuma evrildiği söylenebilir. Bu yönüyle Geulincx, skolastik geleneğin aciz kul portresini Aydınlanmanın ilk adımlarını oluşturan özne felsefesi ile ustaca birleştirmiş, katı rasyonel akımlara Kalvinist bir yaklaşımla cevap vermiştir.
Din Felsefesi Arnold Geulincx Okazyonalizm Zihin-Beden Ayrımı Etik
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Din Felsefesi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 16 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 18 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.46353/k7auifd.1743741 |
| IZ | https://izlik.org/JA45AG23GR |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 2 |