yok
yok
yok
Araplar, fesahat dönemi olarak adlandırılan dönemde dillerini son derece akıcı ve etkili bir şekilde kul-lanmışlardır. kalb, Arap dilbilgisinde bağlam içinde iki kelime veya unsurun yer değiştirmesi anlamına gelir. Ancak bu yer değiştirme gelişigüzel değil, yeni ya da farklı bir anlam katmak amacıyla yapılır. Bu çerçevede kalb olgusu, çeşitli gramer unsurları arasında farklı şekillerde görülebilir. Nâkıs fiilin isminin nekre, haberinin ise ma‘rife olarak kullanılması, müfredin tesniye ve tesniyenin de müfred yapılması gibi örnekler kalb çeşitlerinden bazılarıdır. Kalb olgusu, sadece nahiv ilminde değil, buna ek olarak sarf ve belâgat ilminde de kullanılmıştır. Ayrıca Araplar, bu anlatım biçimini hem şiirde hem de nesirde kullan-mışlardır. Öte yandan kalb olgusunun Kur’ân-ı Kerîm’de de yer aldığı görülmektedir ki bu da son derece doğaldır. Zira Kur’ân, Arap dili kurallarına uygun olarak indirilmiştir. Arap gramer âlimleri, Arapçayı derleyip sistematize ettikleri süreçte kalb olgusunu da tespit etmiş ve eserlerinde bu olgunun hem Kur’ân’dan hem şiirden hem de nesirden örneklerini sunmuşlardır. Bu çalışmada da söz konusu kaynak-lardan istifade edilerek kalb olgusunun işleyiş biçimi analiz edilmiş ve bilimsel değerlendirmelere yer verilmiştir. Kalb olgusunun cümle içindeki kelimeler arasında mevcut olan bazı siyak ilişkilerinin değiş-mesine neden olduğu ifade edilmelidir. Örneğin, fâil ile mef‘ûl bih yer değiştirdiğinde, irab açısından fâil mansub olurken mef‘ûl-u bih merfû olur. Fiil, artık önceki fâile değil, yeni merfû unsura isnat edilir. Bu durumda eski fâil anlamda hâlâ işi yapan özne olarak kalır, ancak irab açısından artık bir fâil değildir. Bu tür yer değiştirmeler, bazen anlamın açıklığını ve netliğini artırmak, bazen de cümleye mübalağa gibi anlamlar katmak için yapılır. Benzer biçimde mef‘ûl-u bih ile ism-i mecrûr arasında da kalb meydana gelebilir. Bu durumda mef‘ûl-u bih ism-i mecrûr, ism-i mecrûr ise mef‘ûl-u bih olur. Bu değişiklik cümleye mübalağa gibi farklı bir anlam katmaktadır. Kalb olgusunun kullanım biçimlerinden birisi de ism-i işâre-tin müşârun ileyhin önüne çekilmesi şeklinde gerçekleşmektedir ki bu durum takdîm ve te’hîr gibi bir yapı oluşturmaktadır. Cümle içerisinde ism-i işaret ile müşârun ileyhin yer değiştirmesi, bu iki unsur arasındaki siyak ilişkilerini etkilemektedir. Yer değişiminin ardından ism-i işaret, önceden metbû konu-mundayken tâbi hâline gelir; müşârun ileyh ise tâbi konumundan çıkarak metbû olur. Böylece ism-i işa-ret, marife olan müşârun ileyhin sıfatı, müşârun ileyh ise ism-i işaretin mevsûfu olur. Bu bağlamda, cüm-lede ism-i işaret ile müşârun ileyh arasında mevcut olan bedel ilişkisi ortadan kalkar ve yerine sıfat-mevsûf ilişkisi kurulur. Bu durum, kalb olgusunun cümle içerisindeki gramer açısından işlev değişikliğini açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca kalb olgusu, olumluyu (müsbet) ve olumsuzu (menfî) da içine almakta-dır. Aynı şekilde Araplar bu sanatı kullanarak müfredi tesniye, tesniyeyi de müfred hâline getirmişlerdir. Sonuç olarak kalb olgusunun dilin yapısal esnekliğini açıkça ortaya koyan Arapçanın temel ifade biçimle-rinden biri olduğu açıkça ifade edilebilir. Ancak Araplar, kalb sanatını günlük konuşmalarında ya da edebî metinlerde gelişigüzel veya keyfî bir şekilde değil de bilinçli ve anlamsal bir amaca yönelik olarak kullanmışlardır. Bu bilinçli kullanımın temel amacı, yeni anlamlar üretmek ya da mevcut anlamları güç-lendirmektir. Böylece kalb olgusu, yalnızca cümleye yeni anlamlar kazandırmakla kalmamış, aynı zaman-da cümledeki bazı bağlam ilişkilerinin değişmesine veya yeniden kurulmasına da yol açmıştır. Bunun sonucunda cümlede mevcut bazı ilişkiler ortadan kalkmış, bunun yerine yeni bağlamsal veya anlamsal ilişkiler meydana gelmiştir. Bu yönüyle kalb, Arapçanın dar ve kısıtlı olmanın aksine zengin, esnek ve engin anlam çeşitliliğine imkân tanıyan bir dil olduğunu göstermiştir. Ayrıca Arapların dilsel yetkinlikle-rini ve anlatım gücünü de etkili bir şekilde yansıtmıştır. Araplar, kalb sanatını kullanırken az sözle çok anlam ifade etmeyi başarmış ve bu sayede kelime ile cümle kullanımında tasarruf sağlamışlardır. Arapça-da birden çok anlamın az sayıda kelime ve cümleyle ifade edilmesi belâgatın özünü teşkil etmektedir. Bu nedenle kalb sanatı, Arap belâgatının en önemli ifade biçimlerinden biri sayılmaktadır.
Arap Dili ve Edebiyatı Arapça Dilbilgisi Arapça Biçimler Kalb
yok
During the period known as the period of fluency, Arabs used their language with exceptional fluency and effectiveness. In Arabic grammar, "kalb" refers to the interchange of two words or elements within context. However, this interchange is not random, but rather is intended to impart a new or different mea-ning. Within this framework, the concept of "kalb" can be seen in various forms across various grammatical elements. Examples include the use of the noun of the verb "nakr" as "nakr" and "habar" as "ma'rifa" (ma'rifa), the use of mufrad as tasniyya (tasniyya) and tasniyya as mufrad, and so on. The concept of "kalb" has been used not only in grammar but also in grammar and rhetoric. Furthermore, Arabs employed this form of expression in both poetry and prose. Furthermore, the concept of "kalb" appears in the Quran, which is quite natural. The Quran was revealed in accordance with the rules of the Arabic language. Ara-bic grammar scholars, during their compilation and systematization of Arabic, also identified the concept of "kalb"and presented examples of this phenomenon in their works from the Quran, poetry, and prose. This study analyzes the functioning of the concept of "kalb" using these sources and provides scientific evaluations. It should be noted that the concept of "kalb" causes some alterations in the existing relations-hips between words within a sentence. For example, when the agent and the mef'ul bih are replaced, the agent becomes mansub (mansub) from the irab perspective, while the mef'ul bih becomes merfû raised The verb is no longer attributed to the previous agent but to the new merfû element. In this case, the old agent remains the subject performing the action in the sense of the action, but is no longer an agent from the irab perspective. Such replacements are sometimes made to enhance the clarity and clarity of meaning, and sometimes to introduce exaggerations into the sentence. Similarly, the word "kalb" can occur between the word "mef'ulu bih" and the word "mecrûr." In this case, the word "mef'ulu bih" becomes the word "mecrûr," and the word cloaca becomes the word object This change adds a different meaning to the sen-tence, such as exaggeration. One way in which the word "kalb" is used is by placing the word "i şâret" before the word "müşârun ilayh," which creates a structure similar to "tadîm" and "de'hir." The interc-hange of the words "müşârun ilayh" and "müşârun ilayh" within a sentence affects the relative relations-hips between these two elements. In this context, the existing relationship between the word Referred to and "müşârun ilayh" in the sentence is eliminated, and an adjective-mevsûf relationship is established. In conclusion, it can be clearly stated that the word "kalb" is one of the fundamental forms of expression in Arabic, clearly demonstrating the structural flexibility of the language. However, Arabs employed the art of the heart in their daily conversations or literary texts not haphazardly or arbitrarily, but consciously and with a semantic purpose. The primary purpose of this conscious use was to generate new meanings or strengthen existing ones. Thus, the phenomenon of the heart not only imparted new meanings to senten-ces, but also led to the alteration or re-establishment of certain contextual relationships within the senten-ce. As a result, some existing relationships within the sentence were eliminated, and new contextual or semantic relationships emerged. In this respect, the heart demonstrated that Arabic, far from being narrow and limited, was a rich, flexible language capable of a vast variety of meanings. By employing the art of the heart, Arabs succeeded in expressing multiple meanings with few words, thus achieving economy in the use of words and sentences. In Arabic, expressing multiple meanings with a small number of words and sentences constitutes the essence of rhetoric. Therefore, the art of the heart is considered one of the most important forms of expression in Arabic rhetoric.
Arabic language and literature Grammar Arabic Forms The “Al-Kalb”
yok
مِمّا لا شَكَّ فيه أنّ العربَ في عَهد الفَصَاحة كانوا يَنسجون كلامَهم، ويَغزِلون عباراتهم، ويَصوغون جُمَلَهم بالفِطرة والسَّليقة، وأنّهم لم يكونوا يُعبِّرون عن مَعانيهم بطريقة
واحدة بل تفنَّنوا في صُور التَّعبير عن مَراميهم الكلاميّة، وأَغراضهم البلاغيّة، فاستعملوا التّوكيد، والعَطف، والتّكرار، والتَّقديم والتأخير، والشَّرط، والاستثناء، وغيرَ ذلك
من أساليب التَّعبير. وكان القَلْبُ الّذي هو موضوع هذا البحث ومَيدَانُه كتبُ النّحو، إحدى الوَسائل التَّعبيريّة الهامّة الّتي حمَّلوها معانيَهم وما يَجول في دَواخلهم وخَواطِرِهم، ولم يَغفل علماءُ النَّحو في مرحلة التَّقعيد عن هذا الفنِّ التَّعبيريّ الّذي امتازت به اللّغة العربيّة، فذكروه في كُتبهم، وصاغوه في قواعدهم، لكنّه جاء متناثراً في صَفَحات مؤلَّفاتِهم، وكذلك حاول بعضُ الباحثين المُعاصِرين الوقوفَ على خَبَايا هذا الفنِّ التَّعبيريّ في النّحو العربيّ، فبذل كلٌّ جَهدَه، وأَدْلَى دَلْوَه. ولمّا كان هذا الفَنُّ التَّعبيريُّ مِيزَةً ذاتَ أهميّة نَحويّة إلى جانب كونه ذا أهميّة بلاغيّة، أردْتُ بَيان صُوره الواردة في كُتب النّحو، وتوضيح أغراضه البلاغيّة الّتي تَدفَعُ المتكلِّم إلى استعماله إلى جانب تَيسير تناوله بأسلوب بَحثيٍّ معاصر يُقرِّب هذا الفنَّ إلى الباحثين المعاصرين، والمُهتَمِّين باللغة العربيّة، متسائلاً إن كان هذا النَّمطُ التَّعبيريُّ مُستعمَلاً في النَّثر والشِّعر أم مقصوراً على أحدَيهِما، وهل وردَ في القُرآن الكريم دون الدُّخول في الخِلافات النَّحويّة الّتي لا طائلَ منها. وتتجلَّى أهميّةُ هذا البحث وقِيمتُه في موضوعه، وطبيعته، وهدفه. ونَهجَ الباحثُ في هذا البحث مناهج الوصف، والتَحليل اللُّغويّ، والاستقراء، والاستنتاج؛ إذْ وصف هذا الفنَّ التَّعبيريّ كما ورد لدى النُّحاة العرب الأوائل، وحلَّل الشَّواهد الّتي استعانوا بها تحليلاً لغويّاً؛ لِتوضيح طبيعة هذا الاستعمال النَّحويّ في التَّعبيرَين النَّثريّ والشِّعريّ، واستقرأَ التَّحليلَ، فاستنتجَ منه المعاني الّتي دفعت المتكلِّم العربيّ إلى الجُنوح إلى استعمال هذا الفنِّ التّعبيريّ.
اللغة العربيّة وآدابها النّحو العربيّ العربيّة النّحو صُور القَلْب
Derginize gönderdiğim (Arap Gramerinde kalb Biçimleri) başlıklı makalem Etik kurul kararı gerektirmemektir.
yok
yok
Sizlere saygılarımı sunar teşekkür ederim
| Birincil Dil | Arapça |
|---|---|
| Konular | Arap Dili ve Belagatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Proje Numarası | yok |
| Gönderilme Tarihi | 16 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 18 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.46353/k7auifd.1744086 |
| IZ | https://izlik.org/JA48KC93KM |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 2 |