Bu çalışma hicrî üçüncü yüzyılın son çeyreğiyle dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde hayat sürmüş, hem Bağdat hem de Mısır tasavvuf anlayışını kendisinde birleştirmiş bir sûfîyi, Ebû Ali Rûzbârî’yi (ö. 322/932-3) konu edinmektedir. Ülkemizde kendisi üzerine yapılan akademik çalışmaların henüz ye-terli seviyeye ulaşmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışma aynı zamanda tasavvufun teşekkül döneminde daha yeni yeni kitâbî bir ilim hüviyeti kazanan tasavvufun ilk temsilcilerden olan Rûzbârî’nin tasavvuf anlayışını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma için öncelikle tasavvuf klasikleri olarak isimlen-dirilebilecek ilk dönem eserleri, sûfî tabakat literatürü, tarih ve beldeleri içeren eserler ile ensâb türü kitaplar kaynak olarak kullanılmıştır. Böylece ilgili eserlerde Rûzbârî’ye dair bilgiler tasnif edildikten sonra başlıklandırma yapılarak çalışmaya konu edilmiştir. Tasavvufun kendine ait kavramları, temsil-cileri ve eserleriyle bir ilim haline gelmesi hicrî üçüncü yüz yılda gerçekleşmiştir. Bu dönemde İslâm coğrafyasının önemli merkezlerinde belli kavramları merkeze alan tasavvufî mektepler ortaya çıkmış-tır. Zuhûr eden bu mekteplerin en önemlilerinden biri de Bağdat’te oluşan tasavvuf ekolüdür. Bağdat mektebi denildiğinde ise akla gelen ilk isimlerden biri de “şeriat, ilim ve sahv” merkezli bir anlayış benimseyen Cüneyd-i Bağdâdî’dir (ö. 297/909). Cüneyd yetiştirdiği mürîdleriyle tasavvuf anlayışını çeşitli bölgelere yaymayı başaran mümtaz sûfîlerin başında gelmektedir. Onun tasavvufî öğretileri da-ha sonra “Cüneydiyye Mektebi” nisbesiyle anılmıştır. Bu itibarla onun mürîdlerinin aynı zamanda Cü-neydiyye Mektebinin birer temsilcisi konumunda olduğu söylenebilir. Cüneyd’in tasavvuf halkasının önemli simalarından birisi de Ebû Ali Rûzbârî’dir. Rûzbârî, Hz. Ali’ye dayanandırılan “Aleviyye” tari-katlarında, Cüneyd-i Bağdâdî’den sonraki halka olarak silsilelerde yer alan bir sûfîdir. Hemen hemen tüm tasavvuf klasiklerinde Rûzbârî’yle ilgili rivayetlere tesadüf edilmektedir. Aynı şekilde tabakât türü eserlerde de ona dair müstakil başlık açıldığı görülmektedir. Onun hem kendi hayatıyla ilgili hem de ailesiyle ilgili eserlerde doyurucu bilgiler yer almaktadır. Rûzbârî farklı tasavvuf anlayışına sahip sûfîlerin sohbetlerinde de yer almıştır. Öte yandan Rûzbârî, şer’î ilimlerde de vukûfiyet sahibi bir alimdir. Bu meyanda onun hadis hâfızı olduğu, zarif bir dile sahip şâirliği ve müctehidlik derecesinde fıkıh ilminde tebârüz ettiği rivayetler arasındadır. Rûzbârî Bağdat’ta doğmasına rağmen Mısır’da haya-tını idâme ettirmiş bir sûfîdir. Dolayısıyla o hem Cüneyd-i Bağdâdî’nin tasavvuf anlayışını hem de kendi tasavvufî tecrübelerini Mısır’da yaymıştır. Tasavvufun şeriatten hakikate doğru gidilen bir yol olduğunu hal diliyle gösteren Rûzbârî, tasavvufun neredeyse her alanında söz söylemiştir. Onun ta-savvufî âdâba dair farklı tasavvuf klasiklerinde yer alan rivayetleri günümüze ulaşmayan tasavvufî âdâbı ihtiva eden bir eserinin olduğunun güçlü delillerinden biridir. Rûzbârî’nin Mısır’da tasavvufî an-lamda tevhide dair söz söyleyenlerin ilklerinden olması onun tasavvuf anlayışının temeline tevhidi koyduğunu göstermesi açısından önemlidir. Sürekli nefsini kınayan bir sûfî olarak Rûzbârî’nin melâmî neşveye sahip olduğu da söylenebilir. Dolayısıyla çalışmaya konu edinen Rûzbârî, Horasan ve Nişabur tasavvufunda önemli bir yere sahip olan melâmetin Mısır’daki güçlü seslerinden biri olmuştur. Rûzbârî hicrî üçüncü yüzyılda tasavvufun kendine ait kavramlarının oluşmasında da öncülük eden sûfîler arasında yer alır. Rûzbârî’ye göre tasavvuf işaretten ibaret olup bu yönüyle ehil olmayan kimse-ler tarafından anlaşılamayacak bir ilimdir. Bununla birlikte Rûzbârî, sûfîler arasında pek fazla yaygın-lık kazanmamış bazı kavramlara dair de tanımlamalarda bulunarak tasavvufun ilimleşme sürecine katkı sunmuş bir isimdir. Öte yandan bazı ayetlere işari manalar vererek işari yorum anlayışının ör-neklerini ortaya koyması da tasavvuf tarihi açısından kendisi üzerine çok yönlü çalışmalar yapılması-nın gerekliliğini gösteren bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Ebû Ali Rûzbârî’nin hayatı, sûfî çev-resi ve tasavvuf anlayışının ele alındığı bu çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır.
This study focuses on the Sufi figure Abû ‘Alî al-Rûzbârî (d. 322/932–3), who lived during the last quarter of the third century and the first quarter of the fourth century AH, and who synthesized both the Baghdadi and Egyptian understandings of Sufism in his spiritual path. It has been observed that aca-demic studies on al-Rûzbârî in our country remain insufficient. The aim of this research is to elucidate al- Rûzbârî’s understanding of Sufism, particularly as one of the early representatives of the discipline during its formative period, when Sufism had only just begun to acquire the character of a written scho-larly tradition. The primary sources for this study include early Sufi classics, biographical (tabaqât) works, historical and geographical literature, as well as genealogical (ansâb) texts. The information re-lated to al- Rûzbârî found in these works has been compiled, thematically categorized, and critically analyzed in order to form the basis of this study. Sufism began to develop its own conceptual fra-mework, representatives, and canonical texts in the third century AH. During this period, distinct Sufi schools emerged in prominent centers of the Islamic world, each emphasizing particular spiritual con-cepts. One of the most significant of these was the Baghdad school, which produced foundational figu-res such as Junayd al-Baghdâdî (d. 297/909), who is renowned for his approach to Sufism that centered on sharīʿa, knowledge, and sobriety (sahw). Through his many disciples, Junayd succeeded in disse-minating his teachings across various regions, and his spiritual heritage later came to be known as the Junaydiyya school. Among the prominent members of Junayd’s spiritual circle was Abû ‘Alî al-Rûzbârî. Considered part of the spiritual chains (silsilas) within the ‘Alawî traditions that trace their origins to ‘Alī ibn Abî Tâlib, al- Rûzbârî appears in the Sufi genealogies as a successor to Junayd. Nearly all clas-sical Sufi sources refer to him, and many ṭabaqāt works dedicate independent entries to his life. These sources provide ample information not only about his personal life but also about his family backgro-und. Al-Rûzbârî was also known to participate in the gatherings of Sufis from differing spiritual orien-tations. In addition to his spiritual pursuits, al-Rûzbârî was a scholar well-versed in the Islamic religi-ous sciences. Reports describe him as a memorizer of hadith (hâfiz), a refined poet, and a jurist of mujtahid rank with mastery in fiqh. Although born in Baghdad, he spent most of his life in Egypt, whe-re he propagated both Junayd’s teachings and his own mystical experiences. Al-Rûzbârî, who conveyed the Sufi path from sharīʿa to ḥaqīqa through the language of spiritual state (hâl), is known to have cont-ributed extensively to nearly every aspect of Sufism. The presence of his sayings on Sufi etiquette (âdâb) in various classical texts indicates the probable existence of a now-lost work authored by him on this subject. Particularly noteworthy is al-Rûzbârî’s place among the earliest Sufi voices in Egypt to emphasize the doctrine of divine unity (tawhîd), showing that tawhîd formed the foundation of his mystical understanding. Known for his constant self-reproach, al-Rûzbârî also appears to have been influenced by the Malâmati tradition. In this sense, he became one of the powerful exponents of Malâmatî thought in Egypt, a tradition that held great significance in the Sufism of Khurasan and Nis-hapur. Al-Rûzbârî was also among those early Sufis who played a pivotal role in the formation of dis-tinct Sufi terminologies in the third century AH. According to him, Sufism is comprised of allusions (ishâra) and, therefore, remains inaccessible to those who are not spiritually prepared. Nevertheless, by offering definitions of terms that were not yet widely circulated among Sufis, he contributed to the intellectual development of Sufism. Furthermore, his symbolic and esoteric (ishârî) interpretations of certain Qur’anic verses reflect his engagement with the hermeneutical dimensions of Sufi thought, un-derlining the need for further, multidimensional scholarly research on his legacy. The present study, which examines the life of Abū ʿAlī Rūzbārī, his Sufi milieu, and his understanding of mysticism, emp-loys the method of document analysis.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Tasavvuf |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 16 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.46353/k7auifd.1744307 |
| IZ | https://izlik.org/JA84TU74WB |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 2 |