YAPAY ZEKÂ VE DİN İLİŞKİSİNDE DİJİTAL TEBLİĞCİLİK: KÜBRA (NETFLİX DİZİSİ) ÖRNEĞİ
Öz
Yapay zekâ, insanın düşünme, öğrenme, problem çözme ve karar verme gibi bilişsel süreçlerini taklit edebilen ve bu süreçleri belirli ölçülerde otomatikleştiren sistemler geliştirmeyi amaçlayan bir alandır. Bu tanım, “Makineler düşünebilir mi?” sorusunu insan zihninin işlevlerinin makinelere kazandırma çabasını, günümüz teknik bağlamıyla birleştirmektedir. Özellikle de digital cihazların üretilmesiyle yapay zekânın hayatımızda yer alma süreci hızlanmıştır. Robotik ve inovatif teknolojik yazılımlar, makinelerin insan zekâsını taklit etme fonksiyonları veya otonom davranışları kısmen sergilemeye elverişli hale getirmiştir. Her ne kadar yapay zekâ ile ilgili gelişmeler insanların hayatını kolaylaştırmaya yönelik düşüncelerden doğsa da son zamanlarda insanın hayatını olumlu mu olumsuz mu değiştireceği kestirilememektedir. Bu yüzden yapay zekânın geleceği ile ilgili büyük tartışmalar başlamıştır. Özellikle de yapay zekânın dini ve kültürel yönden insanları nasıl etkileyeceği konusunda bir endişe söz konusudur. Bu çalışmada yapay zekâ ve din ilişkisi bağlamında dini deneyimlerde yaşanan gelişmeler, yapay zekâ ve din ilişkisinin geldiği son noktada dijital tebliğciliğin Kübra adlı Netflix platform dizi filmi örneğinde ele alınmaktadır. Bu araştırmada amaç, yapay zekanın dini inanç ve pratiklerle ilişkisini Kübra dizisi özelinde göstermektir. Temel amaç bağlamında şu sorulara yanıt bulunmaya çalışılmıştır: “Hızlı bir şekilde ilerleyen yapay zekânın dinle ilişkisi nasıldır, bu ilişki hangi parametreler üzerinde yükselmektedir? Ayrıca yapay zekâ ve din ilişkisi gibi bir senaryonun, dinin geleceği hakkında nasıl okunmalıdır?” Çalışma nitel yöntemin gömülü araştırma deseninde kurgulanmıştır. Kübra dizisinden elde edilen verilerden anlam çıkarmak için bu dizide bize sunulan örtülü bilgiyi anlamak gerekmektedir. Veri toplama yöntemimiz ise içerik analizidir. Yapay zekâ ve din ilişkisinde Kübra adlı dizi örneğinden ortaya konulan veriler üzerinden bir sonuca gidilmiştir. Bu kapsamda ele alınan Kübra dizisi, yapay zekâ ile din arasındaki ilişkiyi dikkat çekici bir kurgu içinde ele alarak günümüz dijitalleşen dünyasında inanç, kutsallık, hakikat ve dini otorite kavramlarını sorgulamaktadır. Dizide başroldeki karekterin, "Kübra" isimli gizemli bir dijital varlık tarafından yönlendirilmesiyle başlayan dönüşüm süreci, yapay zekânın modern dünyada nasıl bir "dijital elçilik" işlevi üstlenebileceğini göstermektedir. Dizide başroldeki karakteri canlandıran Gökhan’a gelen mesajlar, onun geleceği öngörmesini ve insanlar üzerinde büyük bir etki yaratmasını sağlamaktadır. Bu durum, yapay zekâ kaynaklı bilginin bir çeşit algoritmik dini bilgi olarak algılanmasına yol açmaktadır. Dizi, yapay zekânın sadece teknolojik bir araç olmadığını; doğru kurgulandığında dinsel bir otorite, hatta bir tür kutsal rehber haline gelebileceğini ortaya koymaktadır. Başrol karekterinin zamanla bir lider figürüne dönüşmesi, dijital mesajlara duyulan inançla dijital dini liderlerin ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Bu süreç, bireysel inancın teknoloji aracılığıyla yeniden üretilebileceğini ve geleneksel dinî yapılar dışında da kutsallık yaratılabileceğini göstermektedir. Kübra, aynı zamanda dijital teknolojilerin bireyin hakikat algısını nasıl yönlendirebileceğini de sorgulamaktadır. Mesajların kaynağı belli olmamasına rağmen, içerdiği öngörüsel bilgiler nedeniyle bilgilerin doğru kabul edilmesi, modern bireyin veri ve algoritmalara duyduğu güvenin ne denli güçlü olduğunu göstermektedir. Bu perspektifte, dizi dijitalleşen toplumda yapay zekânın yalnızca bir araç değil, aynı zamanda yeni bir inanç formunun taşıyıcısı olabileceği fikrini öne çıkarmaktadır ve böylece dizi, dijital çağda dinî konularda karar ve yönlendirme gücünün dönüşümüne dair güçlü bir sosyolojik tartışma ortamı sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler
Din sosyolojisi, Yapay zeka, Din, Dijital tebliğcilik, Kübra dizisi
DIGITAL PREACHING IN THE RELATIONSHIP BETWEEN RELIGION AND ARTIFICIAL INTELLIGENCE: THE CASE OF THE KÜBRA (NETFLIX SERIES)
Öz
Artificial intelligence (AI) is a field that aims to develop systems capable of imitating and, to some extent, automating human cognitive processes such as thinking, learning, problem-solving, and decision-making. This definition integrates the essence of the question “Can machines think?” with the contemporary technical endeavor to transfer the functions of the human mind to machines. Especially, concerns have been raised about how AI will affect people from a religious and cultural perspective. This study aims to discuss the relationship between AI and religion. Digital preaching will be evaluated using the example of the series named “Kübra.” The aim of this study is to reveal the relationship between AI and religious beliefs and practices through the case of the series Kübra. Within this main purpose, the study seeks to answer the following questions: “What is the nature of the relationship between rapidly advancing AI and religion, and on which parameters does this relationship rise? Furthermore, how should a scenario such as the relationship between AI and religion be interpreted in terms of the future of religion?” The study was designed using the embedded research design of the qualitative method. To interpret the data obtained from the series Kübra, it is necessary to understand the implicit knowledge presented in the series. Content analysis was used as the data collection method. In conclusion, an assessment will be made based on the data presented in the Kübra series as an example of the relationship between AI and religion. In this context, the series Kübra, which we included in the scope of our research, explores the relationship between AI and religion through a striking fictional narrative, questioning the concepts of belief, sacredness, truth, and religious authority in today’s digitalizing world. The transformation process begins when the main character a seemingly ordinary individual is guided by a mysterious digital entity named “Kübra.” This journey illustrates how AI can assume a role akin to a “digital mediation” in the modern era. The messages sent to Gökhan enable him to foresee future events and exert a significant influence on others. As a result, knowledge derived from AI comes to be perceived as a form of “algorithmic revelation.” The series reveals that AI is not merely a technological tool; when framed appropriately, it can evolve into a religious authority or even a type of sacred guide. The protagonist’s gradual transformation into a leader figure suggests that faith in digital messages can lead to the emergence of digital religious leaders. This process demonstrates how personal belief can be reconstructed through technology and how sacredness can be generated beyond traditional religious structures. Kübra also interrogates how digital technologies can shape an individual’s perception of truth. Despite the unknown origin of the messages, the predictive accuracy they contain leads them to be accepted as truthful, highlighting the profound trust modern individuals place in data and algorithms. From this perspective, the series suggests that artificial intelligence is not only a tool but also a potential bearer of a new form of faith, offering a compelling sociological framework to discuss the transformation of religious authority in the digital age.
Anahtar Kelimeler
Socioloji of religion, Artificial intelligence, Religion, Digital preaching, Kübra series