Kelami tartışmaların Kur’ân-ı Kerîm’in anlaşılma biçimleriyle ilişki olabildiği bilinen bir gerçekliktir. İçerisinde yoruma açık müteşabih âyetlerin bulunduğu bir kutsal metin ve bu metni kaynak olarak kullanan bir ilim açısından bu, son derece anlaşılabilir bir durumdur. Ancak bir âyetin içerisinde nerede vakfedilip cümlenin noktalanması ve nerede vasledilmesi gerektiğine dair bir ihtilafın büyük itikadi ayrılıklarla sonuçlanması metnin ve tartışmaların hassasiyetine dair aşırılığa varan bir manzara oluşturmaktadır. Dahası özellikle rivayetlere dayalı bir ihtilaftan büyük bir kelam tartışması çıkması Kelam gibi kesinlik arayışı içinde olan bir ilim için problemli bir durumdur. Böylesi bir tartışmanın Âl-i İmrân 3/7 ve Kasas 28/68 âyetleri etrafında cereyan ettiği düşünülmektedir. Ancak meselenin derinine inilmeden hükme varılması aldatıcı olacaktır. Bu nedenle kapsamlı bir akademik çalışmaya ihtiyaç vardır. Bu iki âyetten özellikle Âl-i İmrân suresindeki âyet hakkında bol miktarda ihtilaf mevcuttur. Bu âyetteki durağı büyük kıraat otoritelerinden Muhammed b. Tayfûr es-Secâvendî vakf-ı lazım (mîm durağı) olarak adlandırmış ve birçok kıraat alimi, müfessir ve mütekellim burada durulmasını zorunlu kabul etmiştir. Durulması zorunlu olan yerin neresi olduğuna dair ihtilaf bulunması âyetin anlaşılması açısından problem arz etmektedir. Durak lafzatullahtan sonra yapıldığında “müteşabihlerin tevilini yalnızca Allah bilir” anlamı ortaya çıkarken “er-rasihûne fi’l-‘ilm” ibaresinden sonra yapıldığında “müteşabihlerin tevilini Allah ve ilimde derinleşmiş kimseler bilir” anlamı oluşmaktadır. Sahabeden gelen rivayetler her iki okuyuşun da ilk Müslüman nesil arasında yer bulduğunu göstermektedir. Sahabe neslinde Hz. Âişe, İbn Ömer ve İbn Mes‘ûd ve sonrasında selefin çoğunluğu ilk görüşü benimserken İbn Abbas ikinci anlayışı savunmuştur. Sahabe devrinden uzun bir süre sonra sistemleşen itikadi gruplarsa sahabeden gelen rivayetlere dayanarak yaklaşımlarını oluşturmuş ve bu yaklaşımlar birtakım itikadi sonuçlar doğururken kelami ekoller üzerinde yapılacak bir zihniyet okumasına veri sağlamıştır. Tercihler daha ziyade rivayetler, akli çıkarımlar ve bağlamsal analizler etrafında şekillenmiş, çoğunlukla mezhepsel tek tip bir yönelim ortaya konmamıştır. Bunun tek bir istisnası Şîa’nın Ahbârî ekolüdür. Ahbârîler’in yaklaşımında müteşabihlerin tevili ve vahiy hakkında taşıdıkları kelami tutumlar belirleyici olmuştur. Kıraat tercihleri üzerine kelami yönelimlere dayalı olarak tartışmaların yapıldığı bir diğer âyetin Kasas 28/68 olduğu düşünülmektedir. Mukayeseli metin incelemesi yaparak ulaştığımız neticeler bir âyetteki durağın yeri gibi küçük bir meseleden büyük bir kelam ihtilafı çıkıp çıkmadığını ve ekollerin yaklaşımlarının tutarlı-tutarsız yönlerini ortaya koyarak bir zihin analizi yapmayı amaçlamaktadır.
Bu çalışma, 4–6 Ekim 2024 tarihleri arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından düzenlenen I. Uluslararası Kıraat Sempozyumu’nda sunduğum ve özeti yayımlanan “Vakf-İbtidâ İhtilaflarından Kaynaklanan Kelâmî Problemler: Âl-i İmrân 7 Örneği” başlıklı tebliğe dayanarak kaleme alınmıştır.
Çalışmanın makale haline getirilmesi sürecinde akademik değerlendirmeler ve tashihlerde bulunan kıymetli Doç. Dr. Ayşe Uzun’a teşekkür ederim.
It is known that theological debates can be linked to diversities of Qurʾānic interpretation. Since the sacred text contains ambiguous (mutashābih) verses, such interpretive variations within Kalām are also to be expected. Yet if major doctrinal divisions were to stem merely from a dispute over where to apply waqf (pausal stop) and waṣl (continuative reading) within a single verse - thereby determining its syntactic boundaries - the text and the scholarly arguments would be placed in an overly sensitive position. Moreover, if such a major theological dispute were to arise from a disagreement based mainly on transmitted recitations, it would pose a methodological concern for Kalām, which seeks epistemic certainty. Such a debate is reported to have arisen specifically around Āl ʿImrān 3/7 and al-Qaṣaṣ 28/68. Among these two, the verse in Āl ʿImrān has generated a considerable amount of disagreement. As a prominent scholar of ‘ilm al-qirāʾa, Muḥammad b. Ṭayfūr al-Sajāwandī, designated the pause in this Qur’anic verse as waqf lāzim (the mīm obligatory stop), additionally numerous scholars of qirāʾa, tafsīr and kalām have regarded stopping at this point as mandatory. However, the dispute over the precise location of this mandatory stop creates interpretive difficulties. If the pause is applied after the word “Allah,” the meaning becomes “none knows the taʾwīl of the mutashabihāt except Allah.” Conversely, if the pause is placed after “al-rāsikhūna fī’l-ʿilm”, the meaning shifts to “Allah and those firmly grounded in knowledge know the taʾwīl of the mutashabihāt.” Both readings were present among the earliest Muslim community: ʿĀʾisha, Ibn ʿUmar, Ibn Masʿūd and thereafter most of the early scholars have supported the first view, while Ibn ʿAbbās held the second. Almost all the theological schools interpreted the verse by relying on these early reports, reasoning and context of the verse. However the Akhbārī school in Shīʿism stands as a notable exception with their attitude. Their distinctive stance on the interpretation of mutashābihāt and their approach to revelation determined their position on the issue. There is also another verse that was reported to have sparked theological debate due to recitational preferences is al-Qasas 28/68. Through a comparative textual analysis, this research aims to determine whether such a seemingly minor issue as the placement of a pause within a verse could indeed lead to major theological disputes, while also assessing the coherence and reasoning behind the differing approaches of the theological schools, thereby providing an intellectual analysis of their interpretive tendencies.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kelam |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 13 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 7 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 23 Sayı: 2 |

Kader Creative Commons Atıf-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.