Köklü bir geçmişe sahip olan Türkistan’ın XIX. yüzyılda geri kalmış topraklar olarak nitelendirilmesi, Türk tarihi açısından etraflıca incelenmesi gereken bir konudur. Bilgi ve teknolojiden uzak kalan, savaşçı özelliklerini kaybeden, kaderde varsa önüne geçilmez mantığına bürünen Türkistan, Rusya için sömürgeleştirilebilecek topraklar olarak görülmüş ve işgal edilmiştir. Özgürlüğünü kaybetmenin bedelini ağır ödeyen ve bir umut arayan Türkistan’a, aydınlanma güneşi Gaspıralı’nın ileri görüşü ile Kırım ve Kazan’dan doğmuştur. Usul-u Cedit okulları ve Tercüman Gazetesi vasıtasıyla fikri önderlik yapan Gaspıralı, “dilde, fikirde, işte birlik” şiarını bütün Türkistan’a yaymıştır. Kendi çıkarlarının zarar görmesinden korkan gerici düşüncedeki bazı kadimciler ceditçi denilen grubun karşısındaki en büyük engel olmuştur. Rusya’ya karşı verilen bağımsızlık mücadelesi, kadimci-ceditçi mücadelesi geri planda kalmıştır. Ceditçilerin en az Ruslar kadar tehlikeli olduğunu düşünen, pozisyonunu korumak derdindeki kadimciler, bin bir zorlukla açılan usul-u cedit okullarının kapanması için çabalamışlardır. Başına gelen musibetlerin mollalar tarafından kader olarak anlatılması toplumun kaderci yapıya bürünmesine sebep olmuştur. Atalarından miras kalan köklü geleneği terk etmek istemeyen halk, ilk başlarda kadimcilere ilgi gösterse de çocuklarının eğitimi, gelecek endişesi, topraklarının Rus göçmenlere verilmesi gibi gerekçelerle ceditçilere meyletmeye başlamıştır.
Birincil Dil | Türkçe |
---|---|
Konular | Orta Asya Tarihi, Türk Halkları ve Toplulukları, Genel Türk Tarihi (Diğer) |
Bölüm | Araştırma Makaleleri |
Yazarlar | |
Erken Görünüm Tarihi | 26 Mart 2025 |
Yayımlanma Tarihi | 27 Mart 2025 |
Gönderilme Tarihi | 29 Temmuz 2024 |
Kabul Tarihi | 10 Mart 2025 |
Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 22 Sayı: 85 |