Soğuk Savaş sonrası dönemde sayıları artan iç savaşların pek çoğunda farklı kimliksel gruplar çatışma içerisine girmiş, şiddetli çatışmaların yanında etnik temizlik ve soykırım gibi sonuçlar yaşanmıştır. Bu tür örneklerde çatışmalar sona erse de kimliksel ayrışmaların ve gerilimlerin kalıcı barış ve toplumsal uzlaşmanın sağlanmasının önünde engel oluşturmaya devam ettiği görülmektedir. Derin toplumsal bölünmelerin mevcut olduğu çatışma sonrası ülkelerde toplumsal uzlaşmanın, barış ve istikrarın nasıl sağlanabileceği konusu önemli bir sorun olarak varlığını korumaktadır. Bu çalışmanın amacı, gruplar arası gerilimlerin oluşumu ve mevcut gerilimlerin ortadan kalkmasıyla ilgili sosyal psikoloji alanındaki öncü çalışmalardan biri olan Robbers Cave Deneyinin bulguları ışığında bu soruna yönelik çıkarımlarda bulunmaktır. Nitel araştırma yöntemine ait bir desen olan örnek olay çalışması gerçekleştirilerek, 1990’larda soykırımın yaşandığı Ruanda örneği, çatışma sonrası toplumsal uzlaşma ve istikrarın sağlanması çerçevesinde incelenmiştir. Soykırım sonrası Ruanda’da kimliksel ayrışmaları giderecek şekilde ortak çıkarlara ve sorunlara odaklanılması ve farklı kimlik gruplarını kapsayan Ruandalı kimliğinin öne çıkarılması gibi politikalar, Robbers Cave Deneyinin gruplar arası gerilimlerin azaltılmasıyla ilgili ortaya koyduğu bulgularla uyum içindedir. Bu çerçevede, çatışma sonrası toplumsal uzlaşmanın inşa edilmesinde nispeten başarılı bir örnek olarak öne çıkan Ruanda örneği, Robbers Cave Deneyinin çatışma çözümü ve barış inşası süreçlerinde yararlanılabilecek çıkarımlar sağladığını göstermektedir.
Barış İnşası Çatışma Çözümü Gruplar Arası İlişkiler Robbers Cave Deneyi Ruanda
In the post-Cold War era, the number of internal conflicts has increased, with numerous examples of different identity groups coming into violent conflict with each other, leading to devastating consequences such as genocide and ethnic cleansing. The cessation of hostilities does not necessarily result in the resolution of identity-based divisions and tensions, which continue to impede the establishment of lasting peace and reconciliation. In the context of post-conflict societies characterized by profound social divisions, the pursuit of reconciliation, peace, and stability emerges as a pressing challenge. This study aims to contribute to the understanding of this issue by drawing on the findings of the Robbers Cave Experiment, a seminal study in Social Psychology that explores the emergence and reduction of intergroup tensions. The study employs a qualitative research method and a case study design to examine post-genocide Rwanda, focusing on efforts to achieve reconciliation and stability. Rwanda's post-genocide policies, such as the emphasis on shared interests and common problems while promoting a unified Rwandan identity encompassing different ethnic groups, align with the Robbers Cave Experiment's findings on reducing intergroup tensions. In this context, the Rwandan case is noteworthy as a relatively successful example of post-conflict reconciliation, providing evidence that the findings of the Robbers Cave Experiment offer valuable insights for conflict resolution and peacebuilding efforts.
Peacebuilding Conflict Resolution Intergroup Relations Robbers Cave Experiment Rwanda
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Uluslararası İlişkiler (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 10 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 24 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 28 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 4 Sayı: 2 |