Bu çalışma, genetik müdahalelerin İslam'ın, inanç yapılarını, ahlaki yönelimini ve bireylerin varoluşlarıyla ilişki kurduğu genel çerçeveyi şekillendirmede belirleyici bir rol oynayan temel kavramı olan fıtrat üzerindeki etkisini incelemektedir. Çalışma, fıtrat kavramının dilbilimsel, teolojik ve felsefî boyutlarını inceleyerek İslâm düşüncesindeki klasik tanımlarını özetlemekte; ayrıca fıtratın hem ilahî hakikati tanımaya yönelik doğuştan gelen bir eğilim hem de insana yaratılıştan verilen ahlaki ve manevi yönelim olarak iki temel işleve sahip olduğunu açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışma, fıtrat ile tabiat arasındaki ayrımı netleştirmekte; tabiatın değişime açık biyolojik ya da içgüdüsel özellikleri ifade ettiği, buna karşılık fıtratın gelenekte daha derin bir manevi yapı ve yaratılış düzenini yansıttığı vurgulanmaktadır. Bu kavramsal çerçeveden hareketle çalışma, biyoteknolojideki—özellikle genetik modifikasyon, epigenetik müdahaleler ve nörobiyolojik manipülasyon alanlarındaki—gelişmelerin fıtratın bütünlüğüne potansiyel bir meydan okuma teşkil edip etmediğini incelemektedir. Çalışma, karşılaştırmalı bir analiz yoluyla insan doğası ve ilahî donanım hakkındaki klasik Kelâm yaklaşımlarını, genetik değişkenlik, beyin plastisitesi ve kalıtım-çevre etkileşimine ilişkin çağdaş bilimsel bulgularla birlikte ele almaktadır. Bu disiplinler arası yaklaşım, genetik müdahalelerin insan davranışını, bilişsel eğilimleri veya yatkınlıkları ne ölçüde şekillendirebileceğini ve bu etkilerin fıtratla ilişkilendirilen metafizik ve ahlaki boyutlara kadar uzanıp uzanamayacağını değerlendirmektedir. Bulgular, genetik müdahalelerin biyolojik yapıları belirgin biçimde etkileyebileceğini ve hatta bazı davranışsal ya da bilişsel özelliklerin oluşumuna katkıda bulunabileceğini ancak bu değişikliklerin fıtratın özüne nüfuz etmediğini ortaya koymaktadır. Fıtratı oluşturan ahlaki ve manevi boyutların maddi müdahalelerle değişime uğramadığı belirtilmektedir; zira İslâm düşüncesine göre fıtrat, biyolojik olarak mühendisliği mümkün olmayan ilahî bir yönelime dayanmaktadır. Bununla birlikte çalışma, insanın seçimleri, yetiştiği çevre, kültürel etkenler ve diğer çevresel koşulların, fıtratın özünü değiştirmeksizin onun görünümünü zayıflatabileceğini, bastırabileceğini veya çarpıtabileceğini kabul etmektedir. Sonuç olarak çalışma, biyoteknolojik müdahalelerin insan biyolojisini dönüştürebilse de fıtratın temsil ettiği ilahî ve asli yapıyı temelden değiştirme gücüne sahip olmadığı kanaatine varmaktadır. Böylece fıtrat, bilimsel ya da teknolojik müdahalelerden bağımsız olarak varlığını koruyan, İslam antropolojisi içinde ontolojik bir sabite olarak yeniden teyit edilmektedir.
This study examines the impact of genetic interventions on the Islamic concept of fiṭrah, a foundational notion that plays a determining role in shaping human nature, belief structures, moral orientation, and the overall framework through which individuals relate to their existence. This study first explores the linguistic, theological, and philosophical dimensions of fiṭrah, outlining its classical definitions in Islamic thought and emphasizing its dual function as both an innate disposition toward recognizing divine truth and a moral-spiritual orientation embedded within human creation. In this context, the study highlights the distinction between fiṭrah and ṭabīʿah, noting that while ṭabīʿah refers to biological or instinctual human characteristics open to alteration, fiṭrah is traditionally understood to reflect a deeper spiritual constitution. Building on this conceptual framework, this study investigates whether advancements in biotechnology—particularly genetic modification, epigenetic interventions, and neurobiological manipulation—pose a potential challenge to the integrity of fiṭrah. Through a comparative analysis, classical Kalām positions on human nature and divine endowment are examined alongside contemporary scientific findings on genetic variability, brain plasticity, and the dynamic interplay between heredity and the environment. This interdisciplinary approach allows the study to assess not only whether genetics can shape human behavior, cognitive tendencies, or predispositions, but also whether such alterations could extend to the metaphysical and moral aspects associated with fiṭrah. The findings suggest that while genetic interventions may significantly influence biological structures and even contribute to shaping certain behavioral or cognitive features, these changes do not penetrate the core of the fiṭrah. The moral and spiritual dimensions that constitute fiṭrah remain unaffected by material alterations because, according to Islamic thought, fiṭrah is grounded in divine orientation that cannot be biologically engineered or dismantled. However, this study acknowledges that human choices, upbringing, cultural conditions, and environmental factors may obscure, distort, or suppress the expression of fiṭrah without altering its essential nature. Ultimately, the study concludes that although biotechnology can transform aspects of human biology and potentially expand the limits of human capability, it does not possess the capacity to fundamentally modify the divinely endowed structure represented by the fiṭrah. This conclusion reaffirms fiṭrah as a stable ontological constant within Islamic anthropology, which remains intact regardless of scientific or technological intervention.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Kelam |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 19 Kasım 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 14 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 2 |