yok
Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması (TGSS) bulgularına göre genç bireyler arasında yalnızlık hissinin daha yaygın olduğu tespit edilmiştir. Gençlik döneminde bireyi karakterize eden değerler, duygular ve düşüncelerin sıklıkla değişmesi ve gelişmesi nedeniyle, bu dönemdeki bireyler özellikle yalnızlık karşısında savunmasızdır denilebilir. Daha derin bir yalnızlık hissi olan varoluşsal yalnızlık, aynı zamanda nihai yalnızlık olarak da tanımlanan yalnızlığın bir yönüdür. Anlamsızlık, kendini anlaşılır kılmak veya duyguları ifade etmek, özellikle genç bireyler için varoluşsal yalnızlık deneyimlemek için potansiyel tetikleyicilerdir. Ancak, literatüre bakıldığında yalnızlık çeşitli ruhsal ve fiziksel sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmiş olsa da gençlik döneminde varoluşsal yalnızlık deneyimleyen bireyler hakkında yeterince çalışma yapılmadığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda çalışmada ilk yetişkinlik döneminde olan bireylerin dindarlık ile varoluşsal yalnızlıkları arasındaki ilişkide fonksiyonel olmayan tutumların aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın etik onayı Gümüşhane Üniversitesi Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu’ndan 28/05/2025 tarihinde (onay numarası 2025/5) alınmıştır. Çalışmaya 18-29 yaş aralığında değişen 408 (294 kadın 114 erkek) katılımcı dâhil edilmiştir. Veriler; Dindarlık Ölçeği, Varoluşsal Yalnızlık Ölçeği ve Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler IBM SPSS AMOS ve SPSS eklenti modülü PROCESS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Korelasyon analizi sonuçları, dindarlığın varoluşsal yalnızlık ve fonksiyonel olmayan tutumlar ile negatif ilişkili; varoluşsal yalnızlık ve fonksiyonel olmayan tutumların ise birbirleri ile pozitif yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca, yapılan analizlerde fonksiyonel olmayan tutumların dindarlık ile varoluşsal yalnızlık arasındaki ilişkide aracılık rolünün olduğu belirlenmiştir. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen aracılık analizi PROCESS makrosu (Model 4) kullanılarak yürütülmüştür. Bu bağlamda, bireylerin işlevsel olmayan tutumları azaltmayı ve daha sağlıklı bir öz-kavrayış geliştirmeyi amaçlayan psikolojik müdahalelerin, özellikle ilk yetişkinlik dönemindeki bireyleri varoluşsal yalnızlığın olumsuz etkilerinden korumada etkili bir rol oynayabileceği öne sürülebilir. Bu sonuçlar dindarlığın genç bireylerdeki yalnızlık deneyimi üzerindeki etkisini açıklayan potansiyel psikolojik mekanizmalara ışık tutmaktadır.
Din Psikolojisi Dindarlık Varoluşsal Yalnızlık Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Gençlik Dönemi.
Çalışmanın etik onayı Gümüşhane Üniversitesi Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu’ndan 28/05/2025 tarihinde (onay numarası 2025/5) alınmıştır
yok
yok
yok
According to the findings of the Turkish General Social Survey (TGSS), feelings of loneliness are more prevalent among young people. Due to the frequent changes in values, emotions and thoughts that characterise individuals during this period of life, it can be said that they are particularly vulnerable to loneliness. Existential loneliness, a deeper form of loneliness, is also referred to as ultimate loneliness. Potential triggers for young individuals to experience existential loneliness include meaninglessness and the inability to make oneself understood or express one's feelings. However, loneliness has been associated with various mental and physical health problems, there is insufficient research on individuals experiencing existential loneliness during adolescence. Against this backdrop, the present study aims to examine the mediating role of dysfunctional attitudes in the relationship between religiosity and existential loneliness in individuals in early adulthood. Ethical approval for the study was granted by the Gümüşhane University Scientific Research and Publication Ethics Committee on 28/05/2025 (approval number 2025/5). The study included 408 participants (294 women and 114 men) aged between 18 and 29. Data were obtained using the Religiosity Scale, the Existential Loneliness Scale , and the Dysfunctional Attitudes Scale. These were analysed using IBM SPSS AMOS and the PROCESS add-on module for SPSS. Correlation analysis revealed that religiosity was negatively associated with existential loneliness and dysfunctional attitudes, while existential loneliness and dysfunctional attitudes were positively associated with each other. Additionally, the analyses revealed that dysfunctional attitudes played a mediating role in the relationship between religiosity and existential loneliness. The mediation analysis conducted within the scope of the study was performed using the PROCESS macro (Model 4). Interventions targeting dysfunctional attitudes and promoting a healthier self-concept/self-image could be crucial in safeguarding young adults against existential loneliness. These results shed light on potential psychological mechanisms that explain the effect of religiosity on loneliness experienced by young people.
Psychology of Religion Religiosity Existential Loneliness Dysfunctional Attitudes Adolescence
Çalışmanın etik onayı Gümüşhane Üniversitesi Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu’ndan 28/05/2025 tarihinde (onay numarası 2025/5) alınmıştır
yok
yok
yok
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Din Psikolojisi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Proje Numarası | yok |
| Gönderilme Tarihi | 2 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 19 Kasım 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 14 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 2 |