Rawls’ın Adalet Teorisi Işığında Küresel Adalet: Kozmopolitanizm, Toplumculuk ve Birleşmiş Milletler’in Normatif Sınırları
Öz
Küresel adalet, devlet egemenliği ile evrensel ahlaki sorumluluk arasındaki gerilimi merkeze alan tartışmalı bir alandır. Küreselleşmenin derinleştirdiği karşılıklı bağımlılık bu gerilimi daha da belirginleştirmekte, eşitsizliklerin hangi normatif ilkeler temelinde ele alınacağı sorusu ise yanıtsız kalmaktadır. Mevcut literatür, küresel adalet tartışmalarını ya tek bir yaklaşım ekseninde ele almakta ya da normatif bakışı kurumsal boyutla yeterince ilişkilendirememektedir. Bu boşluk Türkçe uluslararası ilişkiler literatüründe özellikle belirgindir. Rawls sonrası kozmopolitan ve toplumcu tartışmalar bu alanda yeterince ele alınmamaktadır. Bu boşluğu gidermek amacıyla çalışma, küresel adaletin hangi normatif varsayımlar temelinde tanımlanabileceğini ve bu varsayımların ne ölçüde kurumsal karşılık bulduğunu sorgulamaktadır. Çalışma, küresel adaletin ne Rawls’ın ulusal ölçekle sınırlı normatif çerçevesiyle ne toplumcu yaklaşımlarla ne de kozmopolitanizmle tam olarak açıklanamayacağını ve çoğulcu hak temelli bir normatif çerçevenin gerekli olduğunu savunmaktadır. Bu araştırmada kuramsal yaklaşımlar normatif bir perspektiften karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Rawls’ın A Theory of Justice ve The Law of Peoples eserleri, kozmopolitan (Beitz, Pogge, Caney, Nussbaum) ve toplumcu (Miller, İngiliz Okulu, Walzer, Sandel) yaklaşımlarla birlikte ele alınmıştır. Rawls’ın adalet ilkelerinin küresel düzeydeki güçlükleri gösterilmiş, kozmopolitan ve toplumcu yaklaşımlar karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Birleşmiş Milletler’in normatif ilkeleri kurumsal pratiğe taşımadaki yetersizliği her iki yaklaşımın sınırlarını açığa çıkarmaktadır. Makalenin özgün katkısı, Rawls’ı hem kurucu metin hem de aşılması gereken sınır olarak konumlandırması, çoğulcu hak temelli bir sentez inşa etmesi ve bu tartışmayı Birleşmiş Milletler’in kurumsal yapısıyla ilişkilendirmesidir. Bulgular, evrensel asgari hakları somutlaştıran ve toplulukların kültürel farklılıklarını kurumsal biçimlerde tanıyan çoğulcu hak temelli bir normatif çerçevenin her iki yaklaşımın sınırlılıklarını giderdiğini göstermektedir.
Anahtar Kelimeler
Destekleyen Kurum
Çalışma için herhangi bir kurum, kişi veya projeden destek alınmamıştır.
Etik Beyan
Çalışma herhangi bir tez veya bildiriden üretilmemiştir.
Bu çalışmanın İngilizce bölümlerinin çevirisinde ve dil ile üslup düzenlemesinde Claude (Anthropic, Claude Sonnet 4.6) yapay zekâ aracından yararlanılmış, ayrıca atıf ve kaynakça biçimlendirmesinde destek alınmıştır. Yapay zekâ destekli tüm içerikler yazar tarafından gözden geçirilmiş, doğrulanmış ve düzenlenmiştir.
Çalışma tek yazarlıdır.
Herhangi bir kurum veya kişi ile çıkar çatışması bulunmamaktadır.
Etik Kurul onayına gerek bulunmamaktadır.
Ölçek iznine gerek bulunmamaktadır.
Global Justice in the Light of Rawls’s Theory of Justice: Cosmopolitanism, Communitarianism and the Normative Limits of the United Nations
Öz
Global justice is a contested field that centers on the tension between state sovereignty and universal moral responsibility. The interdependence deepened by globalization has made this tension more pronounced, while the question of which normative principles should guide the addressing of inequalities remains unanswered. The existing literature either approaches global justice debates from a single perspective or fails to adequately connect normative frameworks with institutional dimensions. This gap is particularly pronounced in Turkish international relations scholarship, where post-Rawlsian cosmopolitan and communitarian debates remain underexplored. To address this gap, this study examines the normative foundations of global justice and their institutional correspondence in the international system. This study argues that global justice cannot be fully explained through Rawls’s nationally bounded framework, communitarian approaches, or cosmopolitanism, and that a pluralist rights-based framework is necessary. Adopting a normative and comparative approach, the study examines Rawls’s A Theory of Justice and The Law of Peoples alongside cosmopolitan approaches by Beitz, Pogge, Caney, and Nussbaum, and communitarian approaches by Miller, the English School, Walzer, and Sandel. The study shows that Rawls’s principles face serious challenges at the global level, and reveals how the United Nations’ institutional inadequacy exposes the limitations of both approaches. The article's contribution lies in repositioning Rawls as both a foundational reference and a limitation, constructing a pluralist rights-based synthesis, and connecting this debate to the United Nations. The findings demonstrate that a pluralist rights-based framework grounding universal minimum rights and recognizing cultural differences addresses the limitations of both approaches.
Anahtar Kelimeler
Destekleyen Kurum
No support was received from any institution, individual, or project for this study.
Etik Beyan
This study has not been derived from any thesis or conference paper.
Claude (Anthropic, Claude Sonnet 4.6) was used to assist with translating the manuscript from Turkish into English, refining language and style, and formatting citations and references according to journal guidelines. All AI-assisted content was reviewed, verified, and edited by the author.
This study is single-authored
There is no conflict of interest with any institution or individual.
Ethics Committee approval is not required.
Scale permission is not required.