MANDALA EXPERIENCE SPACE AS A PARTICIPATORY ART PRACTICE
Öz
This study proposes an original Experience Space Modeling Framework that integrates the principles of inner integration and spiritual inquiry embedded in mandala philosophy with the collective and performative practices of participatory art. The primary aim of the research is to develop an applied model that transcends the object-centered boundaries of traditional art by shifting the focus from the completed artwork to the interactive experience itself, and to examine the effects of this model on participants’ emotional states and spiritual awareness. Grounded epistemologically in the researcher’s practical expertise across artistic disciplines associated with the four classical elements, the study adopts A/r/tography, an arts-based qualitative research methodology, together with a convergent parallel mixed-methods design in which quantitative and qualitative data were collected and integrated concurrently. The study included forty participants (N = 40) recruited through purposive sampling for the implementation conducted at the Faculty of Fine Arts, Yeditepe University. The proposed model brought together ebru (paper marbling), ceramics, music, painting, and mandala practices within an integrated experiential cycle. Data were collected through a structured questionnaire incorporating both quantitative scale items and qualitative open-ended questions. Findings derived from the mixed-methods analyses indicate that this interdisciplinary experiential cycle has the potential to foster psychological and spiritual awareness among participants. Qualitative analyses conducted within the framework of the Indian aesthetic concept of rāsa suggest that the artistic experience contributed to emotional regulation, inner calmness, and self-awareness. Furthermore, multivariate regression analyses revealed that the collective mandala-making phase was the most influential factor positively affecting participants’ overall emotional state. Overall, the study aims to contribute to literature by introducing a novel participatory art model with the potential to facilitate processes of inner transformation while supporting individual creativity through collaborative engagement.
Anahtar Kelimeler
KATILIMCI SANAT UYGULAMASI OLARAK MANDALA DENEYİM ALANI
Öz
Bu araştırma, mandala felsefesinin içsel bütünleşme ve ruhsal arayış prensiplerini, katılımcı sanatın kolektif ve performatif uygulamaları ile birleştiren özgün bir “Deneyim Alanı Modelleme Önerisi” sunmaktadır. Araştırmanın temel amacı, geleneksel sanatın nesne merkezli sınırlarını aşarak odağı bitmiş eserden interaktif deneyim sürecine kaydıran uygulamalı bir model kurgulamak ve bu modelin katılımcıların duygu durumları ile tinsel farkındalıkları üzerindeki etkisini incelemektir. Epistemik temelini araştırmacının dört elementle eşleşen sanat disiplinlerindeki uygulamalı uzmanlığından alan bu çalışmada, sanat temelli nitel araştırma modellerinden A/r/tografi metodolojisi ile nicel ve nitel verilerin eş zamanlı toplanıp entegre edildiği yakınsayan paralel karma yöntem tasarımı benimsenmiştir. Araştırmanın kapsamını, Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde gerçekleştirilen uygulamaya amaçlı örnekleme yöntemiyle dahil olan kırk katılımcı (N=40) oluşturmaktadır. Ebru, seramik, müzik, resim ve mandala uygulamalarını bütünsel bir döngüde buluşturan bu modelde veriler, nicel ölçek maddelerini ve nitel açık uçlu soruları eş zamanlı barındıran yapılandırılmış bir anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Karma yöntemlerle çözümlenen bulgular, disiplinler arası bu döngünün katılımcılarda psikolojik ve tinsel farkındalık üretebileceğini göstermiştir. Hint estetik teorisindeki rāsa kavramı ekseninde yapılan niteliksel analizler, sanatsal deneyimin katılımcılarda duygusal regülasyon, dinginlik ve öz farkındalık sağladığına işaret etmekte; çok değişkenli regresyon analizleri ise kolektif mandala yapım aşamasının genel duygu durumunu en yüksek oranda pozitif etkileyen ana etken olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, çalışma katılımcı sanatın bireysel yaratıcılığı sinerjik olarak destekleyebileceğini belirterek literatüre içsel dönüşüm potansiyeli taşıyan bir model kazandırmayı hedeflemektedir.
Anahtar Kelimeler
Destekleyen Kurum
Yeditepe Üniversitesi LEE Enstitüsü Plastik Sanatlar ve Resim Ana Bilim Dalı
Etik Beyan
Bu tezin kendi çalışmam olduğunu ve bu tezde yer alan tüm bilgilerin, akademik ve etik kurallara uygun bir şekilde toplandığını ve sunulduğunu beyan ederim. Bu kuralların gerektirdiği şekilde tüm materyal ve sonuçları tam olarak atıfta bulundum ve referans gösterdim. Tezde kullanılan materyallerin telif hakkı gerektirmesi halinde gerekli izinler alınmış olup, bu tez çalışması herhangi bir intihal içermemektedir.
Bu tezin daha önce başka bir kişi tarafından yazılmış ya da yayımlanmış hiçbir materyali ya da metnini gerekli bilgilendirmenin yapıldığı durumlar dışında hiçbir bölümünü bu üniversitede ya da başka bir üniversitede başka bir tez çalışması olarak sunmadığımı beyan ederim. Bu durumların aksi halinde ortaya çıkabilecek her türlü yasal sorumluluğu kabul ediyorum.
Teşekkür
Tez danışmanım Doç. Dr. Şevket Cem Onat bu çalışma boyunca bana yol gösterdiği, değerli önerilerde bulunduğu ve sabrıyla beni desteklediği için teşekkür ederim.