U.S.–Iranian relations began with missionary activities in the nineteenth century and deepened throughout the twentieth century, influenced by great-power rivalry, wars, and shifting international orders. Following the Second World War, Iran’s growing geopolitical significance led the United States to consolidate its position in the country. Relations initiated during the Reza Shah period evolved into a close alliance under Mohammad Reza Shah. In an effort to contain Soviet influence, Washington provided sustained support to the Shah’s regime. It became directly involved in critical developments, most notably the nationalization of oil and the 1953 coup. By the 1970s, however, détente and the global oil crisis increasingly exposed tensions between the Shah’s policies and American interests. The Iranian Revolution of 1979 and the subsequent Hostage Crisis marked a fundamental rupture in U.S.-Iran relations. Beyond consolidating the legitimacy of Iran’s new regime, the crisis, as reflected in American archival records, brought into sharp relief the hesitations, disagreements, and coordination problems that characterized U.S. policy during the crisis, particularly among the State Department, the White House, the National Security Council, and intelligence agencies. Drawing on U.S. archival documents, this study examines the American administration's initial responses to the crisis and evaluates both its short-term impact on U.S. regional maneuverability and its long-term implications for Washington’s Middle East strategy.
ABD–İran ilişkileri, 19. yüzyıldaki misyonerlik faaliyetleriyle başlamış; 20. yüzyıl boyunca büyük güç rekabeti, savaşlar ve değişen uluslararası düzenin etkisiyle derinleşmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında İran’ın artan jeopolitik önemi, ABD’nin bu ülkedeki konumunu güçlendirmesine yol açmış ve Rıza Şah döneminde temelleri atılan ilişkiler, Muhammed Rıza Şah döneminde yakın bir müttefiklik ilişkisine dönüşmüştür. SSCB’nin bölgedeki etkisini sınırlama hedefi doğrultusunda Washington yönetimi, Şah rejimini uzun süre desteklemiş; petrolün millileştirilmesi süreci ve 1953 darbesi gibi kritik gelişmelere doğrudan müdahil olmuştur. Ancak 1970’lere gelindiğinde, detant ortamı ve petrol kriziyle birlikte Şah’ın izlediği politikalar ABD çıkarlarıyla giderek daha fazla uyuşmazlık göstermeye başlamıştır. Ancak 1979’da gerçekleşen İran Devrimi ve ardından yaşanan Rehine Krizi, ABD–İran ilişkilerinde köklü bir kırılma yaratmıştır. Bu kriz, İran’daki yeni rejimin meşruiyetinin pekişmesinde önemli bir eşik oluştururken, ABD’nin kriz sürecindeki politikası açısından ise, Dışişleri Bakanlığı, Ulusal Güvenlik Konseyi, Beyaz Saray ve istihbarat kurumları arasında Amerikan arşiv belgelerine yansıyan görüş ayrılıklarını ve karar alma süreçlerindeki uyum sorunlarını belirgin hâle getirmiştir. Çalışma, 1979 İran Rehine Krizi sürecinde ABD yönetiminin kriz karşısındaki ilk tepkilerini ve dış politika uygulamalarını, Amerikan arşiv belgeleri temelinde incelemektedir. Çalışmada, krizin ABD’nin bölgesel politikası üzerindeki kısa vadeli etkileri ile Washington’ın Orta Doğu stratejisinde yol açtığı uzun vadeli dönüşüm, tarihsel bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türk Dış Politikası, Uluslararası İlişkiler (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 22 Ocak 2025 |
| Kabul Tarihi | 25 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 22 Sayı: 3 |
KSÜ Sosyal Bilimler Dergisi ULAKBİM-TR Dizin tarafından dizinlenen hakemli ve bilimsel bir dergidir.