Türk ve İran ilişkilerinin tarihi İslamiyet öncesi dönemlere kadar dayanmaktadır. Yaşadıkları coğrafyada güçlü devletlere sahip olan bu iki millet uzun dönemler boyunca sürekli rekabet içinde olmuşlardır. Osmanlı Devleti’nin fiilen sona ermesinden sonra Atatürk liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, her yönden şekillenen dünyanın yeni düzenine modern yapısıyla uyum sağlamıştır. Atatürk, öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını devam ettirmesi ve gelişmesi için her yönden bağımsız olması gerektiğine inanmıştır. Dolayısıyla Atatürk Döneminde bölgesel güvenlik ve topraklarının bütünlüğünü korumak, devletin esas politikası olmuştu. Bu doğrultuda Atatürk, tüm sınır komşularıyla olan ilişkilerinin düzeltilmesi ve geliştirilmesine büyük önem vermiş; sorunlarının diplomasi kanalıyla çözülmesi için bölge devletleri ile önemli antlaşmalar yapmıştır. Bu dönemde Türkiye ile İran arasında diplomatik olarak en kritik sorunlar arasında; sınırların belirsizliği, sınır güvenliği ve bazı aşiretlerin tutarsız eylemleri yer almaktaydı. Ancak 1921’de İran’da meydana gelen halk ayaklanması sonucunda yeni yönetime gelen Rıza Şah, Türkiye ile tarihi sorunları bir tarafa bırakarak ikili ilişkilere önem verip dostane bir tavır sergilemeye çalışmıştır. Özellikle yeni yönetimin, Türkiye ile arasındaki sınır ihlallerini çözme noktasında gösterdiği çaba iki kadim devleti birbirine daha fazla yakınlaştırmıştır. Bu çalışmada Atatürk Dönemi Türkiye ve Şah Rıza yönetiminde olan İran arasındaki diplomatik ilişkiler detaylı bir şekilde değerlendirilmeye çalışılmıştır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Cumhuriyeti Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 4 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 24 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Nisan 2026 |
| IZ | https://izlik.org/JA76DD54SL |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 23 Sayı: 1 |
KSÜ Sosyal Bilimler Dergisi ULAKBİM-TR Dizin tarafından dizinlenen hakemli ve bilimsel bir dergidir.