İnsanların yaratılış gayeleri olan kulluk görevlerinde ve dünya sınavlarında başarılı ola-bilmeleri ve günahlardan uzak durabilmeleri için Kur’ân’ın rehberliğinden faydalanmaları, emir ve yasaklarına uyabilmeleri için Kur’an’ı doğru anlamaları gerekir. Kur’an her konuda olduğu gibi ibadet, sevap kazanma ve günahtan uzak durma ve kurtulma konularında da rehberlik et-mektedir. Sevap kazanmanın yolu iman edip ilahî emirlere uymak ve ilahî yasaklardan sakın-mak, günahlardan kurtulmanın yolu, günahlara pişman olup tövbe etmek ve salih ameller işle-mektir. Bu hususu ifade eden âyetlerden biri Hûd sûresinin 114. âyetidir. Âyet üç hüküm içer-mektedir. Birinci hüküm, bütün peygamberliğin tebliğinde var olan namaz ibadetidir. Yüce Al-lah, âyette Hz. Peygamberin şahsında müminlere namaz kılmayı bağlayıcı bir üslupla emretmek-tedir. Bu itibarla namaz, farz-ı ayın bir görevdir. Kur’an’da namazların vakitlerine işaret edilmiş, detayı Hz. Peygamberin açıklamasına bırakılmıştır. Çünkü Peygamberin Kur’ân tebliği gibi hü-kümlerini açıklama görevi de vardır. İkinci hüküm, iyi amellerin kötü amelleri gidermesidir. Bu hüküm, müphemdir, çünkü “hasenât” olarak ifade edilen iyi amellerin “seyyiât” olarak zikredi-len hangi kötü amelleri gidereceği, âyette sözü edilen iyi amellerin, kötü amelleri giderip yok etmesi ile ne kastedildiği açık değildir. Makalemizde konumuz olan âyetin hangi anlamları içer-diği, Kur’an ve Sünnet bütünlüğü içerisinde değerlendirilecektir. Müfessirler iyi amellerin, hangi kötü amellerin affına vesile olacağı konusunda ittifak edememişlerdir. Mutezile mezhebi âlimle-ri, büyük günahlardan kurtulmak için tövbe etmenin şart olduğunu söylerken, Ehl-i Sünnet âlim-leri, konumuz olan âyet ve benzerlerini delil alarak insan hakları hariç salih ameller vesilesi ile veya musibetlere sabır sebebiyle veya yüce Allah’ın kendi lütfu ile tövbe etmeden de büyük günahların affedebileceğini söylemişlerdir. Üçüncü hüküm, Kur’an’ın bir öğüt olduğu ve bun-dan müminlerin ders alacağı hususudur. Âyette geçen ذكرى “öğüt”, Allah’ın emir ve yasakları, ilke ve hükümleri, الذاكرين “öğüt alanlar” ile kastedilenler, Kur’an’ı Allah kelamı olarak kabul eden ve ilâhî hükümleri hayatına hâkim kılan müminlerdir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Tefsir |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 3 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 19 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Mart 2026 |
| IZ | https://izlik.org/JA38TX98AJ |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 10 Sayı: 1 |
Kastamonu İlahiyat Fakültesi Dergisi Creative Commons Atıf 4.0 International License (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.