KÜLTÜREL BELLEĞİN HÜZÜNLÜ TAŞIYICILARI: DİYARBAKIR NİNNİLERİNDE ACI, KEDER VE AĞIT TEMALARI
Öz
Bu çalışma, Diyarbakır yöresine ait ninnilerin duygu dünyasında belirleyici bir yer tutan acı, hüzün ve keder temalarını merkeze alarak bu sözlü gelenek ürünlerinin toplumsal yapı, kültürel hafıza ve kadın deneyimiyle nasıl iç içe geçtiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Ninniler, yüzeyde bebeği sakinleştirme ve uyutma işlevi üstlenen basit sözlü ürünler gibi görünse de özellikle Diyarbakır gibi tarihsel süreçte çatışmalar, göç hareketleri, ekonomik yoksunluklar, erken ölümler ve kırılgan aile yapılarıyla karşı karşıya kalmış bir coğrafyada, kadınların iç dünyasını biçimlendiren derin duygusal kodları barındıran çok katmanlı anlatı alanlarına dönüşmektedir. Bölgedeki kadınların sosyal konumları, aile içindeki sorumlulukları, annelik deneyimleri ve hayata dair beklentileri ninni sözlerine yansırken ayrılık, ölüm, hastalık, yoksulluk, çaresizlik ve toplumsal baskı gibi temalar ninnilerin zaman zaman ağıt formuna yaklaşmasına neden olmaktadır. Özellikle çocuğunu kaybeden annenin feryadı, evladının geleceğine dair duyduğu kaygı ya da çocuk sahibi olamamanın doğurduğu toplumsal baskı gibi duygusal yoğunluğu yüksek konular, Diyarbakır ninnilerinde hüzün eksenli bir anlatının oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Bu bağlamda ninniler, yalnızca bireysel duygulanımları değil, aynı zamanda kadınların yaşadığı kolektif travmaları ve tarihsel kırılmaları da dile getiren sembolik anlatılar olarak öne çıkmaktadır. Ninnilerde tekrar eden ezgisel yapıların ağıt diliyle iç içe geçmesi hem bireysel acının hem de toplumsal kaderin melodik bir dille aktarılmasını sağlamaktadır. Bu yönüyle Diyarbakır ninnileri, kadınların çoğu zaman kamusal alanda ifade edemediği duygularını, anne–çocuk ilişkisi üzerinden görünür kılan bir kültürel hafıza mekânı niteliği taşımaktadır. Ninniler aracılığıyla aktarılan bu duygusal miras, kuşaktan kuşağa aktarılarak hem toplumsal belleğin sürekliliğini sağlamakta hem de kadın deneyiminin sözlü kültürdeki izlerini derinleştirmektedir Çalışmanın temel amacı, Diyarbakır ninnilerinde yer alan acı, hüzün ve keder temalarını ortaya koymak; bu temaların hangi toplumsal ve kültürel bağlamlarda üretildiğini analiz etmektir. Araştırma, Diyarbakır merkez ve çevre ilçelerinden derlenen ninni metinleriyle sınırlıdır. Yöntem olarak nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş; içerik analizi ve tematik analiz teknikleri kullanılarak ninnilerdeki duygu örüntüleri, sembolik anlatım biçimleri ve tekrar eden temalar incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler
Sözlü Kültür, Ninni, Lori, Ağıt, Hüzün ve Keder.
THE SAD BEARERS OF CULTURAL MEMORY: THEMES OF PAİN, SORROW AND LAMENT İN DİYARBAKIR LULLABİES
Öz
This study aims to examine how these products of oral tradition are intertwined with social structure, cultural memory and women's experiences, focusing on the themes of pain, sorrow and grief that occupy a central place in the emotional world of lullabies from the Diyarbakır region. Although lullabies appear to be simple oral products with the surface function of soothing and putting babies to sleep, in a geography such as Diyarbakır, which has faced conflicts, migration movements, economic deprivation, early deaths, and fragile family structures throughout its historical process, they become multi-layered narrative spaces that contain deep emotional codes shaping women's inner worlds. The social positions of women in the region, their responsibilities within the family, their experiences of motherhood, and their expectations of life are reflected in the words of lullabies, while themes such as separation, death, illness, poverty, helplessness, and social pressure sometimes cause lullabies to take on the form of dirges. In particular, emotionally intense subjects such as the cry of a mother who has lost her child, her anxiety about her child's future, or the social pressure caused by not being able to have children, lay the groundwork for the formation of a sorrow-centred narrative in Diyarbakır lullabies. In this context, lullabies stand out as symbolic narratives that express not only individual emotions but also the collective traumas and historical ruptures experienced by women. The intertwining of repetitive melodic structures with the language of lament in lullabies ensures that both individual pain and social destiny are conveyed in a melodic language. In this respect, Diyarbakır lullabies serve as a cultural memory space that makes visible the emotions that women are often unable to express in the public sphere, through the mother-child relationship. This emotional heritage, transmitted through lullabies, is passed down from generation to generation, ensuring the continuity of social memory and deepening the traces of women's experiences in oral culture. The main objective of this study is to reveal the themes of pain, sorrow and grief found in Diyarbakır lullabies and to analyse the social and cultural contexts in which these themes are produced. The research is limited to lullaby texts collected from Diyarbakır city centre and surrounding districts. A qualitative research approach was adopted as the methodology; content analysis and thematic analysis techniques were used to examine the emotional patterns, symbolic narrative forms, and recurring themes in the lullabies.
Anahtar Kelimeler
Oral Culture, Lullabies, Lori, Dirges, Sorrow and Grief.