İSTANBUL ŞEHRİ VE SU
Öz
İstanbul, Avrupa ve Asya’nın
birbirine iyice yaklaştığı, Çatalca-Kocaeli Yarımadası arasında yer alan
Boğaz’ın her iki tarafına hakim, oldukça geniş bir alana yayılmış; günden güne
hızla büyüyen gelişen bir şehirdir.
Bu büyüme ve gelişmede sözü
edilen yörenin coğrafî konumu, yerleşmeye uygunluğu bakımından arazinin yapısı
ve sade bir rölyef sunması, ayrıca klimatik faktörler ile hidrolojik özellikler
büyük rol oynamıştır.
Karadeniz’i Marmara Denizi’ne
bağlayan boğaz, İstanbul Boğazı adıyla bilinmekte ve bir tabiat harikası olarak
dikkati çekmektedir. Burası, büyük tonajlı gemilerin de geçişine uygunluğu
sebebiyle Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkelerin deniz yoluyla Akdeniz’e
ulaşmaları için zorunlu geçiş yeridir. Atlas Okyanusumdan Cebel-i Tarık Boğazı
vasıtasıyla Akdeniz’e geçen gemiler ile Hint Okyanusumdan Kızıldeniz’e ve
oradan da Süveyş Kanalı vasıtasıyla Akdeniz’e ulaşan gemilerin Karadeniz’e
açılmaları söz konusu olduğunda İstanbul Boğazımı geçmek zorunda kalacaklardır.
Çatalca-Kocaeli Yarımadası
arasında yer alan bu boğazın açılışı, Altın Boynuz adı verilen Haliç’in
teşekkülü, sularını Karadeniz ve Marmara Denizime boşaltan akarsuların belirgin
hale gelmesi, Karadeniz kıyısındaki Durusu Gölümün oluşumu, ayrıca Marmara
Denizi kıyısında Küçükçekmece ve Büyükçekmece göllerinin meydana gelişi
Plio-Kuaterner’de gerçekleşmiştir. Böylece bunlar, belirli dönemlerde büyüyen,
gelişen İstanbul’un su rezervuar alanları olarak değerlendirilmektedir.
İstanbul’un ilk nüvesi Sarayburnu
ile Sultanahmet arasında yer almıştır. İlk şehir, M.Ö. 658 yılında burada
kurulmuştur. İstanbul, M. S. 395’de Roma hakimiyetine geçmiş ve Doğu Roma
İmparatorluğumun başkenti olmuştur.
1453 yılında ise İstanbul Türk
hakimiyetine geçmiştir. Şehrin bugünkü nüfusu 10.000.000 civarındadır.
Roma-Bizans Dönemi’nde şehrin su
ihtiyacı bazı kaynaklar, kuyular ve sarnıçlardan karşılanıyordu. Bu dönemde
sarnıç yapımına önem verilmiştir. Açık ve kapalı olan bu sarnıçlar ayrıca birer
sanat yapışıdırlar. Bunlar arasında en önemlisi Yerebatan (Bazilica Cistern)
Sarnıcı’dır. 140 x 170 m. ebadındadır. Su ile dolu olduğunda 80.000 m3 hacim
oluşturmaktadır.
Osmanlı Dönemi’nde ise şehrin su
ihtiyacının karşılanmasına büyük önem verilmiştir. Öncelikle mevcut tesisler
onarılmış; bunlara yenileri eklenmek suretiyle evlerin, sarayların,
medreselerin, aş evlerinin, şadırvanların ihtiyacı olan su, zamanında
karşılanmıştır. Bu maksatla akarsuların uygun yerlerine bendi er inşa etmişler
ve bu rezervuarlardaki suları kemerler (su yolu) aracılığıyla şehre
akıtmışlardır.
Cumhuriyet Dönemi’nde daha önce
yapılanlara yenileri eklenmiştir. Eski tesisler onarılmış ve bazı ilaveler
yapılmıştır. Yeni tesisler arasında Elmalı Barajı, Alibeyköy Barajı, Ömerli
Barajı, Darlık Barajı, Büyük Çekmece Barajı, Yeşilvadi Regülatörü, Düzdere,
Kuzulu Dere, Büyük Dere Kazandere, Papuçdere barajları yer almaktadır.
Durusu Gölü de dahil olmak üzere
yapılmış tesislerden bugün İstanbul’a günde 1.5 milyon m3 su verilmektedir. Bu
da bugün İstanbul’un su ihtiyacını karşılamaktadır. Ayrıca daha büyük projeler
(Melen Projesi vd.) üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
- D.S.İ. -1986: Büyük İstanbul İçme-Kullanma Suyu Temini Projesi.
- İ.S.K.İ. -1990 : İ.S.K.İ. Çalışmaları Bilgilendirme Dosyası. İstanbul.
- İ.S.K.İ. -1990-1999 : Çeşitli Bilgilendirme Bültenleri.
- SELÇUK BİRİCİK, A. -1998 Türkiye Hidrografyası Ders Notları. (Basılmamış) İstanbul.
- SELÇUK BİRİCİK, A. -1989 : Türkiye Hidrografyası Haritası (1/800.000 öl- Ed. Fak. Yay. çekil) İstanbul.
- YALÇINLAR, 1.-1976: Türkiye Jeolojisi’ne Giriş. İst. Univ. no.2089 İstanbul.
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
Beşeri Coğrafya
Bölüm
Araştırma Makalesi
Yazarlar
Ali Selçuk Biricik
Bu kişi benim
Yayımlanma Tarihi
9 Ekim 2013
Gönderilme Tarihi
1 Ocak 1998
Kabul Tarihi
-
Yayımlandığı Sayı
Yıl 1998 Sayı: 2