The medieval period of Anatolia witnessed raids and wars, as well as religious and cultural interac-tions dating back to the Ottoman Empire. When the Danishmends, one of the first principalities to make Anatolia their homeland, settled in Sivas, Tokat, Amasya, Kayseri-Cappadocia region, the first similarities began to be established between the rituals and symbols of the Turkish-Islamic belief and those of Christianity. One of the most striking of these similarities is the one established between Khidr and St. George. Khidr took his name from the Arabic root hıdr/hadr, meaning greenery, be-cause it was believed that the places he stepped on turned green and blossomed. Because of this belief, Khidr is identified with spring/summer. Another characteristic of Khidr is that he is the “help-er”, which is also encountered in Turkish epics. When we look at the content of these epics in the early Turkish-Islamic period, Khidr is mentioned with different names as a savior hero. According to these beliefs, Khidr is both the person who brings spring and the hero. The themes of heroism and spring are also common in the Anatolian soldier saints, St. George and St. Theodore. St. Theodore is from Amasya, St. George is from Cappadocia, and depictions of both of them slaying dragons with spears on horseback are seen in different regions of Anatolia, especially in Cappadocia churches. Although these depictions prioritize the heroic theme, they are also thought to be related to spring. When the churches dedicated to St. George and the shrines of Khidr are compared, the closeness of the regions is striking. The fact that St. George and Khidr have the same representation in different religions, which can be established through the similarity of the sacred figures of two different be-liefs and the regions dedicated to them, has found its place in travelogues, the lives of local people and even in Ottoman documents. In this context, it is thought that the “colonizer Turkish dervishes” who are known to have played an important role in the process of Turkification and Islamization of Anatolia and the sects that are far from strict Islam, especially the Alevi-Bektashi culture, have had significant effects. When we look at the Alevi beliefs about Khidr, the fact that the days of Khidr of the Alevis correspond to the harshest months of winter, January and February, and the narrative of Khidr coming to the world on March 21 and waking up nature by hitting his staff, shows parallels with Nevruz, the day they melted the iron mountain in the Ergenekon Epic and were saved. Based on the depictions of St. George and St. Theodore, it is seen that the theme of killing the dragon is identi-fied with abundance along with heroic stories. The study also focuses on the benign and malevolent meanings of the dragon figure. It is seen that from the Epic of Gilgamesh to the heroic stories of the Middle Ages, killing the dragon is used in the themes of light defeating darkness or ending drought. A narrative about this occurs in the Hittites' Purulliya Festival celebrations. According to Hittite texts, Purulliya is a spring festival that lasts from March-April to June and during which kings go on cult journeys. When we look at the cities where Purulliya is celebrated, we see that Tokat, Amasya, Çorum and Yozgat, where there are churches dedicated to St. George and Hıdırlıks are present in all three beliefs. It is believed that Illuyanka, who has a dragon-like appearance and is thought to cause drought, was killed by the Storm God, ending the drought and bringing abundance and spring. It is understood that the killing of the dragon is identified with the arrival of spring in the Hittites.
Anadolu Orta Çağ dönemi akınlar ve savaşlar kadar, Osmanlı’ya değin uzanan dinî ve kültürel etkileşimlere de tanıklık etmiştir. Anadolu’yu yurt edinen ilk beyliklerden olan Danişmentliler, Sivas, Tokat, Amasya, Kayseri-Kapadokya bölgesine yerleştiklerinde Türk-İslam inanışına ait ritüel ve sembollerle, Hristiyanlığa ait olanlar arasında ilk benzerlikler kurulmaya başlanmıştır. Bu benzerlik-ler arasında dikkat çekici olanlardan biri Hızır ile Aziz George arasında kurulandır. Hızır, adını Arap-ça yeşillik anlamına gelen hıdr/hadr kökünden almıştır çünkü bastığı yerlerin yeşillendiği ve çiçek-lendiğine inanılır. Bu inanış sebebiyle Hızır bahar/yazla özdeşleşmiştir. Hızır’ın diğer özelliği Türk destanlarında da karşılaşılan “yardım eden kişi” olmasıdır. Erken Türk-İslam dönemindeki bu des-tanların içeriğine bakıldığında Hızır kurtarıcı bir kahraman olarak farklı isimlerle anılır. Bu inanışlara göre Hızır hem baharı getiren kişi hem de kahramandır. Kahramanlık ve bahar temaları Anadolulu asker azizler Aziz George ve Aziz Theodore’da da ortaktır. Aziz Theodore Amasyalı, Aziz George ise Kapadokyalıdır ve ikisinin de at üstünde mızrakla ejder öldürdükleri tasvirleri başta Kapadokya kiliseleri olmak üzere Anadolu’nun farklı bölgelerinde görülür. Bu tasvirler kahramanlık temasını öncelese de baharla da ilişkili olduğu düşünülmektedir. Aziz George’a adanmış kiliseler ve Hızır makamları karşılaştırıldığında, bölgelerin yakınlıkları dikkat çekicidir. İki ayrı inanışın kutsal figürleri ve onlara adanmış bölgelerin benzerliği üzerinden kurulabilecek olan Aziz George ve Hızır’ın farklı dinlerde aynı temsile sahip olmaları, seyahatnamelerde, yerli halkın yaşayışında ve hatta Osmanlı belgelerinde kendine yer bulmuştur. Bu kapsamda Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması süre-cinde önemli rol oynadığı bilinen “kolonizatör Türk dervişlerinin” ve Ortodoks Müslümanlıktan uzak tarikatların, başta Alevi-Bektaşi kültürü olmak üzere etkilerinin önemli olduğu düşünülmekte-dir. Hızır ile ilgili Alevi inanışlarına bakıldığında, Alevilerin Hızır günlerinin kışın en sert geçen ocak-şubat aylarına tekabül etmesi ve Hızır’ın 21 Mart’ta dünyaya gelip asasını vurarak doğayı uyandır-ması anlatısı, Ergenekon Destanı’ndaki demir dağın eritip kurtuldukları gün olan Nevruz’la paralellik gösterir. Aziz George ve Aziz Theodore tasvirlerinden yola çıkılarak ejder öldürme temasının kahra-manlık hikâyeleriyle birlikte bereketle de özdeşleştirildiği görülür. Çalışma kapsamında ejder figürü-nün iyicil ve kötücül anlamları üzerinde de durulmuştur. Gılgamış Destanı’ndan Orta Çağ’ın kahra-manlık hikâyelerine kadar ejderin öldürülmesinin ışığın karanlığı yenmesi veya kuraklığın bitirilmesi temalarında kullanıldığı görülür. Bununla ilgili bir anlatı Hititler’in Purulliya Bayramı kutlamalarında karşımıza çıkar. Hitit metinlerine göre Purulliya mart-nisan aylarından hazirana kadar süren ve kralların kült gezilerine çıktıkları bahar bayramıdır. Purulliya’nın kutlandığı şehirlere bakıldığında, Aziz George’a adanmış kiliselerin ve Hıdırlıkların bulunduğu Tokat, Amasya, Çorum ve Yozgat’ın her üç inanışta da yer aldığı görülür. Ejder görünüme sahip ve kuraklığa sebep olduğu düşünülen Illuyanka’nın Fırtına Tanrısı tarafından öldürülüp, kuraklığın bittiği, bereketin ve baharın geldiğine inanılır. Anlaşılmaktadır ki ejderin öldürülmesi Hititler’de baharın gelişiyle özdeşleştirilir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kültürel çalışmalar (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 29 Ocak 2024 |
| Kabul Tarihi | 14 Ekim 2024 |
| Yayımlanma Tarihi | 11 Haziran 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.58242/millifolklor.1428021 |
| IZ | https://izlik.org/JA58AT64PW |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 19 Sayı: 146 |