Kuzey Kafkasya ve Karadeniz’in Kuzeyine Hun boyları ile birlikte gelen Bulgarlar esasında Avrupa Hunlarının yıkılışının ardından Ogur boylarının bir araya gelmesi ile Bizans müelliflerinin dikkatini çekmiş ve kaynaklarda onlar, Bulgar adı ile zikredilmeye başlanmışlardır. Bulgar; Onogur, Kutrigur ve diğer Ogur boylarının bir araya gelmesi ile oluşturulan birliğin adı olmuştur. Kafkasya ve Karadeniz’in kuzeyinde askerî yetenekleri ile kısa sürede hakimiyet sahasını genişlettiği görülen Bulgarlar Kubrat Han döneminde büyük bir devlet hâline gelmişlerdir. Kubrat Han’ın Asya Hun hükümdarı Motun’dan itibaren Hun hükümdarlarının çıktığı Tu-ku ailesi ile aynı aileden geldiği düşünülen Dulo ailesinden olduğu ve yaklaşık 60 yıl devletini idare ettiği ifade edilmektedir. Kendisi öldükten sonra devleti ayakta kalmayı başaramamış geride kalan evlatları da bölünerek Kuzey Kafkasya ve Karadeniz etrafında farklı bölgelere çekilmişlerdir. Tuna Havzası’na çekilen Asparuh tarafından Tuna Bulgar Devleti ve İtil Nehri havzasına çekilen Hun bakiyeleri ve Ogur boyları tarafından İdil Bulgar Devleti kurulmuştur. Özellikle IX. ve X. yy.’da bugünkü Tataristan topraklarında bulunan Bulgar şehri ve kurdukları diğer şehirlerde ticari ve askerî bakımdan bölgede hakimiyetlerini tesis etmişlerdir. İdil coğrafyasında ticaret ile meşgul olan ve İslam Dünyası ile temasta bulunan Bulgarlar zaman içerisinde eski dinlerini bırakarak İslam’a, Tuna Bölgesinde Slavlarla karışan Bulgarlar ise Hıristiyanlığı benimsemişlerdir. Yazılı kaynaklar bu iki devletin kurucuları, asli unsurları, siyasi arenaya çıkışları, çevrelerindeki dünya ile yürüttükleri ilişkileri, askerî varlıkları, savaşları vb. hakkında bilgiler verse de her iki dönemden geriye kalan maddi kültür kalıntıları onların sosyo-kültürel, folklorik ve inanç dünyasını aydınlatacak bilgiler içermektedir. Bu çalışmada, erken dönemlerden itibaren kök bakımından geldikleri topraklardaki gelenek ve göreneklerin izlerini hâlâ taşıyıp taşımadıkları irdelenmiştir. Bu çalışma Tuna Bulgarları ve İdil Bulgarlarının ölü gömme üsluplarını ve mezar kalıntılarını karşılaştırmalı olarak inceleyerek bu iki grubun sosyo-kültürel, dini ve folklorik dünyasına ışık tutmaktadır. Çalışma, her iki Bulgar grubunun kökenlerinden gelen geleneklerin defin pratiklerine ne ölçüde yansıdığını ve zamanla bu geleneklerin nasıl bir dönüşüm geçirdiğini, bu grupların defin geleneklerini şekillendiren yerel çevresel faktörler ve komşu kültürlerle olan etkileşimler ele alınmıştır. Tuna Bulgarlarının Hıristiyanlaşma süreci ile İdil Bulgarlarının İslamlaşma sürecinin mezar ve defin pratiklerine olan etkileri değerlendirilmiştir. Ayrıca, mezar yapılarındaki mimari özellikler, mezar hediyeleri, defin yönelimleri ve gömme ritüelleri incelenerek, bu grupların yaşadığı coğrafi çevre, kültürel etkileşimler ve dini dönüşümler arasındaki bağlantılar irdelenecektir. Çalışma, bu iki Bulgar devleti dönemindeki maddi kültür kalıntılarından hareketle, arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkarılan bulguların karşılaştırmalı değerlendirilmesi sonucunda ölü gömme anlayışlarındaki ortaklıkların ortaya konulmasını sağlamıştır.
Yok
yok
Dergi kuruluna, editörlere ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Following the collapse of the European Huns, the Bulgars-originally part of the Hun confederation that migrated to the North Caucasus and the northern Black Sea region-emerged in historical sources through the unification of various Ogur tribes. The name “Bulgar” came to represent this union, which included groups such as the Onogurs and Kutrigurs. Demonstrating significant military prowess, the Bulgars established a powerful state under Khan Kubrat, a member of the Dulo clan, believed to share lineage with the ruling family of the Asian Huns. After Kubrat’s death, the Bulgar state fragmented, and his sons dispersed into different regions. As a result, two major Bulgar polities emerged: the Danube Bulgar State, founded by Asparuh in the Danube Basin, and the Idil Bulgar State, established by Ogur and Hun remnants in the Idil River region. In the 9th and 10th centuries, the Idil Bulgars, settled in present-day Tatarstan, developed strong commercial and military structures and eventually adopted Islam through contact with the Islamic world. Meanwhile, the Danube Bulgars, who intermixed with Slavic populations, converted to Christianity. While written sources provide political and military narratives of these two Bulgar states, archaeological remains offer deeper insights into their socio-cultural, folkloric, and religious spheres. This study examines the burial beliefs and practices of both the Danube and Idil Bulgars in a comparative framework. It investigates to what extent these communities retained the funerary traditions of their steppe origins, and how these practices transformed under the influence of local environmental conditions and interactions with neighboring cultures. The impact of religious conversion-Christianization in the Danube region and Islamization in the Idil region-on burial customs is also evaluated. By analyzing burial architecture, grave goods, interment orientations, and funerary rituals, the study reveals the cultural continuities and changes that characterized the Bulgar approach to death and the afterlife. The comparative assessment of material culture and archaeological data sheds light on the shared and divergent aspects of funerary traditions in the two Bulgar states.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Sosyal ve Kültürel Antropoloji (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 20 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 31 Ağustos 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 18 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 19 Sayı: 148 |