Yunan ve Roma Çağlarında tuz sadece gıda maddesi olarak değil besinlerin konservasyonu, sağlık alanında antiseptik, hatta askerlere maaş ödemesi gibi öncelikli konuların çözümünde kullanılıyordu. Özellikle antibiyotiklerin ve buzdolaplarının olmadığı dönemlerde tuz hayati öneme sahipti. Ayrıca tuz, tütsüden sonra dinsel törenlerde kullanılmak üzere ticareti yapılan en önemli ikinci üründü. Tuza denizler, göller, kaynak suları ve kaya tuzu madenleri gibi farklı üretim yöntemleri ile ulaşmak mümkün olsa da her bölge tuz kaynakları açısından yeterli değildi. Tuz kaynakları zengin olan bölgeler hem tüketim hem de ticari açıdan diğer bölgelere avantaj sağlıyordu. Bu nedenle ekonomik değeri yüksek olan tuz kaynakları birçok kullanım alanı ve şekliyle antik kayıtlarda yerini almıştır. Troas’ın güney ucunda bulunan ve kaynak suyundan tuz üretimi yapılan Tragasai/Tragasae Tuzlası en önemli antik tuzlaların arasında yer almaktadır. Hellenicus’un fragmanlarına yapılan atıflar sayesinde tuzlanın MÖ5. yüzyıldan itibaren yüksek miktarda üretim yapan tuzlalardan biri olduğunu öğreniyoruz. Tuzlanın yayılım alanında yürütülen yüzey araştırmaları sonucunda tespit edilen mimari kalıntılar, seramik ve cam buluntular gibi arkeolojik veriler, bölgede Yunan ve Roma çağlarından Bizans ve Erken Osmanlı dönemine kadar üretimin sürdüğünü işaret etmektedir. Bunun yanı sıra arşiv belgeleri, seyyahların seyahatnamelerinde aktardıkları üretim yöntemleri ve etnoarkeolojik çalışmalarda elde edilen veriler tuzlanın MÖ5. yüzyıldan 2000’li yıllara kadar oldukça uzun bir süre kullanıldığını göstermektedir. Tuzlanın yaşanan sosyo-politik gelişmelere bağlı olarak belirli dönemlerde domestik ya da endüstriyel olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Yazıda tuzlanın kullanım süreci ile ilgili tarihlemeler yapılarak yüzyıllar boyunca devam eden uzun üretim sürecinde geçirdiği evreler açıklanmaya çalışılmıştır.
“Antik Çağ’ın Tuz Üretim Merkezi: Troas Tragasai/Tragasae Tuzlası” başlıklı çalışmanın yazım sürecinde bilimsel kurallara, etik ve alıntı kurallarına uyulmuş; toplanan veriler üzerinde herhangi bir tahrifat yapılmamış ve bu çalışma herhangi başka bir akademik yayın ortamına değerlendirme için gönderilmemiştir. Bu araştırmada etik kurul kararı zorunluluğu bulunmamaktadır.
Tuzla ile ilgili ilk çalışmalara Prof. Dr. Beate Böhlendorf-Arslan tarafından Güney Troas’ta 2006-2019 yılları arasında yürütülen yüzey araştırması projesi esnasında başlanmıştır. Bizans dönemi buluntuları ile ilgili görüşleri için Prof. Dr. Beate Böhlendorf-Arslan’a ve Roma dönemi seramikleri ile ilgili çalışmalar esnasında sağladıkları destek için Dr. Mehmet Ayaz ve Gözde Ayaz’a teşekkür ederiz.
During the Greek and Roman periods, salt was utilised not only as a foodstuff, but also for the preservation of foodstuffs, as an antiseptic in healthcare, and even as a means of remuneration for military personnel. In the absence of modern conveniences such as antibiotics and refrigeration, salt held particular importance. Furthermore, after incense, salt was the second most important item traded for use in religious ceremonies. Despite the potential for salt procurement through diverse methodologies, including but not limited to seas, lakes, spring waters and rock salt mines, not all regions were equally endowed with salt resources. Regions with abundant salt resources experienced a distinct competitive advantage over other regions, both in terms of domestic consumption and international trade. Consequently, salt resources, which possess a high economic value, have been documented in early ancient records with numerous applications and forms. The Tragasai/Tragasae Saltworks, located at the southern end of Troas, represent a significant archeological site, where salt was produced from spring water. As a result of the references to the fragments of Hellenicus, it has been determined that the saltworks was one of the saltworks that produced high amounts of salt from the 5th century BC Archaeological data like the architectural remains and pottery discovered during surveys in the area of the saltworks indicate that production continued in the region from the Greek and Roman periods till the Byzantine and Early Ottoman periods. Furthermore, archival documents, production patterns cited by travellers in their travelogues, and data obtained from ethnoarchaeological studies demonstrate that the salt works were in operation from the 5th century BC until the 2000’s. It is acknowledged that the utilisation of salt occurred in both domestic and industrial contexts, contingent on the prevailing socio-political developments. In the article, an analysis is presented of the phases of the long production process that continued for centuries by dating the use of saltpans.
Greek Roman the Troad Industrial and Domestic Production Saltpans
During the writing process of the study “The Salt Production Center of Antiquity: Troas Tragasai/Tragasae Saltpans” scientific rules, ethical and citation rules were followed. No falsification was made on the collected data and this study was not sent to any other academic publication medium for evaluation. Ethics Committee Permission is not required.
The first studies on Tuzla were initiated by Prof. Dr. Beate Böhlendorf-Arslan during a surface survey project conducted in South Troas between 2006 and 2019. We would like to thank Prof. Dr. Beate Böhlendorf-Arslan for her insights on Byzantine period finds and Dr. Mehmet Ayaz and Gözde Ayaz for their support during the studies on Roman period ceramics.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Klasik Dönem Arkeolojisi, Yunan ve Roma Dönemi Arkeolojisi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 31 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 16 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 15 Sayı: 1 |
MANAS Journal of Social Studies (MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi)