Technological developments led to an increase in industrialization and urbanization activities. This increase leads to environmental problems and a move away from nature, which has psychologically and physiologically negative effects on humans. In the architectural design process, which takes place in the interaction of humans, nature and the built environment, the biophilia approach, which prioritizes the human-nature relationship and directs people back to nature, emerges as one of the approaches that direct architectural design. Tropical gardens, which have become one of the key tourism destinations in recent years, enabling people to be immersed in nature, supporting mental renewal, and facilitating social connections, are located in cities as nature-based recreational areas. In this study, which examines tropical gardens from a biophilic design perspective, the Konya Tropical Butterfly Garden, taken as a case building, has been analyzed according to Kellert and Calabrese's (2015) biophilic design criteria, and the degree to which the elements were met has been evaluated at three levels in line with the determined criteria: ‘weak,’ ‘moderate,’ and ‘strong’. The building, which offers people the opportunity to socialize and interact with nature, has been seen to integrate nature by bringing it indoors and imitating elements belonging to nature. It has been determined that some elements are partially or strongly fulfilled in the building, while the element of fire is not available. As a result of the evaluations, recommendations have been presented for the development of the building in terms of biophilic design criteria.
Biophilic design Tropical gardens Konya Tropical Butterfly Garden
Yaşanan teknolojik gelişmeler, sanayileşme ve kentleşme faaliyetlerinin artmasını beraberinde getirmektedir. Bu artış, çevre sorunlarına ve insan üzerinde psikolojik ve fizyolojik olarak olumsuz etkileri bulunan doğadan uzaklaşmaya neden olmaktadır. İnsan, doğa ve yapılı çevre etkileşiminde yer alan mimari tasarım sürecinde, insan-doğa ilişkisini ön planda tutan ve insanları yeniden doğaya yönlendiren biyofili yaklaşımı, mimari tasarıma yön veren yaklaşımlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda insanların doğa ile iç içe olmasını sağlayan, zihinsel yenilenmeyi destekleyen ve sosyal ilişkiler kurmalarını sağlayan önemli turizm noktalarından biri hâline gelen tropikal bahçeler, doğa temelli rekreasyon alanları olarak kentlerde yer almaktadır. Tropikal bahçelerin biyofilik tasarım yaklaşımı ile ele alındığı bu çalışmada örneklem yapı olarak ele alınan Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, Kellert ve Calabrese (2015) tarafından belirlenen biyofilik tasarım kriterlerine göre incelenerek; unsurların karşılanma düzeyleri, belirlenen ölçütler doğrultusunda ‘zayıf’, ‘orta ve ‘güçlü’ olmak üzere üç düzeyde değerlendirilmiştir. İnsanlara sosyalleşme ve doğa ile buluşma imkânı sunan yapıya, doğanın taşınarak ve doğaya ait ögelerin taklit edilerek entegre edildiği görülmüştür. Yapıda bazı unsurların kısmen ya da güçlü biçimde karşılandığı, ateş unsurunun ise bulunmadığı belirlenmiştir. Değerlendirmelerin sonucunda, yapının biyofilik tasarım kriterleri bakımından geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur.
Biyofilik tasarım Tropikal bahçeler Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
Çalışma etik kurul izni gerektirmemektedir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Mimarlık (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 7 Şubat 2025 |
| Kabul Tarihi | 19 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 27 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.59389/modular.1635171 |
| IZ | https://izlik.org/JA89UT56BF |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 2 |