Gezi Karşıtlığının Vücut Bulduğu Dava: İzmir’in Tweetleri
Öz
Türkiye’de Gezi olayları birçok konunun yeniden tartışılmasına vesile olduğu gibi yeni siyasal ve hukuksal tartışmaların da başlamasına neden oldu. Sosyal medyanın siyasal etkisi, sosyal medya üzerinden örgütlenmek ve toplanma hakkını kullanmak da bu yeni tartışmalardan birisi. Başta ana akım medya üzerindeki yoğun baskı olmak üzere, çeşitli iletişim kanallarının tıkalı olması, sosyal medyayı ifade ve örgütlenme özgürlüğü açısından zorunlu bir alternatif haline getirdi. Hükümetin, sosyal medyanın bu etkisine ilişkin tepkisi gecikmedi. Sosyal medyanın öngörülemez etkisi, bir yandan kontrol için yeni mekanizma arayışlarının ortaya çıkmasına neden olurken, bir yandan da mevcut mekanizmaların geniş yorumlarının sosyal medya paylaşımları için işlemesine tanıklık edildi. Sosyal medyayı ve siyasi özgürlükler açısından en çok kullanılan platform olan Twitterı engellemek ve sınırlandırmak için çeşitli yöntemler geliştirildiğini biliyoruz. Bu yeni yöntemler yanında, klasik ceza hukuku araçlarıyla sosyal medya kullanıcılarının sindirilmesi de Gezi sonrası sıkça başvurulan yöntemlerden biri oldu. Resmi olmayan verilere göre 5500 kişi hakkında Gezi olayları ile ilgili ceza davası başlatıldığı bildiriliyor.Bu 5500 kişinin bir kısmı sadece sosyal medya paylaşımları ile ceza mahkemelerinde yargılandı. Bu yargılamaların birçoğunda, sanıkların örgüt bağlantısı gösterilmediği gibi paylaşımların şiddetle ilişkisi de kurulmamıştır. İzmir'de 29 kişinin Gezi olayları sırasında attıkları ve şiddete yönelik hiçbir içerik taşımayan tweetlerin ceza davası konusu haline getirilmesi, İzmir Twitter davasını bu dönemin sembolü haline getirdi. Yazı, sosyal medya, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü bağlamında bu davanın kurgusu, vesilesiyle bu yeni fenomeni incelemeye çalışıyor. Makale, bu yeni fenomenin aslında Türkiye’nin kadim insan hakları sorunları ile nasıl iç içe geçtiğini ortaya koymaktadır. Dahası, dava sonucunda sanıklar beraat etmiş olsa bile bu tür davaların farklı seslerin susturulması konusunda ciddi bir dalga etkisi yarattığını açıkça göstermektedir
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
- AB Komisyonu (2013). Türkiye 2013 Yılı İlerleme Raporu, SWD (2013) 417. Brüksel: 16 Ekim 2013.
- Adli Sicil Genel Müdürlüğü (1996). http://www.adlisicil.gov.tr/ISTATISTIKLER/1996/ ac_cik/96karar.htm
- Adli Sicil Genel Müdürlüğü (2005). http://www.adlisicil.gov.tr/ISTATISTIKLER/1996/ac_cik/ckkartur2005.htm
- Adli Sicil Genel Müdürlüğü (2006). http://www.adlisicil.gov.tr/ISTATISTIKLER/1996/ac_cik/2006%20ACILAN%20KARAR_CEZA/TCKKARAR_TÜR_2006_TÜM.pdf.
- AlJazeera (2013). A breakout role for Twitter in the Taksim Square protests?.http://web.archive.org/web/20140427132128/http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2013/06/201361212350593971.html
- Altıparmak K (2009). İşkenceyi Nasıl Bilirsiniz?: Türkiye'de Orantısız Güç Kullanma Sorunu. Toplum ve Bilim Dergisi, 115, 115-140.
- Ayata G. vd. (2103). Gezi Parkı Olayları: İnsan Hakları Hukuku ve Siyasi Söylem Işığında Bir İnceleme. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
- Committee Against Torture (CAT) (2006). Consideration of reports submitted by States parties under article 19 of the Convention, CAT/C/TUR/CO/3.
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
-
Bölüm
-
Yazarlar
Yayımlanma Tarihi
21 Aralık 2014
Gönderilme Tarihi
21 Aralık 2014
Kabul Tarihi
-
Yayımlandığı Sayı
Yıl 2014 Cilt: 38 Sayı: 4