Eski Türk edebiyatı, barındırdığı çoklu anlamların bizzat metnin kendisinde mi mevcut olduğu (anlam/meaning), yoksa yorumlama sürecinde mi metne eklendiği (anlamlandırma/signification) konusundaki belirsizlik nedeniyle modern teorinin sınırlarını zorlamaktadır. Bu makale söz konusu belirsizliğe, Müslüman ve Hristiyan teolojilerindeki kutsal metinleri yorumlama pratikleri (te’vil/alegori), tasavvuftaki ilham anlayışı ve Osmanlı şairlerinin şiirlerinde yer alan ve “lafız” ile “mana” arasındaki ilişkiye dair olan düşünceler üzerinden somut bir çözüm bulmaya çalışmaktadır. Osmanlı şairleri şiirlerinde bu konuya dair görünüşte birbiriyle çelişen iki görüş dillendirmiştir. Bunlardan ilkine göre lafız sınırlı, mana ise sonsuzdur. İkincisine göre ise kelimelerdeki çokluğun ardında tekil bir anlam mevcuttur. Tasavvuftaki tecelli kavramının etkisiyle şekillenmiş olan bu iki görüş zıt gibi görünmelerine rağmen aslında birbirini dışlamamaktadır. Zira Osmanlı şairlerine göre kalbe doğan tekil anlam şair tarafından ifade edildikten sonra okuyucu tarafından alımlanmakta ve bu süreçte çoğul anlamlar tecelli etmektedir. Ancak, bu çoğul anlamlar da metne okuyucu tarafından sonradan dayatılmış olmayıp şairin gönlüne tecelli eden ilk tekil anlamın bir parçasıdır. Sonuç olarak bu çalışma, modern teorinin okura atfettiği ve anlamlandırma olarak adlandırdığı bu çoğul anlamların eski Türk edebiyatı söz konusu olduğunda metne sonradan dayatılmadığını, aksine şiirin tekil, meşru ve kastedilen anlamının (şairin niyetinin) bir parçası sayıldığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu makale, tasavvufun ontolojik yaklaşımının Osmanlı şiirinde anlama dair epistemolojik bir genişlemeyi ve farklı bir “anlam rejimi”ni doğurduğunu savunmaktadır. Bu anlam rejimi, modern edebiyat teorisine meydan okuyan tarihî bir alternatif anlam modelidir.
Eski Türk edebiyatı scriptum lafız voluntas mana anlamlandırma niyet
Bu çalışmada, Nesir: Edebiyat Araştırmaları Dergisi’nin “Yapay Zekâ Kullanımı Politikası”nda belirtilen kabul edilebilir sınırlar içinde sınırlı ölçüde yapay zekâ destekli araçlar kullanılmış; tüm içerik nihai hâliyle yazar(lar) tarafından gözden geçirilip onaylanmıştır.
Ottoman poetry pushes the boundaries of modern theory because there is confusion about whether its multiple meanings are inherent in the text itself, i.e., meaning, or added during the process of interpretation, i.e., signification. In this study, I try to resolve this confusion by evaluating the practices of interpretation of sacred texts in Islamic and Christian theologies (ta’wil, allegory), the understanding of inspiration in Sufism, and the thoughts of Ottoman poets in their poems regarding the relationship between “word/scriptum” (lafz) and “meaning/voluntas” (ma‘nâ). I show that Ottoman poets presented two seemingly contradictory views. The first suggests that the word is limited while meaning is infinite. The second emphasizes that the meaning behind the plurality of words is singular. As products of the Sufi concept of manifestation (tajalli), these two views are not mutually exclusive. Ottoman poets believed that as the singular meaning in the heart was expressed, multiple meanings manifested from it one by one during reading. However, these multiple meanings are also not imposed subsequently on the text by the reader but are part of the first singular meaning manifested to the heart of the poet. In conclusion, this study demonstrates that these multiple meanings, which modern theory attributes to the reader, were not considered an imposed part of any text, but rather a part of the poem’s singular, legitimate, and intended meaning (the poet’s intention) in Ottoman poetry. Consequently, I argue that the ontological approach of Sufism brought about an epistemological expansion of meaning in Ottoman poetry, and a different “meaning regime”: a historical alternative model of meaning that challenges modern literary theory.
Ottoman poetry scriptum word voluntas meaning signification intention
In this study, artificial intelligence-supported tools were used to a limited extent within the acceptable boundaries defined in Nesir: Journal of Literary Studies’ Artificial Intelligence Use Policy; all content has been reviewed and approved in its final form by the author(s).
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Edebi Teori, Edebi Çalışmalar (Diğer), Klasik Türk Edebiyatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Ocak 2026 |
| Kabul Tarihi | 7 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 22 Nisan 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.64957/nesir.1934943 |
| IZ | https://izlik.org/JA38FM56GN |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 10 |
Yazarlar, yayımlanmak üzere Nesir: Edebiyat Araştırmaları Dergisi’ne gönderdikleri eserlerin tüm yayın haklarını saklı tutmakla birlikte, eserlerini Creative Commons Atıf 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY 4.0) kapsamında paylaşmayı kabul ederler. Bu lisans uyarınca, başkaları eseri uygun atıf yapmak koşuluyla paylaşabilir, çoğaltabilir, dağıtabilir ve yeniden kullanabilir. Ancak yazarların adı, çalışmanın başlığı ve derginin adı her kullanımda açıkça belirtilmelidir. Nesir, yazarların telif haklarını ellerinde tutmalarına izin verir; yalnızca eserin ilk yayım hakkına sahiptir.