Ali Şir Nevâî’nin Eserlerinde Doğu Rönesansı’nın İnsan Tasavvuru ve Avrupa Rönesansı ile Karşılaştırmalı Değerlendirilmesi
Öz
Bu makale, Ali Şir Nevâî'nin düşünce dünyasında şekillenen insan anlayışını "Doğu Rönesansı" kavramlarının çerçevesini ele almakta ve aynı dönemdeki Avrupa Rönesansı'nda hümanizm geleneğiyle karşılaştırmaktadır. Çalışma, geleneksel ve edebî verileri bütünleştiren karşılaştırmalı bir kuramsal çerçeve kullanarak Nevâî'nin insan, bilgi, ahlak ve toplumsal düzen üzerine incelerken Dante, Petrarca, Erasmus ve Pico della Mirandola gibi Avrupa hümanistlerinin metinleriyle paralellikler ve değişmeler kurmaktadır.
15'inci yüzyıl Timurlu kültür ortamında, klasik İslam hukukunun temelleri ve metafiziksel verileri ile Türk dilinin yükselişini birleştirici özgün bir entelektüel dönüşüm yaratmıştır. Nevâî'nin Hayretü'l-Ebrâr , Lisanü't-Tayr , Mahbûbü'l-Kulûb ve Hamse törenine yaptığı katkılar bu salonun yerini alır.
Sonuçlar, Nevâî'nin düşüncelerinin Avrupa Rönesansı'nın seküler hümanizmiyle bazı ortak temalara sahip olduğu, insanın kemale ayrılmasını ilahi aşk, adalet ve doğuştanlıkla temellendirerek farklı ve özgün bir "Doğu hümanizmi" ortaya konduğunu göstermektedir.
Anahtar Kelimeler
The Human Conception of the Eastern Renaissance in the Works of Ali Şir Nevâî and Its Comparative Evaluation with the European Renaissance
Öz
This article examines the conception of the human being as formulated within Ali Shīr Navā’ī’s intellectual universe through the lens of the “Eastern Renaissance.” It compares it with the humanist tradition that emerged during the same period in the European Renaissance. Employing a comparative theoretical framework that integrates historical and literary evidence, the study analyzes Navā’ī’s reflections on humanity, knowledge, ethics, and social order, while establishing points of convergence and divergence with the writings of European humanists such as Dante, Petrarch, Erasmus, and Pico della Mirandola.
The fifteenth-century Timurid cultural milieu witnessed a distinctive intellectual transformation that blended the moral and metaphysical legacy of classical Islamic thought with the rise of the Turkic language as a vehicle of high literature. Navā’ī’s contributions to works such as Hayrat al-Abrār, Lisān al-Ṭayr, Mahbūb al-Qulūb, and the Khamsa tradition stand at the center of this transformation.
The findings demonstrate that although Navā’ī’s thought shares certain thematic affinities with the secular humanism of the European Renaissance, it ultimately articulates a unique form of “Eastern humanism” grounded in divine love, justice, and moral perfection as the true path to human completion.
Anahtar Kelimeler