Bu çalışma, Batı’nın Doğu’yu algılama biçiminde tarihyazımının oynadığı rolü, ötekileştirme, barbarlık ve medeniyet kavramları çerçevesinde eleştirel bir bakışla incelemektedir. Antikçağ’dan modern döneme kadar Batı, kendi kimliğini barbar öteki üzerinden tanımlayarak kurmuş ve bu karşıtlık üzerinden üstünlüğünü meşrulaştırmıştır. Yunan ve Roma metinlerinden Ortaçağ kroniklerine, Aydınlanma düşüncesinden sömürgeci söylemlere kadar uzanan örnekler, Avrupa-merkezci tarih yazımının Batı üstünlüğünü sistematik olarak inşa ettiğini ortaya koymaktadır. Doğu’ya despotik, durağan ve medeniyetten uzak sıfatlarının yüklenmesi, Batı’ya kendi ilerlemeci kimliğini yüceltme imkânı sunmuş; bu süreç yüzyıllar içinde kurumsallaşmış bir söyleme dönüşmüştür. Çalışma, Michel Foucault’nun bilgi/iktidar teorisi ve Edward Said’in Oryantalizm eleştirisi üzerinden, tarih yazımının ideolojik bir araç işlevi gördüğünü göstermektedir. Ayrıca Rusya’nın Kafkasya ve Türkistan’da Batı’nın “medenileştirme misyonu”nu benimsemesi, imparatorlukların işgal ve tahakküm politikalarını “medeniyet” söylemiyle meşrulaştırma örneği olarak incelenmektedir. Modern tarih yazımında Ortaçağ’ın “karanlık çağ” olarak kurgulanması, İslam dünyasının yükselişinin görmezden gelinmesi ve Avrupalı olmayan toplumların edilgen gösterilmesi de bu sürecin önemli yansımalarıdır. Bu analizler, tarihyazımının tarafsız bir olay kaydı olmadığını, anlam üretiminin ideolojik bir alanı olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuçta, Avrupa-merkezci anlatıların günümüzde de “medenî–barbar” karşıtlığını yeniden ürettiği vurgulanmaktadır.
Avrupa-merkezcilik Oryantalizm Medeniyet Ötekileştirme Tarihyazımı
This study critically examines the role of historiography in shaping Western perceptions of the East through the concepts of othering, barbarism, and civilization. From antiquity to the modern era, the West constructed its own identity by defining itself in opposition to an imagined barbarian other. Drawing on examples from Greek and Roman texts, medieval chronicles, Enlightenment thought, and colonial discourses, the article demonstrates how Eurocentric historiography systematically legitimized Western superiority. The act of labeling the East as despotic, stagnant, and uncivilized not only provided a mirror through which the West glorified itself, but also produced a narrative that became institutionalized over centuries. The study highlights Michel Foucault’s theory of knowledge/power and Edward Said’s critique of Orientalism as theoretical frameworks for understanding how historiography functions as an ideological tool. Furthermore, the article discusses the Russian adaptation of the Western “civilizing mission” in the Caucasus and Turkestan, revealing how imperial powers appropriated the discourse of civilization to justify conquest and subjugation. Special attention is given to the notion of Eurocentrism in modern historiography, where the Middle Ages were constructed as “dark” while the Islamic world’s flourishing was obscured, and where non-European societies were depicted as passive or peripheral. By analyzing these mechanisms, the study demonstrates that historiography is not a neutral record of events but a contested terrain of meaning production. Ultimately, it argues that the persistence of Eurocentric narratives continues to influence global politics, reinforcing dichotomies between “civilized” and “barbaric”.
Eurocentrism Orientalism Civilization Othering Historiography
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Avrupa Çalışmaları, Ortadoğu Çalışmaları, Türk Dünyası Çalışmaları |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 8 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 4 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 27 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 7 Sayı: 2 |