This study examines femicides and deaths in Turkey between 2014 and 2024 from a sociological perspective. This study examines the annual numerical distribution of femicides, the demographic characteristics of the victims, the profiles of the perpetrators, the manner in which they were killed, and the social background of the incidents using qualitative document analysis. Data from monthly reports published by the Federation of Turkish Women's Associations and the We Will Stop Femicide Platform were analysed. The findings reveal that femicides are a persistent structural social problem in Turkey. The high rate of married women’s victimisation and the fact that firearms are the most common murder weapon are particularly noteworthy. Furthermore, femicide is closely linked to gender inequality, patriarchal social structures, modernisation processes, and media representations. Consequently, this study emphasises that punitive and legal measures alone are insufficient; holistic, multi-actor policies and interventions based on gender equality are needed. However, the use of publicly available reports in this study creates a limitation in terms of data diversity and depth.
Bu çalışma, 2014–2024 yılları arasında Türkiye’de gerçekleşen kadın cinayetlerini sosyolojik bir perspektiften incelemektedir. Kadın cinayetleri, yalnızca bireysel şiddet eylemleri ya da münferit suçlar olarak değil; cinsiyet eşitsizliği, ataerkil normlar ve modernleşme süreçlerinde ortaya çıkan toplumsal gerilimlerle ilişkili yapısal bir sorun olarak ele alınmıştır. Araştırmada Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ile Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu tarafından yayımlanan on yıllık raporlar veri kaynağı olarak kullanılmış; nitel doküman analizi ve ikincil veri incelemesi birlikte uygulanmıştır. Bulgular, kadın cinayetlerinin ilgili dönemde yüksek düzeyde seyrettiğini, özellikle 2018 sonrasında belirgin bir artış eğiliminin ortaya çıktığını ve 2022 yılında en yüksek seviyeye ulaştığını göstermektedir. Verilere göre öldürülen kadınların büyük çoğunluğu evlidir ve vakaların önemli bir kısmı eş veya partner tarafından gerçekleştirilmiştir. Öldürülme biçimleri incelendiğinde ateşli silahların baskın olduğu; kesici alet kullanımı ve fiziksel şiddetin de yüksek oranlarda görüldüğü belirlenmiştir. Bulgular, kadın cinayetlerinin çoğunlukla özel alan içerisinde, özellikle ev içi ilişkiler bağlamında meydana geldiğini ve ataerkil denetim pratiklerinin aile yapıları üzerinden sürdüğünü göstermektedir. Sonuç olarak, kadın cinayetleriyle mücadelede cinsiyet eşitliğini merkezine alan ve medya, eğitim, hukuk ve sivil toplum alanlarında eşgüdümlü biçimde yürütülecek çok aktörlü politikaların geliştirilmesi gerekliliği öne çıkmaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kadın Araştırmaları |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 2 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 18 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 13 Sayı: 2 |
Nişantaşı Üniversitesi kurumsal yayınıdır.