Amaç: Bu çalışma, küreselleşme sürecinde feminist göç kuramı çerçevesinde, Niğde örneğinde göçmen ve mülteci kadınların —özellikle Suriyeli kadınların— hem toplumsal cinsiyet hem de göç ekseninde, içinde bulundukları toplumla kurdukları sosyal uyum süreçlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Küresel normlar ile uluslararası politikaların, yerel toplumsal dinamiklerle nasıl etkileşime girdiği ve bu etkileşimin kadınların gündelik yaşam pratiklerine nasıl yansıdığı ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Göç ile toplumsal cinsiyet arasında kurulan bağ, geçmişte marjinal kalmış konuları akademik gündemin ön sıralarına taşımış ve bu alanda yeni bir görünürlük yaratmış olsa da göçmen ve mülteci kadınların deneyimlerinde toplumsal cinsiyet temelli diğer karmaşık boyutların çoğu zaman göz ardı edildiği görülmektedir. Sonuç olarak, göçmen ve mülteci kadınların toplumsal yaşama katılımlarını desteklemek amacıyla; dil eğitiminin güçlendirilmesi, istihdam olanaklarının genişletilmesi, sağlık hizmetlerine erişimin iyileştirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması gibi çok boyutlu ve kapsayıcı politika uygulamalarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Yöntem: Araştırma nitel yöntemle yürütülmüş olup, literatür taraması ve göç deneyimi yaşamış 10 kadınla (İran, Irak, Afgan, Suriye) yüz yüze yapılan derinlemesine mülakatlardan oluşmaktadır. Görüşmelerde katılımcıların göç öncesi ve sonrası deneyimleri, karşılaştıkları fırsatlar ve engeller detaylı biçimde ele alınmıştır. Toplanan veriler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiş ve literatürle ilişkilendirilerek çalışmanın kuramsal ve uygulamalı boyutları güçlendirilmiştir.
Bulgular: Elde edilen bulgular, küreselleşmenin kadınların ekonomik ve sosyal hayattaki görünürlüğünü artırarak önemli fırsatlar sunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, neoliberal politikaların etkisiyle sosyal hizmetlerin piyasa mekanizmalarına tabi olması ve devletin sosyal destek fonksiyonlarının zayıflaması, özellikle göçmen kadınlar gibi kırılgan gruplar arasında eşitsizliklerin artmasına yol açmaktadır. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının etkili olması için, küresel ilkelerle yerel kültürel, sosyal ve ekonomik koşulların uyumlu hale getirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Politikaların sadece küresel düzeyde değil, yerel gerçeklikleri de dikkate alacak şekilde tasarlanması gerekliliği ön plana çıkmaktadır.
Sonuç: Çalışmanın sonuçları, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının küreselleşmenin getirdiği dönüşümleri göz önünde bulundurarak daha kapsayıcı, yerel ihtiyaçlara duyarlı ve sürdürülebilir biçimde yeniden yapılandırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Küresel stratejilerin yerel koşullarla uyumlu hale getirilmesi, kadınların sosyal ve ekonomik hayatta eşit haklara ve fırsatlara sahip olmalarını destekleyecektir. Bu nedenle, politika yapıcıların yerel dinamiklere dikkat ederek, kadınların güçlendirilmesini hedefleyen kapsamlı politikalar geliştirmeleri önem arz etmektedir.
Abstract
Purpose: This study aims to analyze the social integration processes of migrant and refugee women—particularly Syrian women—living in Niğde within the framework of feminist migration theory, focusing on the intersection of gender and migration. It examines how global norms and international policies interact with local social dynamics and how this interaction shapes women’s everyday practices. Although the link between gender and migration has brought previously marginalized issues to the forefront of academic discussions, many complex gender-based dimensions of migrant and refugee women’s experiences remain insufficiently addressed. The study highlights that supporting the social participation of migrant and refugee women requires multidimensional and inclusive measures, including strengthening language education, expanding employment opportunities, improving access to healthcare, and increasing social awareness.
Method: The research employs a qualitative method consisting of a literature review and in-depth, face-to-face interviews with 10 women from Iran, Iraq, Afghanistan, and Syria. The interviews focused on participants’ pre- and post-migration experiences, as well as the opportunities and challenges they encountered during the migration process. The collected data were analyzed through descriptive analysis and contextualized within the existing literature, thereby reinforcing the theoretical and practical dimensions of the study.
Findings: The findings show that globalization enhances opportunities for women by increasing their visibility in social and economic life. However, neoliberal policies—such as the marketization of social services and the weakening of state-based welfare mechanisms—have deepened inequalities, particularly for vulnerable groups like migrant women. Moreover, the study demonstrates that for gender equality policies to be effective, global principles must be harmonized with local cultural, social, and economic conditions. This underscores the necessity of designing policies not only at the global level but also with consideration of local realities.
Conclusion: The study concludes that gender equality policies should be restructured in a more inclusive, locally sensitive, and sustainable manner, taking into account the transformations brought by globalization. Aligning global strategies with local dynamics will promote equal rights and opportunities for women in social and economic life. Therefore, it is essential for policymakers to develop comprehensive policies that empower women by addressing local conditions and needs.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Örgütsel, Kişilerarası ve Kültürlerarası İletişim |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 5 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 20 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 24 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 4 Sayı: 2 |