In the Turkish folk belief system, alkarisi (also known as albasmasi) holds a significant place as a malevolent entity associated particularly with childbirth and fertility. According to traditional narratives, alkarısı targets women in the postpartum period and their newborns, causing fear and even health problems. The belief that the first forty days after childbirth are critical strengthens the idea that alkarısı takes on various forms during this period to harm both the mother and the infant. Within this cultural framework, numerous practices and precautions have been developed to protect mothers and babies from alkarısı. These preventive measures range from protective objects to ritual practices, from oral prayers to daily customs, reflecting the diversity of folk strategies against such supernatural threats. Preserved from past to present, these practices exemplify cultural continuity within collective memory. This study evaluates data obtained through field research conducted in the city center of Isparta, where interviews were held with twelve participants (i.e., K.K.). The findings reveal that sensitivities regarding the belief in alkarısı still persist today and that traditional protective practices are still in use. Therefore, the Alkarisi belief can be regarded not only as a folk superstition concerning childbirth and fertility but also as a cultural element that sustains social memory and cultural continuity.
All the content and information belong to me.
Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Türk halk inanç sisteminde önemli bir yere sahip olan alkarısı/albasması, özellikle doğum ve doğurganlıkla ilgili dönemde etkili olduğuna inanılan kötü bir varlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Halk inanışına göre alkarısı, lohusa kadınları ve yeni doğan bebekleri hedef almakta, onların korkuya kapılmasına, hatta sağlık sorunları yaşamasına neden olmaktadır. Lohusalık döneminde ilk kırk günün kritik olduğuna dair inanç, alkarısının bu süre zarfında çeşitli kılıklara girerek kadın ve bebeğe zarar vermeye çalıştığı düşüncesini güçlendirmiştir. Bu inanç çerçevesinde halk arasında lohusa kadınları ve bebekleri korumaya yönelik birçok uygulama ve tedbir geliştirilmiştir. Alınan önlemler; koruyucu nesnelerden ritüellere, sözlü dualardan gündelik pratiklere kadar çeşitlilik göstermektedir. Geçmişten günümüze kadar canlılığını koruyan bu uygulamalar, toplumsal hafıza içerisinde önemli bir kültürel devamlılık örneği sunmaktadır. Bu çalışmada, Isparta Merkez’de gerçekleştirilen alan araştırması kapsamında 12 kişiyle - Kaynak Kişi (K.K.) - yapılan görüşmelerden elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, alkarısı inancına yönelik hassasiyetlerin günümüzde de varlığını sürdürdüğünü, geleneksel korunma pratiklerinin ise hâlen uygulandığını ortaya koymaktadır. Böylece alkarısı inancı, yalnızca doğum ve doğurganlıkla ilgili bir halk inanışı değil, aynı zamanda kültürel sürekliliği ve toplumsal belleği besleyen önemli bir unsur olarak değerlendirilmektedir.
Tüm bilgiler ve içerik tarafımdan yazılmıştır.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türk Dili ve Edebiyatı (Diğer), Türkiye Sahası Türk Halk Bilimi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 11 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 29 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 7 Sayı: 2 |