Bu makale toplumlar arasında ötekileştiren ayrımlara yol açan üstünlük algısını problem edinerek üstünlüğün mahiyetini sorgulamakta, tafdîl, tekrîm ve ulüv’ün Kur’an’daki anlamlarını, bağlamlarıyla analiz etmektedir. Çalışma, soya dayalı veya şartsız bir üstünlük anlayışının Kur’an’da ve önceki vahiylerde olmadığını iddia etmektedir. Kaynakları Kur’an, Tanah, klasik dönem Kur’an lügat ve tefsirleri olan çalışma, bağlamsal metin analizi ve metinlerarası analiz yöntemlerini kullanmaktadır. Bağlamsallık, Kur’an ayetlerinin dış ve iç bağlamlarını ifade etmektedir. Dış bağlam ile ayetlerin tarihsel bağlamları; iç bağlam ile incelenen ayetlerin, benzer şartlarda nazil olan ve Kur’an tertibinde öncesi-sonrasında bulunan (siyâkı-sibâkı) ayetlerle, ayrıca konusu-mesajı itibariyle Kur’an’ın iç bütünlüğü içerisinde okunup anlaşılması kastedilmiştir. Literatürde, konunun bu özgün çerçeve ve yöntemle bütüncül ele alındığı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu yönüyle çalışma literatüre katkı sunmayı hedeflemektedir. Çalışma özellikle Yahudiliğin kendini üzerine inşa ettiği “seçilmişlik-üstünlük” anlayışını problem edinmiş ve İsrailoğullarının tafdîlini bildiren Kur’an ayetleriyle yorumlarına odaklanmıştır. Kur’an’ın Mekke orta dönemi sonrasında nazil olan iki ve Medine ilk yıllarında nazil olan iki, toplam dört ayetinde İsrailoğullarının âlemlere tafdîl edildikleri (üstün kılındıkları!) haber verilmiştir. Mekke orta dönemi sonrası nazil olan bir ayetinde de âlemlere tercih edildikleri (seçildikleri) haber verilmiştir. Kur’an, nüzûlünde Hz. Muhammed’e inananları, ayrıca Mekke müşrikleri ve Hicaz Yahudilerini muhatap almıştır. Onların hafızalarında veya yazıtlarındaki tarihî bilgilere, onları gerek tasdik gerekse tashih ederek, atıflar yapmıştır. Erken dönem tefsirleri bu atıfları tefsir edip yorumlamıştır. Buna göre İsrailoğullarının âlemlere tafdîli onların kendilerine peygamber ve kitap gönderildiği dönemlerde tevhidi kabul etmekle etraflarındaki putperest topluluklar arasından seçilip desteklenmeleri anlamına gelmektedir. Gerek Tevrat gerekse Kur’an’a göre seçilme-desteklenme, bir lütuftur ve onlar sorumluluğunu üstlendikleri dine uymadıkları durumlarda lütuf yerine bozgun ve yıkımla karşılaşmışlardır. Çalışmada tafdîlin ağırlıklı olarak Allah’ın lütuf verişini; tekrîmin lütfuyla birlikte değer verişini, ulüvvün ise üstünlüğü; ayrıca tekrîm ve ulüvün iyi işler yapan müminlerin Allah nezdinde ve insanlar arasındaki üstünlüklerini ifade ettiği ortaya konulmuştur. Kur’an ve Tevrat’ın bağlamsal okunması, İsrailoğullarının (Yahudilerin) yaratılıştan, şartsız ve ilanihaye “üstün/seçilmiş” olduğu anlayışının bir yanılsama olduğunu ortaya koymaktadır. Kısaca gerek Kur’an’da gerekse Tevrat’ta insanların Allah nezdindeki veya birbirleri arasındaki üstünlüklerinin Allah’a iman etmek ve samimiyetle iyi eylemler yapmak gibi insan hayatında değişkenlik gösterebilen unsurlara bağlandığı gözlenebilmektedir.
This article problematises the perception of superiority that leads to exclusionary distinctions, questioning the nature of superiority. It analyses the meanings of tafdîl, tekrîm, and ulüvv in the Qur’an within their contexts and argues that the Qur’an and previous revelations don’t support an understanding of superiority based on lineage or unconditional superiority. Drawing on sources such as the Qur'an, the Tanakh, classical Qur'anic lexicons and exegesis (tafsirs), the study employs contextual text analysis and intertextual analysis methods. Contextuality refers to the external and internal contexts of Qur'anic verses. External context refers to the historical context of the verses; internal context refers to the verses under examination being read and understood within the internal coherence of the Qur'an, along with verses revealed under similar circumstances and found before and after them in the Qur'anic order (siyâq-sibâq), as well as in terms of their subject matter and message. No study in the literature has comprehensively addressed this subject using this original framework and method. In this respect, the study aims to contribute to the literature. The study specifically addresses the concept of ‘chosenness and superiority’ upon which Judaism is built and focuses on the Quranic verses that declare the preference of the Children of Israel and their interpretations. Accordingly, the preference of the Children of Israel over the worlds, as stated in the verses, is their acceptance of monotheism during the periods when prophets and scriptures were sent to them, thereby being chosen and supported among the pagan communities around them. According to both the Torah and the Qur'an, being chosen and supported is a blessing, and when they failed to adhere to the religion, they had undertaken responsibility for, they encountered ruin and destruction instead of blessing. The study reveals that tafdîl primarily refers to Allah's bestowal of grace; tekrîm refers to the bestowal of value along with grace, while ulüvv refers to superiority; furthermore, tekrîm and ulüvv express the superiority of believers who do good deeds in the sight of Allah and among people. A contextual reading of the Qur'an and the Torah reveals that the understanding that the Children of Israel (the Jews) are ‘superior/chosen’ from creation, unconditionally and eternally, is an illusion. In short, it can be observed that in the holy books, human superiority is linked to elements in human life that can vary, such as believing in Allah and performing good deeds with sincerity.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Karşılaştırmalı Dini Araştırmalar, Yahudilik Araştırmaları |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 28 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 9 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 7 Sayı: 2 |