Türkiye'nin 2024 Sokak Hayvanları Yasasına Çevrimiçi Tepkilerde Duygusal Kutuplaşma
Öz
Bu çalışma, Türkiye'de 2024 yılında yürürlüğe giren sokak hayvanları yasasına yönelik sosyal medya tepkilerini duygusal ve söylemsel düzeyde analiz etmiştir. Çalışmanın temel amacı, yasaya yönelik destekleyici ve karşıt görüşlerin sosyal kimliğe dayalı kutuplaşma bağlamında nasıl yapılandığını ortaya koymaktır. Ekşi Sözlük’ten ilgili yasaya yönelik toplanan 2.178 gönderi, “destekleyici”, “karşıt” ve “nötr” olarak etiketlenmiş; söylem stratejileri ve duygusal ton analiziyle incelenmiştir. Bulgular, destekleyici grubun daha kısa, analitik ve güvenlik odaklı bir dil kullandığını; karşıt grubun ise daha uzun, vicdani ve ahlaki değerlere dayalı duygusal bir söylem benimsediğini göstermiştir. VAD analizine göre, karşıt grup daha yüksek valans ve duygusal çeşitlilik sergilemiş; destekleyici grup ise daha düşük valans ve dominans skorları ile daha mesafeli bir duygu tonu yansıtmıştır. Retorik analizler, destekleyici grupta logos'un, karşıt grupta ise ethos'un öne çıktığını göstermektedir. Her iki grup da karşıt görüşleri dışlayıcı ifadelerle tanımlamış ve bu durum sosyal kimlik sınırlarının dilsel olarak pekiştirildiğini ortaya koymuştur. Bu bulgular, kamusal politikalar etrafında şekillenen dijital tartışmalarda duygusal ve retorik pratiklerin grup kimliklerini de inşa ettiğini göstermektedir. Çalışma, duygusal ve kimliğe dayalı etmenlerin kamusal tartışmalarda grup konumlanmalarını ve dil kullanımını nasıl şekillendirdiğini yerel bağlamda ortaya koyarak literatüre katkı sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler
sokak hayvanları yasası, duygusal kutuplaşma, sosyal kimlik, söylem analizi, sosyal medya
Etik Beyan
Bu çalışmada kullanılan veriler, herkese açık sosyal medya içeriklerinden elde edilmiş ve analiz öncesinde anonimleştirilmiştir. Araştırma kapsamında herhangi bir anket, mülakat ya da insan katılımcılarla doğrudan etkileşim gerçekleştirilmemiştir. Mahremiyet, rıza ve sorumlu veri kullanımıyla ilgili tüm etik hususlar, standart araştırma etiği ilkeleri doğrultusunda titizlikle gözetilmiştir.
Teşekkür
Bu makalenin yazım sürecindeki değerli destek ve yönlendirmeleri için Mümine Kaya Keleş, Nurashikin Salim ve Merve Armağan Boğatekin’e teşekkür ederiz.
Affective Polarization in Online Reactions to Turkey’s 2024 Stray Animal Law
Öz
This study analyzed social media reactions to the stray animals law enacted in Turkey in 2024 at an emotional and discursive level. The main purpose of the study was to reveal how supportive and opposing views on the law were structured in the context of social identity and affective polarization. A total of 2,178 entries were collected from Ekşi Sözlük, labeled as "supportive", "opposing", and "neutral", and analyzed through discourse strategy and emotional tone assessments. The findings show that the supporter group used a shorter, more analytical, and security-oriented language, while the opposing group adopted a longer, emotionally expressive discourse grounded in moral and conscientious values. According to the VAD analysis, the opposing group displayed higher valence and greater emotional diversity, whereas the supporter group reflected a more distant emotional tone with lower valence and dominance scores. Rhetorical analysis revealed that logos was more prominent in the supporter group, while ethos dominated in the opposing group. Both groups described the opposing side using exclusionary language, which indicates that social identity boundaries were reinforced through discourse. These findings suggest that emotional and rhetorical practices in digital debates over public policy do not merely reflect individual opinions, but also help construct group identities. The study contributes to the literature by showing how emotional and identity-based factors shape group positions and language use in public debates, particularly in a local context.
Anahtar Kelimeler
stray animal law, affective polarization, social identity, discourse analysis, social media
Etik Beyan
The data used in this study were collected from publicly accessible social media content and were anonymized prior to analysis. No survey, interview, or any direct interaction with human participants was conducted. All ethical concerns regarding privacy, consent, and responsible data use were taken into account in accordance with standard research ethics principles.
Teşekkür
We would like to thank Mümine Kaya Keleş, Nurashikin Salim, and Merve Armağan Boğatekin for their invaluable support and guidance during the preparation of this manuscript.