İslâmiyet’in Hafıza Mekânlarından Hz. Muhammed ve Bazı Sahâbenin Doğdukları Evle-rin 1879 Tarihli Tamiratları
Öz
Toplumsal hafıza, toplumların geçmişten gelen ortak tecrübe ve değerlerinden oluşmaktadır. Bunun canlı tutulması ise ancak kültürel aktarımla mümkündür. Bu noktada kutsal kabul edilen mekânlar, toplumsal hafızanın aktarılmasında kullanılan en önemli argümanlardandır. Söz konusu kutsal mekânlar, ibadet ve ayin yerleri, din büyüklerinin yahut velilerin uzlete çekildiği mekân ve yapılar olabilmektedir. Sahip olduğu dinî değer bakımından kutsal mekânların ayakta tutulması, toplumsal hafızanın canlı tutulması ve bireylere aidiyet duygusu kazandırması açısından ayrı bir yere sahiptir. Bu mekânlar aynı zamanda tarihsel yaşanmışlıkların cisimleşmiş hâlleri olup geçmişin bir hayal olmadığı şuurunu oluşturma gücüne sahiptirler. Bu bağlamda İslâm coğrafyasında da genellikle peygamberlerin ve din büyüklerinin türbeleri hafıza mekânı olarak ön plana çıkmaktadır. İslâm dininin mukaddes mekânlarına hizmet ederek onları muhafaza etmek, Müslümanlar açısından çok şerefli ve yüce bir vazife olarak görülmüştür. Bu çalışmada, İslâm dünyasındaki aidiyet bilincinim canlı tutmak için Osmanlı Devleti’nin en buhranlı dönemlerinde dahi İslâmiyet’in hafıza mekânlarını korumaya yönelik faaliyetleri ele alınmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın ana kaynağı, Başkanlık Osmanlı Arşivi Evkaf Defterleri Fonu içerisinde yer alan 41200 numaralı ve H. 5 Şevval 1296 / M. 22 Eylül 1879 tarihli tamirat muhasebe defteridir. Söz konusu defter, başta İslâm peygamberi Hz. Muhammed olmak üzere ashâbdan Hz. Ebubekir, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın dünyaya geldikleri evlerin akıbet ve tamiratlarına dair önemli bilgiler vermektedir.
Anahtar Kelimeler
The Restorations of the Houses Where the Prophet Muhammad and Some of His Companions Were Born, of the Memory Places of Islam, Dated 1879
Abstract
Social memory consists of the shared experiences and values of societies from the past. Keeping this alive is only possible through cultural transmission. At this point, places considered sacred are among the most important arguments used to transfer social memory. The sacred places in question may be places of worship and rituals, or places and structures where religious elders or saints retreat. Preserving sacred places of worship is important for religious values, preserving social memory, and instilling a sense of belonging in individuals. These places are also the embodiments of historical experiences. For this reason, they have the power to create the consciousness that the past is not a dream. In this context, the tombs of prophets and religious leaders generally appear as places of memory in Islamic geography. Serving and preserving the sacred places of Islam has been considered a highly honorable and noble duty among Muslims. This study discusses Islam's efforts to preserve places of memory to keep the sense of belonging alive in the Islamic World, even during the most difficult periods of the Ottoman Empire. The main source of the study is the repair accounting book numbered 41200 and dated H. 5 Şevval 1296 / M. 22 September 1879, located in the Presidential Ottoman Archives Foundation Books fund. The aforementioned repair accounting book provides important information about the repairs of places of memory, such as the houses where the Prophet of Islam, Hz. Muhammad and his companions, Hz. Abu Bakr, Hz. Ali and Hz. Fatima was born.
Keywords
Yazarlar bu çalışma için finansal destek almadığını beyan etmiştir.
Bu çalışmanın, özgün bir çalışma olduğunu; çalışmanın hazırlık, veri toplama, analiz ve bilgilerin sunumu olmak üzere tüm aşamalarından bilimsel etik ilke ve kurallarına uygun davrandığımı; bu çalışma kapsamında elde edilmeyen tüm veri ve bilgiler için kaynak gösterdiğimi ve bu kaynaklara kaynakçada yer verdiğimi; kullanılan verilerde herhangi bir değişiklik yapmadığımı, çalışmanın Committee on Publication Ethics (COPE)' in tüm şartlarını ve koşullarını kabul ederek etik görev ve sorumluluklara riayet ettiğimi beyan ederim. Herhangi bir zamanda, çalışmayla ilgili yaptığım bu beyana aykırı bir durumun saptanması durumunda, ortaya çıkacak tüm ahlaki ve hukuki sonuçlara razı olduğumu bildiririm.