Atina [Pazar] Kazası Dolaylarına Yerleştirilen Muhacirler ve Bunlara Tahsis Edilen Araziler
Öz
Göç, en genel anlamıyla insan topluluklarının çeşitli nedenlerden dolayı bir yerden başka bir yere gitme eylemidir. Muhacir ise Arapça kökenli bir kelime olup, özellikle siyasal, sosyal, ekonomik ya da dini baskılar nedeniyle ayrılmak zorunda kalan ve başka bir bölgeye ya da ülkeye yerleşen kişi ya da kişileri ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu kelime, 622 yılında İslam tarihinde Hz. Muhammed’in ve Mekke’deki Müslümanların Medine’ye göçünü tanımlamak amacıyla kullanılmış ve bu bağlamda dini bir anlam da kazanmıştır. Modern bağlamda ise muhacir terimi, çoğunlukla zorunlu göç olgusunu işaret eder. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında yaşanan büyük nüfus hareketleri bağlamında kullanılmıştır. Bu dönemde Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu gibi Osmanlı coğrafyasından Anadolu’ya yönelen kitlelerin önemli bir bölümü “muhacir” olarak tanımlanmıştır. Bu gruplar, geldikleri yeni topraklarda yalnızca fiziksel bir yer değişikliği değil, aynı zamanda kimlik, aidiyet ve kültürel uyum süreçlerini de yaşamışlardır. Bunlara örnek olarak Atina (Pazar) kazasına yerleştirilen muhacirler gösterilebilir.
Bu çalışmada, 93 Harbi (1877-1878) sonrasında Batum üzerinden gelip Osmanlı Devleti’ne sığınan ve günümüzde Rize’nin Pazar ilçesi olan, Osmanlılar döneminde ise “Atina” olarak bilinen muhitlere yerleştirilen muhacirler hakkında bilgi verilmiştir. Bu muhacirlerin kimler olduğu, sülale lakapları, nereden geldikleri, hangi tarihte yerleştirildikleri, kaç dönüm arazi tahsis edildiği, hane ve nüfus bilgileri Osmanlı Arşiv belgeleri ışığında açıklığa kavuşturulmaya çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler
The Muhacirs Settled in the Vicinity of the Atina [Pazar] District and the Lands Allocated to Them
Öz
Migration, in its broadest sense, refers to the movement of human communities from one place to another for various reasons. The term muhacir, of Arabic origin, refers to individuals or groups compelled to leave their homeland due to political, social, economic, or religious pressures and settle in another region or country. The word was originally used in 622 to describe the migration (Hijra) of the Prophet Muhammad and the Muslims of Mecca to Medina, thereby acquiring a religious connotation. In the modern context, however, the term muhacir has predominantly been associated with forced migration. It has been widely used to refer to the large-scale population movements that occurred during the final period of the Ottoman Empire and the early years of the Republic of Turkey. During this period, a significant portion of the people arriving in Anatolia from former Ottoman territories, such as the Balkans, the Caucasus, and the Middle East, were identified as muhacirs. These groups not only experienced a physical change in location but also underwent processes of identity reconstruction, belonging, and cultural adaptation in their new settlements. An example of such groups is the muhacirs who were settled in the district now known as Pazar in Rize, formerly called Atina during the Ottoman era.
This study provides information on the muhacirs who sought refuge in the Ottoman Empire after the Russo-Turkish War of 1877-1878 (commonly known as the “93 War”), arriving via Batumi and subsequently settling in the regions known in the Ottoman period as Atina, corresponding to the modern-day district of Pazar in Rize.
Anahtar Kelimeler
Bu çalışmanın, özgün bir çalışma olduğunu; çalışmanın hazırlık, veri toplama, analiz ve bilgilerin sunumu olmak üzere tüm aşamalarından bilimsel etik ilke ve kurallarına uygun davrandığımı; bu çalışma kapsamında elde edilmeyen tüm veri ve bilgiler için kaynak gösterdiğimi ve bu kaynaklara kaynakçada yer verdiğimi; kullanılan verilerde herhangi bir değişiklik yapmadığımı, çalışmanın Committee on Publication Ethics (COPE)' in tüm şartlarını ve koşullarını kabul ederek etik görev ve sorumluluklara riayet ettiğimi beyan ederim. Herhangi bir zamanda, çalışmayla ilgili yaptığım bu beyana aykırı bir durumun saptanması durumunda, ortaya çıkacak tüm ahlaki ve hukuki sonuçlara razı olduğumu bildiririm.