Kadınların Üriner İnkontinansla İlaç Dışı Başetme Yöntemi Kullanım Sıklığı ve Yaşam Kalitesi Arasındaki İlişki: Tanımlayıcı ve İlişki Arayıcı Çalışma
Öz
Amaç: Bu araştırmanın amacı, kadınların ilaç dışı üriner inkontinansla baş etme yöntemi kullanım sıklığı ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi belirlemektir.
Yöntem: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı türde yürütülen bu çalışma Mart-Haziran 2024 tarihleri arasında bir eğitim ve araştırma hastanesinin üroloji kliniğine yatışı yapılan 234 kadın hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, “Hasta Tanıtım Formu, Üriner İnkontinansla İlaç Dışı Başetme Yöntemi Kullanım Sıklığı Ölçeği, İnkontinans Yaşam Kalitesi Ölçeği (IQOL), Uluslararası İdrar Kaçırma Konsültasyon Sorgulaması- Kısa Formu (ICIQ-SF)” kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS 25.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde sayılar, yüzdeler, minimum ve maksimum değerler, ortalamalar, standart sapmalar ve bazı istatistiksel analizler kullanılmıştır. Tüm analizlerde, p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir.
Bulgular: Kadınların %35’i 60-65 yaş grubu arasındadır. %84.4’ü vajinal doğum yapmıştır ve %52.3’ü epizyotomi, %52.7’si doğum esnasında karına baskı uygulamasını deneyimlemiştir. ICIQ-SF’e göre kadınların %53.9’unda orta düzeyde üriner inkontinans şikâyeti tespit edilmiştir. Üriner inkontinansla ilaç dışı baş etme yöntemi kullanım sıklığı ve yaşam kalitesi arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönde, kuvvetli düzeyde korelasyon (-0.822) olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, üriner inkontinansla ilaç dışı baş etme yöntemi kullanım sıklığı ölçeği toplam puanı ile ICIQ-SF sınıf değerleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı, pozitif yönde ve orta düzeyde bir korelasyon saptanmıştır.
Sonuç: Üriner inkontinans kadınlarda her yaşta görülebilen önemli bir sağlık sorunudur. Kadınlarda üriner inkontinansla ilaç dışı baş etme yöntemlerinin yüksek sıklıkta kullanılmasının yaşam kalitesini azalttığı bulunmuştur. Ayrıca, ICIQ sınıf değerleri yükseldikçe üriner inkontinansla ilaç dışı baş etme yöntemlerinin kullanım sıklığı artmaktadır. Kadınlara üriner inkontinans şikayetlerini hafifleten ve yaşam kalitelerini olumlu etkileyen konservatif yaklaşımlar hakkında pratik uygulamaları da içeren eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin sunulması önerilmektedir.
Anahtar Kelimeler
Baş etme, kadınlar, üriner inkontinans, yaşam kalitesi
The Frequency and Use of Non-Medication Coping Strategies for Urinary Incontinence in Women Relation to Quality of Life: Descriptive and Relationship Seeking Study
Öz
Objective: This study aimed to explore the relationship between the frequency of non-drug urinary incontinence coping methods and quality of life in women.
Methods: This descriptive, cross-sectional, and correlational study involved 234 female patients attending the urology clinic of a training and research hospital between March and June 2024. “Data were collected using the Patient Information Form, Frequency of Use of Non-Drug Coping Methods for Urinary Incontinence Scale, Incontinence Quality of Life Scale (IQOL), and the International Consultation Inquiry on Urinary Incontinence - Short Form (ICIQ-SF).” Data were analyzed using the SPSS 25.0 software. Descriptive statistics such as numbers, percentages, minimum and maximum values, averages, and standard deviations were used. In all analyses, a p-value of <0.05 was considered statistically significant.
Results: Among the participants, 35% were aged 60-65 years. 84.4% had vaginal deliveries, 52.3% had episiotomies, and 52.7% experienced abdominal pressure during labor. According to the ICIQ-SF, 53.9% of women experienced moderate urinary incontinence. A significant, negative, strong correlation (-0.822) was found between the frequency of non-pharmacological coping methods and quality of life. Additionally, a significant, positive, moderate correlation was observed between the frequency of non-pharmacological coping methods and the ICIQ-SF class values.
Conclusion: Urinary incontinence is a significant health issue affecting women of all ages. The study found that a higher frequency of non-drug coping methods was associated with a decreased quality of life. Furthermore, as ICIQ class values increased, the use of non-drug coping methods also increased. It is recommended that education and counselling services, including practical applications, should be provided to women about conservative approaches that alleviate urinary incontinence complaints and positively affect their quality of life.
Anahtar Kelimeler
Coping, quality of life, urinary incontinence, women