This article analyzes the link between property and economic development through Karl Polanyi's theories. The question is whether his fundamental argument, positing that capitalism is not a natural system but rather a constructed social order that deeply transforms societal structures, has any counterpart or validity in today's economy. Central to this is Polanyi's concept of "disembedding"—the process of separating the economy from its social and political foundations to function by its own self-regulating logic. A key mechanism of disembedding is the treatment of land, labor, and money as "fictitious commodities." Forcing these entities into a market framework creates inherent instability, provoking protective "counter-movements." Thus, state intervention is not a market distortion but an inevitable response to a disembedded economy's destructive effects. The article applies this framework to contemporary globalization, linking increased inequality to neoliberal policies (deregulation, privatization) that accelerated disembedding. In contrast, Polanyi's ideal of an "embedded economy" calls for markets to be reintegrated within social and moral norms. Consequently, modern inequalities are seen not as temporary failures but as structural flaws of capitalism. True development requires understanding the economy as part of social life, not its master.
None
None
None
Bu makale, mülkiyet ve ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi Karl Polanyi’nin teorik lensinden incelemektedir. Onun temel argümanı olan, kapitalizmin doğal bir sistem olmadığı, toplumsal yapıları derinden dönüştüren inşa edilmiş bir sosyal düzen olduğu argümanının günümüzdeki ekonomisindeki karşılığının olup olmadığıdır. Bu analizin merkezinde Polanyi’nin "ayrışma" kavramı yer alır; ekonominin sosyal ve siyasi bağlamından koparılarak kendi kendini düzenleyen bir mantıkla işlemesi sürecini tanımlar. Ayrışmanın temel bir unsuru, toprak, emek ve paranın "kurgusal meta"lar olarak ele alınmasıdır. Piyasa için üretilmemiş bu varlıkların piyasa çerçevesine zorlanması, toplumsal istikrarsızlık yaratır ve sosyal koruma arayışındaki "karşı hareketleri" zorunlu kılar. Dolayısıyla devlet müdahalesi, doğal bir piyasa düzeninin bozulması değil, ayrışmış ekonominin yıkıcı sonuçlarına kaçınılmaz bir toplumsal tepkidir. Makale, bu çerçeveyi günümüz küresel ekonomisine uygulayarak, artan eşitsizlikleri neoliberal politikaların hızlandırdığı ayrışma sürecine bağlar. Buna karşılık Polanyi’nin "gömülü ekonomi" ideali, piyasaların sosyal ve ahlaki normlarla bütünleşmesini savunur. Bu perspektiften, çağdaş eşitsizlikler geçici piyasa aksaklıkları değil, kapitalizmin yapısal kusurlarının doğrudan sonuçlarıdır. Anlamlı bir kalkınma anlayışı, ekonominin toplumsal yaşamın bir parçası olduğunu kabul etmekle başlamalıdır.
Yok
Yok
Yok
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Karşılaştırmalı Ekonomik Sistemler, Kalkınma Ekonomisi - Makro, Politik Ekonomi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 27 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 1 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 23 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.30586/pek.1791710 |
| IZ | https://izlik.org/JA86BP57DH |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 9 Sayı: 4 |
Bu eser Creative Commons Atıf 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.