Doğa, insanlığın hayal gücünü ve estetik algısını besleyen tükenmez bir ilham kaynağı olarak kabul edilmektedir. Bu ilhamdan beslenen sanat formlarından biri ise, doğada bulunan geçici malzemelerle üretilen heykel çalışmalarını içermektedir. Bu heykeller, doğanın sunduğu geçici güzelliği ve kırılganlığı göz önüne sererek izleyiciyi derin düşüncelere sevk etme gücüne sahiptir. Doğa, heykeltıraşlara özgün ve yaratıcı eserler vermek için sonsuz bir kaynaktır. Doğal tuval, geleneksel sanat dallarının ötesinde doğanın geçici ve dönüştürülebilir unsurlarını da kapsayan etkileyici sanat eserlerinin yaratılmasına imkân tanımaktadır. Walter De Maria'nın da dediği gibi, "Doğal afetleri seviyorum ve bunların, bir deneyim biçimi olarak, en yüksek sanat biçimi olduğuna inanıyorum." doğanın her halinin sanat eseri olabileceğini vurgulamaktadır. Heykeller sadece estetik değil, aynı zamanda ekolojik ve sanatsal açıdan da önemli anlamlar taşımaktadırlar. Araştırmada geçici sanatın doğayla olan ilişkisini ve doğal malzemelerin sanat eserlerinde nasıl kullanıldığını göstererek geçici kavramı, sanatın kalıcılık zorunluluğuna meydan okuyarak, geçici eserlerin de estetik ve kavramsal değere sahip olduğu ortaya koyularak, kar- buz ve kum heykelleri üzerinden geçici kavramı derinlemesine incelenecektir Bu tür heykeller, bir yandan ekolojik döngü ve doğadaki geçicilik olgusunu simgelerken, diğer yandan sanatın evrensel dili aracılığıyla kültürler arası bir ifade aracı olarak işlev görmektedir. Bu bağlamda, heykellerin oluşum süreçleri, çevresel etkileri incelenerek, geçici sanatın hem doğa ile insan arasındaki ilişkiyi hem de sanatın toplumsal rolünü nasıl yeniden tanımladığı tartışılacaktır.
Nature is widely regarded as an inexhaustible source of inspiration that nurtures human imagination and aesthetic perception. One of the art forms that draws on this inspiration is sculpture created from ephemeral natural materials. These works, shaped by the transient beauty and fragility of nature, possess the power to evoke profound contemplation in viewers. Nature provides sculptors with a limitless canvas for producing original and creative works. Going beyond traditional artistic practices, the natural environment enables the creation of compelling artworks that embrace the impermanence and transformability of natural elements. As Walter De Maria stated, “I love natural disasters and I believe they are the highest form of art as a kind of experience,” emphasizing that every aspect of nature can be viewed as art. These sculptures carry not only aesthetic significance but also ecological and artistic meaning.
This study explores the relationship between ephemeral art and nature, examining how natural materials are used in artistic creation. It challenges the conventional expectation of permanence in art by demonstrating that temporary artworks also possess aesthetic and conceptual value. Through a focused analysis of ice, snow, and sand sculptures, the concept of impermanence will be examined in depth. These types of sculptures symbolize both the ecological cycle and the transitory nature of the environment, while also serving as intercultural means of expression through the universal language of art. Within this framework, the formation processes and environmental impacts of such artworks will be analyzed to discuss how ephemeral art redefines the relationship between humans and nature as well as the social role of art.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Sanat Sosyolojisi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 28 Nisan 2025 |
| Kabul Tarihi | 1 Temmuz 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 2 |
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi © 2015 Commons Atıf-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı (CC-BY-NC-ND 4.0) ile lisanslanmıştır.