In modern democracies, constitutions are symbols of change as they form the foundation of states. A country's political transformations are reflected in its constitutions. In comparative law, "aversive constitutionalism" refers to constitutions that reactively include provisions to prevent the repetition of past anti-democratic experiences, as seen in post-communist countries, post-WWII Germany, or post-Apartheid South Africa. Although ‘'aversive constitutionalism’’ shares similarities with the concept of militant democracy, it is a distinct concept, and the fact that it has not been previously studied in Turkish literature is one of the elements that contributes to the originality of this article.
While Turkey's constitutions also possess this reactive quality, a crucial distinction exists: unlike comparative examples, most were not drafted democratically. Although the 1961 and 1982 constitutions aimed for a more pluralistic democracy, they were products of military coups. They contained regulations that entrenched the power of guardianship institutions and restricted civilian oversight. Therefore, while reactive, Turkish constitutionalism primarily served to preserve authoritarian tutelary mechanisms rather than a democratic consensus.
constitutional borrowing constitution-making apartheid regime aversive constitutionalism constituent power democracy
Günümüzde anayasalar, devletlerin temelini oluşturduğu için değişim süreçlerinin sembolüdür. Ülkelerin yaşadığı yönetimsel dönüşümler, anayasalara yansıyarak onların ruhunu oluşturur. Karşılaştırmalı hukukta “kaçınmacı anayasacılık” kavramı, ülkelerin geçmişteki acı anti-demokratik tecrübelerine tepki olarak, bu deneyimlerin tekrarlanmasını önleyici hükümler içermesini ifade eder. Komünizm sonrası ülkeler, II. Dünya Savaşı sonrası Almanya veya Apartheid sonrası Güney Afrika bu duruma örnektir. "Kaçınmacı anayasacılık" her ne kadar militan demokrasi kavramıyla benzerlikler gösterse de farklı bir kavramdır ve Türkçe literatürde daha önce çalışılmamış olması bu makalenin özgünlüğünü sağlayan unsurlardan biridir.
Türkiye’deki anayasalar da tepkisel bir nitelik taşır. Ancak buradaki temel fark, karşılaştırmalı örneklerin aksine, Türkiye’deki anayasa yapım süreçlerinin çoğunlukla demokratik yollarla hazırlanmamış olmasıdır. 1961 ve 1982 Anayasaları, çoğulcu bir demokrasi hedeflemiş gibi görünse de askeri müdahaleler sonucu oluşturulmuş ve vesayet odaklarının gücünü koruyucu, sivil denetimi sınırlandırıcı düzenlemeler içermiştir. Bu nedenle Türkiye’deki tepkisel anayasacılık, demokratik konsensüs yerine vesayetçi mekanizmaların korunmasına hizmet etmiştir.
anayasal ödünç anayasa yapımı apartheid rejimi kaçınmacı anayasacılık kurucu iktidar demokrasi
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Anayasa ve Siyasal Kurumlar |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 25 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 5 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 2 |
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi © 2015 Commons Atıf-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı (CC-BY-NC-ND 4.0) ile lisanslanmıştır.