Purpose – It has been observed that fear appeal, as one of the emotional appeal elements in public service announcements, is used intensively. This stems from the widespread belief that fear constitutes an effective tool in persuasion processes. However, the literature has yet to reach full consensus on this issue. In recent years, neuroscientific studies have been added to traditional qualitative and quantitative research; nevertheless, contradictions occasionally arise between the findings of these two approaches. Consequently, the need for studies supported by neuroscientific data is increasing to achieve more robust and comprehensive results. In this context, the present study aims to examine the persuasive power of fear-based content used in PSAs through an interdisciplinary perspective that brings together emotional appeal theories, empirical literature, neuroscientific methods.
Methodology – The study investigates the effect of fear appeal on brain activity in obesity-related PSAs. EEG was employed as the method, and the brain activities of nineteen participants were recorded. The collected data were transferred to the SPSS statistical software package and analyzed according to attention, pleasantness, and memory indices. The results were tested using Friedman’s two-way analysis of variance by ranks, identified as a nonparametric statistical test.
Findings – The findings reveal that the PSA, which contains a low level of fear appeal, was more effective compared to the PSA with high fear appeal and the PSA with positive appeal. Accordingly, this study predicts that, rather than messages containing high levels of threat, PSAs with moderate threat levels and strong efficacy components will be more effective in fostering behavioral change.
Originality – By employing EEG, this research measures participants’ cognitive and emotional responses, moving beyond evaluations of PSA effectiveness based solely on self-reports. Furthermore, by highlighting the importance of balancing threat and efficacy elements in PSAs for public health-communication, the study offers both theoretical and practical recommendations.
public service announcement fear appeal EEG neuroscience neuromarketing
Ethical approval for this study was obtained from the Non-Interventional Research Ethics Committee of Üsküdar University with the decision dated 03.08.2015 and numbered B.08.6.YÖK.2.ÜS.0.05.0.06/2015/159.
There was no funding to report for this submission.
There are no acknowledgements.
Amaç – Kamu spotlarında duygusal çekicilik unsurlarından biri olan korku çekiciliğinin yoğun biçimde kullanıldığı gözlemlenmektedir. Bu durumun temelinde, korkunun ikna süreçlerinde etkili bir araç olduğuna yönelik yaygın kanaat yer almaktadır. Ancak literatürde bu konuda fikir birliği henüz tam anlamıyla sağlanamamıştır. Geleneksel nitel ve nicel yöntemlerle yürütülen araştırmalara, son yıllarda nörobilim temelli çalışmalar da eklenmiş; ancak bu iki yaklaşımın bulguları arasında zaman zaman çelişkiler ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, daha sağlam ve bütüncül sonuçlara ulaşabilmek için nörobilimsel veri destekli çalışmalara duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Bu bağlamda söz konusu araştırma, kamu spotlarında kullanılan korku temelli içeriklerin ikna gücünü; duygusal çekicilik kuramları, ampirik literatür ve nörobilimsel yöntemleri bir araya getiren disiplinlerarası bir perspektifle incelemeyi amaçlamaktadır.
Metodoloji – Araştırma, obezite kamu spotları örneğinde korku çekiciliğinin beyin aktiviteleri üzerindeki etkisini incelemektedir. Çalışmada yöntem olarak elektroansefalogram (EEG) kullanılmış ve on dokuz katılımcının beyin aktiviteleri kaydedilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS istatistiksel paket programına aktarılarak dikkat, memnuniyet ve bellek indekslerine göre analiz edilmiş ve parametrik olmayan (non-parametrik) istatistik sınaması olarak tanımlanmış Friedman sıralamalı iki-yönlü varyans analizi ile ortaya konulmuştur.
Bulgular – Bulgular, düşük düzeyde korku çekiciliği içeren kamu spotunun, yüksek korku çekiciliği içeren kamu spotu ve olumlu çekicilik içeren kamu spotuna kıyasla daha etkili olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, bu çalışma yüksek düzeyde tehdit içeren mesajlardan ziyade, orta düzeyde tehdit içeren ve güçlü yeterlilik unsurlarına sahip kamu spotlarının, davranış değişikliği yaratma açısından daha etkili olacağını öngörmektedir.
Özgünlük – Bu araştırma, EEG yöntemi aracılığıyla katılımcıların bilişsel ve duygusal tepkilerinin nesnel olarak ölçülmesi, kamu spotlarının etkisinin yalnızca sözel beyanlara dayalı değerlendirilmesinin ötesine geçilmesine olanak tanımaktadır. Ayrıca çalışmada, kamu spotlarında tehdit ve yeterlilik unsurları arasındaki dengenin kamu sağlığı iletişimi açısından taşıdığı öneme dikkat çekilerek, hem kuramsal hem de uygulamaya dönük öneriler sunulmaktadır.
Bu çalışma için Üsküdar Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan 03.08.2015 tarih ve B.08.6.YÖK.2.ÜS.0.05.0.06 /2015 /159 sayılı karar ile etik kurul onayı alınmıştır.
Bu çalışma herhangi bir fon sağlayıcı kuruluş tarafından desteklenmemiştir.
Teşekkür edilecek herhangi bir kişi veya kurum bulunmamaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kitle İletişimi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Aralık 2025 |
| Gönderilme Tarihi | 15 Ocak 2025 |
| Kabul Tarihi | 29 Eylül 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 53 |
Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (SDU-SD), Creative Commons Atıf 4.0 Uluslararası Legal Kod https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/ kapsamında lisanslanmıştır.