BibTex RIS Kaynak Göster

SAYI: 5 OCAK - 2013

Yıl 2013, Cilt: 3 Sayı: 5, - , 01.01.2013
https://izlik.org/JA77JW33WY

Öz

Kaynakça

  • Akbulut, S. (2009). “Türkiye‟de İhracat Dayalı Büyümenin Sektörler İtibariyle Ekonometrik Analizi”. (Yayınlanmamış Yüksek Lisans tezi). Trabzon: Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
  • Mucuk, M. (2004). “Türkiye‟de İhracata Dayalı Büyüme Üzerine bir NedensellikSınaması (1980-2003)‟‟, Selçuk Üniversitesi Karaman İktisadi ve İdari BilimlerFakültesi Dergisi, 1, 107-117.
  • Ay, A. ve Karaçor, Z. (2006). “2001 Sonrası Dönemde Türkiye Ekonomisinde Krizden Geçişi Üzerine Bir Tartışma”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Fak.Dergisi, 16, 67-86.
  • Aydemir, C. ve Pıçak M. (2008). “Ekonomik Gelişme Sürecinde Tarım-Sanayi İlişkilerinin Sektörlerarası Eşbütünleşmeye Etkileri”, D. Ü. Ziya Gökalp Eğitim Fak. Dergisi, 10, 129-147.
  • Balassa, B. (1978). “Exports and Economic Growth: Further Evidence”, Journal of Development Economics, 5, 181-189.
  • Demirbaş, M. (2003). “1980 Dönüşümünün İhracat İthalat Üzerindeki Etkisi”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 13, 233-249.
  • Dıckey, D. A. ve Fuller, W.A. (1981). “Likelihood Ratio Statistics for an Autoregressive Time Series with a Unit Root”, Econometrica, 49, 1057-1072.
  • DPT.(2006). Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013), Ankara: DPT.http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/plan9.pdf.
  • Günaydın, G. (2006). “Türkiye Tarım Sektörü ”, Tarım Mühendislik, 76-77.
  • Engle, R. F.Granger, C. W. J. (1987) . “Co-integration and Error Correction: Representation, Estimation and Testing”, Econometrica, 55, 251-76.
  • Erdoğan, S. (2006). “Türkiye‟nin İhracat Yapısındaki Değişme ve Büyüme İlişkisi: Eşbütünleşme ve Nedensellik Uygulaması”, Selçuk Karaman İİBF Dergisi, 10, 4.
  • Granger, C. (1969). “Investigation Causal Relations by Econometric Models and Cross Spectral Methods”, Econometrica, 37, 2.
  • Gübe, Y. (1997). “İktisadi büyüme ve İhracat performansı” Hazine dergisi, 6, 21.
  • İTO: Ekonomik Göstergeler, 2004.
  • __: Ekonomik Göstergeler, 2005.
  • __: Ekonomik Göstergeler, 2006.
  • __: Rakamlarla Türkiye Ekonomisi, 2005.
  • __: Rakamlarla Türkiye Ekonomisi, 2006.
  • Kavoussi, R. M. (1984). “Export Expansion and Economic Growth”, Journal of Development Economics, 14, 241-250.
  • Kösekahyaoğlu, L. ve Şentürk, C. (2006). “İhracata Dayalı Büyüme Hipotezinin Testi”, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 4, 128.
  • Krueger, A. O. (1977). “Foreign Trade Regimes and Economic Development: Consequences Liberalization EconomicResearch,273-274. and
  • ”, National Bureau of
  • Mıchaely, M. (1977). “Exports and Growth: An Empirical Investigation”, Journal of Development Countries, 4, 49-53.
  • Nişancı, M. (2005). “Dış Ticaret-Beşeri Sermaye ve İktisadi Gelişme Arasındaki UzunDönem Nedensellik İlişkisinin Testi”, Erzincan H. Fakültesi Dergisi, 9, 675-687.
  • Özer, M. ve Erdoğan, L. (2006). “Türkiye‟de İhracat, İthalat ve Ekonomik BüyümeArasındaki İlişkilerin Zaman Serisi Analizi”, Ekonomik Yaklaşım Dergisi, 17, 93.
  • Shan, J. ve Tıan, G. G. (1998). “Causality Between Exports and Economic Growth: The Empirical Evidence from Shanghai”, Australian Economic Papers, 37(2), 195.
  • Şimşek, M. (2003). “İhracata Dayalı-Büyüme Hipotezinin Türkiye Ekonomisi Verileri ile Analizi, Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF Dergisi,18(2), 43-63.
  • Taban, Sami ve Aktar, İ. (2008). “An Empirical Examination of the Export- Led Growth Hypothesis in Turkey”, Journal of Yasar University, 11, 549-564, Erişim http://joy.yasar.edu.tr/makale/11_sayi/06_sami_taban.pdf tarih:20 Şubat 2008,
  • Yapraklı, S. (2007). “İhracat ve Ekonomik Büyüme Arasındaki Nedensellik- Türkiye Üzerine Ekonometrik Bir Analiz”, ODTÜ Gelişme Dergisi, 34 , 97 112.
  • Yavuzçil, N. (2006). “Türkiye‟de İhracat-Büyüme Arasındaki Nedensellik Analizi”, Erişimtarih: 8 Ocak 2007(http://iibf.kocaeli.edu.tr/ceko/armaganlar/tur anyazgan/38.pdf).
  • Yiğidim, Arslan ve Köse, N. (1997). “İhracat ve Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişki, İthalatın Rolü: Türkiye Örneği (1980-1996)”, Ekonomik Yaklaşım, 8, 26. www.tuik.gov.tr www.dtm.gov.tr www.dpt.gov.tr
  • Aytaç, S., Bilgel, N. ve Yıldız, S. (2011) “İşyerinde Şiddet”, İşyerinde Şiddet, (Ed: S. Aytaç, N. Bayram), Beta Yayınevi, İstanbul.
  • Bedi, A. ve Schat A. C. H.(2007) “Customer Aggression: Theoretical And Meta -Analytic Review”, ASAC 2007, Ottawa, Ontario, pp.115-127.
  • Bilgin, N. (1995), “Sosyal Psikoloji’de Yöntem ve Pratik Çalışmalar”, Sistem Yayıncılık, İstanbul. Chappell D. ve Di Martino, V. (1999). Violence at Work. http://www.acosomoral.org/pdf/ violwk.pdf [Erişim Tarihi: 17.07.2010].
  • Di Martino V. (2002). Workplace Violence in the Health Sector: Country Case http://www.who.int/violence_injury_prevention/violence/activities/workpla ce/WVsynthesisreport.pdf [Erişim Tarihi: 29.11.2010]. Studies.
  • Dierendonck, D. V.; Mevissen, N. (2002), “Aggressive Behavior of Passengers, ConflictManagement Behavior, and Burnout AmongTrolley Car Drivers”, International Journal of Stress Management, Vol: 9, No: 4, pp.345-355.
  • Dursun, S. ve Aytaç S. (2011), “İşyerinde Şiddet Davranışlarının Çalışanlar Üzerine Etkisi: Bir Uygulama”, TİSK Akademi, Cilt 6, Sayı 11, ss.6-29.
  • Fourth European Working Conditions Survey (2008). Violence, Bullying and Harassment in the Workplace. European Foundation for the Improvement of Living and Working Conditions, www.eurofond.europa.eu. [Erişim Tarihi: 03.04.2011].
  • Hershcovis, M. S.; Barling, J. (2009), “Towards a multi-foci approach to workplace aggression: A meta-analytic review of outcomes from different perpetrators”, Journal of Organizational Behavior 31, pp.24–44.
  • Kaya, Y. ve Özdevecioğlu, M. (2008), “Organizasyonlarda Algılanan Mağduriyetin Örgütsel Bağlılık Üzerindeki Etkisini Belirlemeye Yönelik Bir Araştırma”, Afyon Kocatepe Üniversitesi, İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt:X, S: 1, ss.19-37.
  • Kocacık, F. (2001), “Şiddet Olgusu Üzerine”, C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt:2, Sayı:1, ss.1-7.
  • Merecz, D.; Drabek, M. ve Mościcka, A. (2009), “Aggression At The Workplace —Psychological Consequences of Abusive Encounter With Coworkers And Clients”International Journal of Occupational Medicine and Environmental Health;22(3), pp.243 – 260.
  • National Institute for Occupational Safety and Health (NIOSH). (1996). Violence Strategies.www.cdc.gov/niosh/violcont.html[Erişim Tarihi. 29.04.2010]. Workplace Risk Factors and Prevention
  • Richards, J. (2003). Management of Workplace Violence Victims. http://www.who.int/violence_injury_prevention/violence/interpersonal/en/ WVmanagementvictimspaper.pdf.[Erişim Tarihi. 25.05.2012].
  • Sokullu-Akıncı F. (2011), “İşyeride Şiddet ile Savaşım ve Hukuki Boyutları”, İşyerinde Şiddet (ed. S., Aytaç N. Bayram), ss.101-150.
  • Taxi Driver Security Survey (2007). Ministry of Transport Australia, Taverner research. http://www.transport.nsw.gov.au/sites/default/file/taxi/taxi-safety-taskforce-final- report-appendix-a.pdf, [Erişim Tarihi: 01.11. 2010]. TRC 2581,
  • Uncu Y.; Bayram, N. ve Bilgel N. (2006), “Job related affective well-being among primary health care physicians”, European Journal of Public Health, Vol: 17, No: 5, pp.514-519.
  • Victorian Taxi Directorate, Taxi Driver Survey 2006. Victoria-Australia, http://www.taxi-library.org/survey.htm, [Erişim Tarihi: 01.11. 2010].
  • Wiskow, C. (2003). Guidelines on Workplace Violence in the Health Sector: Comparison
  • of Major Known National Guidelines and Strategies: United Kingdom, Australia, int/violence_injury_prevention/violence/ interpersonal/en/WV_ComparisonGuidelines.pdf. [Erişim Tarihi: 17.07. 2010].
  • World Health Organization (2002), “World report on violence and health: summary”http://www.who.int/violence_injury_prevention/violence/world_r eport/en/summary_en.pdf [Erişim Tarihi: 30.06.2010].
  • ŞARAP YASAĞININ XVI. YÜZYIL DİVANLARINDAKİ
  • İZLERİveKANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİ ŞARAP YASAĞI
  • Savaşkan Cem Bahadır
  • Anahtar Kelimeler: Şarap, şarap yasağı, ceza, İslamiyet, Eski Türk Edebiyatı, Kanunî Sultan Süleyman.
  • TRACE OF THE PROHIBITION OF WINE IN THE SIXTEENHT
  • CENTURY’S DIVAN AND THE MAGNEFICENT SULEYMAN’S PROHIBITION OF WINE
  • Key Words: Wine, wine prohibition, punishment, İslam, Classic Turkish Literature, Magneficent Süleyman. 1Dr. İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü. e-mail:sacemb@hotmail.com
  • Şarapla alakalı olarak edebiyata girmiş kavramlardan bir tanesi de “şarap yasağı”dır.Şarap yasağı, hem dinî hem ictimaî yönüyle şiirlere konu olmuştur. Şarap her ne kadar Müslümanlara yasak edilmişse de bazılarının gizli gizli şarap içtiği ve bunun neticesinde şarap içme cezasına çarptırıldığı bilinmektedir.(And, 2009: 172) Sosyal hayatta mevcut olan bu durum klasik şiirimize de yansımıştır.
  • Divanlar incelendiğinde şarap yasağı ile ilgili beyitlerin/şiirlerin üç ana başlık altında toplanabileceği görülmektedir. Bu başlıklar şu şekilde sıralanabilir: 
  • İslam‟da mevcut şarap yasağının şiirlere yansıması, 
  • Şarap- Ceza ilişkisinin şiire yansıması, 
  • Padişah iradesiyle uygulanan şarap yasağının şiire yansıması.
  • Aşağıdaki bölümde bu başlıklar sırasıyla ele alınarak divanlarda mevcut olan örnekler incelenmeye çalışılacaktır.
  • I. İSLAM’DA MEVCUT ŞARAP YASAĞININ ŞIIRE YANSIMASI
  • “Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.”4ayetidir. Bu ayet hamrın (şarabın) yasaklanmasına doğru giden yolun ilk aşamasıdır. Mekke‟de nazil olmuş bir ayettir.
  • Şarapla ilgili ikinci ayet;
  • Kuran‟da şarapla ilgili üçüncü, sarhoşlukla ilgili ilk ayet ise şu şekildedir;
  • Şarapla ilgili olarak Kuran‟da geçen son ayetler ise şu şekildedir;
  • “Ey iman edenler (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”7
  • Görüldüğü üzere İslamiyet diğer dinlerden farklı olarak şarabı kesin bir dille yasaklamış ve bu yönüyle diğer dinlerden ayrılmıştır.
  • İslamiyet‟in diğer bir kaynağı olan hadislerden de şarabın kesin bir dille yasaklandığı anlaşılmaktadır. Hadis kitaplarında içki başlığı altında şarapla alakalı olarak bir çok hadis rivayet edilmiştir. Bu hadislerden sıklıkla kullanılanlar aşağıda sıralanmıştır.
  • “Sarhoşluk veren her içki haramdır.”9
  • Resüllullah (a.s.) Efendimiz içkiyle ilgili olarak; “Sarhoş edici bütün içkiler haramdır.”10
  • “Çoğu sarhoşluk veren içkinin azı da haramdır.” 11,
  • “İçki, bütün kötülüklerin anasıdır.”12,
  • “Allah içkiye, onu içene, dağıtana, satana, satın alana, üzümünü sıkana [îmal edene], kendisi için sıktırana, taşıyana ve kendisine taşınana ve parasını yiyene lanet etsin.”13
  • İçki yasağı Kuran‟ın ardından hadislerle de pekiştirilmiştir. Müfessirler arasında içkinin haram olması noktasında hiçbir görüş ayrılığı yoktur. 9 Rûdânî, Büyük Hadis Külliyatı Cem„u‟l-fevâid, (çev: Naim Erdoğan), İz Yayıncılık, İstanbul, 2012. s. 243. 10 Rûdânî, a.g.e.,243. 12 Rûdânî, a.g.e.,244. 13 Rûdânî, a.g.e.,246.
  • Kıldı menden ref„ teklîf-i namâzı mestlik
  • Saldı Hak bir neş‟e-i câm-i mey-i gül-gun maña (Fuzulî, g. 13/2)
  • Sarhoşluk, benden namaz vazifesini kaldırdı. Allah bana, gül renkli bir kadehin neşesini verdi.
  • Göñül tâ var elüñde câm-i mey tesbîhe el urma
  • Nemâz ehline uyma anlaruñla durma oturma (Fuzulî, g. 241/1)
  • Gönül, elinde şarap kadehi olduğu sürece tespihe el sürme. Namaz ehline uyma, onlarla oturma (hatta yanlarında) durma.
  • Fuzulî bu beytinde de açık bir şekilde sarhoşken namaz kılınamayacağını, namazın akabinde tespihin çekilemeyeceğini dile getirerek şarap yasağını şiirine konu etmiştir.
  • Belâlu göñlüme mahbûb u mey gamı düşdi
  • Namâz u tâ‟at u takvâdan ictinâb itdi (Helakî, g. 141/4)
  • Belalı gönlüme sevgili ve şarap sıkıntısı düştü. Namaz, ibadet ve günahlardan korunma isteği uzaklaştı.
  • Helakî de Fuzulî gibi sarhoşken namaza yaklaşmanın yanlış olacağını anlatmıştır. Hatta şair bu beyitte bir adım daha ileri gitmiş şarap içme fikrinin bile namaz, ibadet ve takvayı alıp götürdüğünden bahsederek İslam‟daki şarap yasağını okuyucuya hatırlatmıştır.
  • Zati, aşağıdaki beyitte, şarap içtiğinde şarabın kendisine zararlı bir etkisinin olmadığını hatta şarap içtiği zaman kendisinde neşe ve mutluluk bulduğunu anlatarak atasözlerindeki –ki burada kasıt peygamberin hadisidir- ona neden kötülüklerin anası dediklerini anlamadığını ifade etmektedir.
  • Baña meyden safâ togar aña lîk
  • Dimişler atalar ümm-ül-habâ‟is (Zatî, g. 92/3)
  • Bana meyden safa gelir ama atalar şarap için “kötülüklerin anasıdır” demişler.
  • Hayali Bey‟de edebiyatta sık sık tekrar edilen “zahid-rind”15 karakterleri çerçevesinde oluşturduğu beytinde, sufinin şarabı (kötülüklerin anasını) sevmediğini ama kötülük yapma sanatında şeytana öğretmenlik yaptığını anlatmaktadır.
  • Sûfî-i şehr sevmeyüb ümm-ül-habâ‟isi
  • Ögretdi fenn-i fitnede Şeytâna yolların (Hayâlî Bey, g. 22/4) 15 Ayrıntılı bilgi için bkz. A. Atilla Şentürk, Sufi yahut Zahid Hakkında, Enderun Kitabevi, İstanbul, 1996.
  • Şehrin sofisi “kötülüklerin anasını” (şarabı) sevme(di ama) şeytana, fitne ilminin inceliklerini öğretti.
  • Muhibbi‟de tıpkı diğer şairler gibi şarabın insanda yarattığı güzel etkilerden bahsederek şarabın neden kötülüklerin anası olduğunu anlamadığını söylemektedir.
  • Habâ„isden ider mi dilleri pâk
  • Neden dirler aña ümm-ül-habâ„is (Muhibbî, g. 269/2)
  • (Şarap)kötülüklerden gönülleri temizler mi? Neden şaraba “kötülüklerin anası” derler.
  • Yukarıdaki örneklerden şairlerin Kuran‟da ve hadislerde mevcut şarap yasağından haberdar oldukları ve bu konuları gelenek dâhilinde şiirlerde kullandıkları görülmektedir.
  • II. ŞARAP- CEZA İLİŞKİSİNİN ŞİİRE YANSIMASI
  • İslamiyet şarabı kesin olarak yasaklamış ve her yasakta olduğu gibi yasağa uymayanlara karşı çeşitli cezaî yaptırımlar uygulamıştır. Çalışmanın bu bölümünde şarap içilmesi durumunda uygulanacak olan cezalar konu edilerek edebiyata yansımaları beyitlerle örneklendirilmeye çalışılacaktır.
  • Cezanın verilebilmesi için iki erkeğin tanıklık etmesi, şarap içen kişinin ikrarı ya da sarhoşluk halinin ispatı gerekir. Tanık yoksa ya da sarhoş içki içtiğini ikrar etmezse kişinin sarhoş olup olmadığı ağız koklanarak tespit edilir. Eğer sarhoşun ağzındaki şarap kokusu kaybolduysa hadd cezası uygulanamaz. Çünkü; suç zaman aşımına uğramış kabul edilir.
  • Hâkim cezaya karar vermeden önce suçlunun şarabı isteyerek mi yoksa zorla mı, nerede ve ne zaman içtiğini öğrenmelidir. Çünkü şarap suçluya zorla içirilmiş olabilir, şarap içildikten sonra zaman aşımına girmiş olabilir ya da içki İslam ülkesi dışında içilmiş olabilir. Bu durumlarda da hadd cezası uygulanamaz.
  • Şaraptan başka bir şey içerek sarhoş olanlar da aynı şekilde cezalandırılır.
  • İslam ülkesine yeni yerleşmiş ya da yeni Müslüman olanlar şarap içmenin yasak olduğunu bilmediklerini söylerlerse ceza almazlar.
  • Küçükler, deliler ve Müslüman olmayanlar hiçbir suretle içki içtikleri için cezalandırılamazlar.17
  • İslam‟da mevcut iki sarhoş tanımı vardır. Hadd cezası için kişinin bu tanımlardan birine uyması gerekmektedir. Sarhoş, Ebu Hanife‟ye göre erkekten kadını, gökten yeri ayıramayan kimsedir. İmameyn18‟e göre ise sarhoş, konuşması makul olmayan ve sözlerini birbirine karıştıran kimsedir.
  • Gonce mey içmiş yasagın tutmamış şâh-ı gülüñ
  • Kokayın agzın sabâ didi bu hod evkâr mest (Muhibbî, g. 203/3)
  • Gonca, gül şahının(dalının) yasağını dinlemeyip şarap içmiş. Saba rüzgârı, “ağzını koklayın bu zil zurna sarhoştur” dedi.
  • Vaktidür kim sâkiyâ devr eylesün la„lîn kadeh
  • Devr-i gül vakt-i cevâni dilde yok bîm-i „ases (Muhibbî, g. 1223/4)
  • Ey saki kırmızı kadeh devretsin, çünkü (şarap içme) zamanıdır. Gül devri gençlik zamanı (ve) gönülde gece bekçisi korkusu yoktur.
  • Kâdî bu demde diñleye mi müdde„î sözin
  • Gül bezm-i meyde şâhid-i sâhib-cemâldür (Nev„î, g. 149/3)
  • Kadı bu zamanda iddiacının sözünü dinler mi? Gül, şarap meclisinde güzellik sahibinin şahididir.
  • Meclisde gice muhtesib-i şehri görince
  • Câm-ı arakı sûfî düşürdi ödi sındı (Nev„î, g. 545/4)
  • Sufi, gece mecliste, şehrin bekçisini görünce ödü koptu, rakı kadehini düşürdü.
  • Nev„î bu beyitte şarap- ceza- muhtesib kavramlarını bir arada kullanmıştır. Şair içkiden uzak durmakla övünen sufinin, muhtesibi görünce korkması ve elinde bulunmaması gereken rakı kadehini düşürerek kırması ile dalga geçmektedir. Bu beyit içki içenler arasında muhtesibin caydırıcı bir etki yaptığını göstermesi açısından dikkate şayandır.
  • Gonca mey içmiş kokular agzını bâd-ı seher
  • Dirhem-i jâleyle baş kurtarsın ol evgâr mest (Hayalî, g. 1/4)
  • Sabah rüzgârı şarap içmiş (olan) goncanın ağzını koklar, o sarhoş çiğ tanesi akçesiyle başını kurtarsın.
  • Yukarıdaki örneklere bakıldığında şairlerin şarap yasağından ziyade, şarap- ceza- muhtesib- şahit ve ramazan- şarap kavramlarını şiirlerinde daha yaygın olarak kullandığı görülmektedir. Bunun bir nedeni klasik şiirde sıklıkla kullanılan kavramların benzetmeler yoluyla şaraba, muhtesibe ya da şahide benzetilmesidir. 19Aşağıda Ramazan-Şarap yasağı ilişkisini anlatan beyitlere yer verilmiştir:
  • Ramazan tîg-i hilâl ile şehîd oldı yine
  • Milket-i zevk-u-safânuñ şehi „îd oldı yine
  • Ramazan, hilalin kılıcıyla yine şehit oldu. Zevk ve neşe ülkesinin şahı, tekrar bayram oldu.
  • Câm-ı hilâli hep bilece gördiler bu şeb
  • Halk-ı cihâna kıldı Hudâ rûzeyi harâm
  • Bu gece hep birlikte hilal kadehini gördüler. Allah dünyada yaşayanlara orucu haram kıldı.
  • Kanumı içmek diler ol lâ„l-i mey-gûn bu gice
  • Rûze dutmuş gâlibâ iftâr içün ister helâl
  • Şarap renkli dudağı olan sevgili bu gece kanımı içmek ister. Galiba oruç tutmuş iftar için (Fuzulî, g. 171/6)
  • helal (bir şeyler) ister.
  • Ramazân ayı gerek açıla cennet kapusı
  • Ne revâ kim ola mey-hâne kapusı baglu
  • Ramazan ayı olunca cennet kapılarının açık olması gerekir. Meyhane kapısının kapalı (Fuzulî, g. 239/4) olması uygun mudur?
  • Ramazan irdi diyü oldı mey-i nâba yasag
  • Hayretî biz dahi şimden girü hayrân olalum
  • Hayretî, ramazan geldi diye saf şaraba yasak başladı. Artık şimdiden sonra biz hayran
  • (Hayretî, g. 308/5) olalım.
  • Kaşın çîn eylemiş dilber gazabdan buse lutf itmez
  • Meger mâh-ı sıyâm olmış mey-i nâba yasag ancak (Nev „î g. 227/2)
  • Sevgili kaşını çatıp gazabından (dolayı) öpücük vermez (bunun sebebi) meğerse oruç ayının
  • başlayıp şaraba yasak gelmesiymiş.
  • Temâşâ-yı ruhuñ virmez kanâ„at öpmesek la„lüñ
  • Ne hazz olur yasag iken meye bayram seyrinden (Nev„î, g. 326/3)
  • Yanağını seyretmek dudağını öpmediğimiz zaman bize kafi gelmez. Bayramda şaraba yasak
  • varken seyretmek ne büyük haz verir.
  • III. PADİŞAH İRADESİYLE UYGULANAN ŞARAP YASAĞININ ŞİİRE YANSIMASI VE KANUNÎ’NİN MEŞHUR ŞARAP YASAĞI
  • Yukarıdaki bölümlerde bahsedilen dinî yasakların yanı sıra dönem dönem çeşitli fermanlarla meyhâneler kapatılır ve şarap yasaklanırdı. Bu yasaklardan en meşhurları Kanunî Sultan Süleyman ve IV. Murat dönemindeki şarap yasaklarıdır. Çalışmada Kanunî döneminde uygulanan şarap yasağı konu edilerek örnek beyitlerle uygulanan şarap yasağı anlatılmaya çalışılacaktır.
  • Şâh-ı „ışk içmemege itdi yasagı içelüm
  • Ey saki, kadehi doldur, eline al içelim. Aşk padişahı şarap içmemeye yasak koydu içelim.
  • Hayretî‟ye ait olan bu beyitte şarap yasağı şair tarafından farklı bir şekilde işlenmiştir.
  • Beyitte sakinin, kadehin ve aşk padişahının olduğu bir meclis ortamı mevcuttur. Bu mecliste şarap
  • içilmektedir. Şair burada yasağın şarap içmeye karşı değil şarabın içilmemesine karşı konulduğunu
  • anlatarak “aşk şahı” ifadesiyle şarabın, tasavvufî manada kullanıldığını ifade etmeye çalışmıştır.
  • Şarabın aşk olarak kabul edildiği bir mecliste tabi ki şarap içmemek mümkün değildir. Gerçek şarap
  • yasakken, bu mecliste şarabın içilmemesi yasaktır.
  • Müdde„î komaz beni yanuñda kan aglamaga
  • Şol Kızılbaşuñ şarâb-ı nâba yasagı gibi (Hayâlî s. 399, 17 g. 4 beyit)
  • Şikayetçi beni yanında üzüntümü yaşamak için bırakmaz. Tıpkı şu kızıl şapkalı muhtesibin
  • şaraba olan yasağı gibi.
  • Şair beyitte yukarıda da adı geçen muhtesibi anlatmaktadır. Şair “kızılbaş” deyimi ile
  • kırmızı şapka takan muhtesibi yani gece bekçisini anlatmaktadır. (bkz. Philip Mansel, Konstantiniyye
  • Dünyanın Arzuladığı Şehir 1453-1924 (çev: Şerif Erol) Everest Yayınları, 2011, s. 58.) Beyitte
  • Aşağıda yer alan örneklerde benzer içerikteki beyitler bir arada verilmiş ve konu bütünlüğü sağlamak adına beyitler Kanunî‟nin şarap yasağındaki uygulamalara uygun olarak dört başlık altında toplanmıştır.
  • Şarap Yasağını Anlatan Beyitler
  • Çalışmanın bu bölümünde şairlerin Kanunî‟nin uyguladığı şarap yasağına göndermede bulunduğu ve âdeta tarihe kaynaklık ettiği beyitleri sıralanacaktır. 16. yüzyıl divanları incelendiğinde Kanunî‟nin şarap yasağı ile ilgili Bâkî ve Nev„î divanlarında çok fazla beyit olduğu görülmektedir. Konu ile ilgili beyitler aşağıda sıralanmış ve kısaca açıklanmaya çalışılmıştır.
  • Bâkî gözinden eyle hazer sorma leblerin
  • Zinhâr gâfil olma şarâbuñ yasagı var (Bâkî, g. 53/6)
  • Bâkî, sevgilinin dudaklarını gözünden bile sakın onları sorma. Sakın ihtiyatsız olma çünkü şarap yasağı var.
  • Şair bu beyitte sevgilinin dudaklarını rengi sebebiyle şaraba benzetmiştir. Fakat şarap, padişahın fermanıyla yasaklanmıştır. Şair dikkatli davranılması gerektiğini ve bırakın şarabı, sevgilinin şaraba benzeyen dudaklarının bile sorulmaması gerektiğini söylemektedir. Bâkî‟yi bu kadar ihtiyatlı olmaya iten sebep ise şarap yasağının çok şiddetli olmasıdır.
  • Devrân ayagın söyle şikest itdi şarâbuñ
  • Gûyâ ki mey-i nâba gözi degdi habâbuñ
  • Zaman, şarabın kadehini öyle bir kırdı ki sanki hava kabarcığının gözü saf şaraba değdi.
  • kabarcığının uğursuz bakışlarıyla saf şarabı etkilemesi olarak
  • şikayet eden müdde‟î kızıl şapkalı muhtesibe, kan ağlamakla işaret edilen kırmızı gözyaşları ise
  • şaraba benzetilmiştir. Bu haliyle beyitte muhtesip- müdde‟i ile şarap- gözyaşı ile leff ü neşr sanatı
  • Peymâne şikest oldı yatur haylî zamândur
  • Yanup yakılır hâtırı mecrûh kebâbuñ (Bâkî, g. 269/4)
  • Kadeh uzun zamandır kırık bir şekilde yatmaktadır. Kebabın hatırı yaralı bir şekildedir ve bu şekilde yanıp yakılmaktadır.
  • Bâkî yine şarap yasağından dem vurmaktadır. Kadeh kırılmıştır ve uzun bir süre geçmiştir. Şarabın yanında meze olarak yenilen kebap da bu durumdan nasibini almıştır. Kebap yaralı bir hatırla yanıp yakılmaktadır. Şarap yasak olduğu için şarabın yanında meze olarak kullanılan kebap da eskisi kadar aranmamaktadır.
  • Bâkî yine saçıldı nemek bâde-i nâba
  • Bilsek „acebâ aslı nedür bu şeker-âbuñ (Bâkî, g. 269/5)
  • Bâkî yine saf şaraba tuz saçıldı. Acaba bu kırgınlığın aslı nedir bir bilsek.
  • Bir iki gün çekelüm cevr ü cefâsın kadehüñ
  • Sürevüz bir dem ola zevk u safâsın kadehüñ (Bâkî, g. 270/1)
  • Bir iki gün kadehin (verdiği) cefayı çekelim. Bir zaman gelir kadehin zevk ve sefasını süreriz.
  • Bâkî bu beyitinde de şarap yasağını konu edinmiştir. Şair birinci mısrada şarap yasağı olduğunu bu sebeple şarap içenlerin sıkıntı çektiklerini dile getirmektedir. İkinci mısrada ise bu dönemin günün birinde biteceğini yani şarap yasağının sona ereceğini dillendirmiştir.
  • Lâle-veş bâg-ı safâda iñen açıldugı yok
  • Haylî demdür göremez kimse karasın kadehüñ
  • (Kadeh) Safa bağında lale gibi çok açıldığı (için) çok uzun zamandan beri kimse kadehin karasını (tortusunu)göremez.
  • (Kadeh) Safa bağında lale gibi çok uzun zamandan beri gözükmediği için kimse kadehin ayıbını göremez.
  • Câm-ı mey böyle şikest olacagı bellü idi
  • Halk çokdan okumışlardı du„âsın kadehüñ (Bâkî, g. 270/3)
  • Şarap kadehinin kırılacağı çoktan belliydi. Çünkü halk onun duasını okumuştu.
  • Haymeler kurdugı dem kanı habâbuñ „ayşa
  • İ„tidâl üzre görüp âb u hevâsın kadehüñ (Bâkî, g. 270/4)
  • Hava kabarcığının kadehin hava ve suyunu uygun görüp çadırlar kurduğu zaman nerede?
  • Şarâb-ı nâbdan humlar tehî hum-hâneler tenhâ
  • „Aceb hâlîligin buldı riyâ ehli bu meydânuñ (Bâkî, g. 279/6)
  • Saf şarap(olmadığı için) küpler boş, meyhaneler ıssız. Acaba riya ehli bu meydanın boşluğunu nasıl buldu?
  • Bâkî son iki beyti aynı anlam tabakasında ele almış gibidir. Bu iki beyitte şair şarabın yasaklandığını ve ikiyüzlülerin ya da sufilerin keyif sürdüğünü anlatmaktadır. Şair şarap yasağı olduğunu küplerin ve meyhanelerin saf şaraptan boş olması ifadesiyle anlatmaktadır. Meydanın boşluğu ifadesi ise sufinin ya da padişahı ikna ederek bu yasağı koydurtanların keyif sürdüğünü anlatır gibidir.
  • Şarap yasağı ile ilgili en canlı ifadeleri şiirlerinde yansıtan ikinci şair Nev„î‟dir. Nev„î bu yönüyle sınıf arkadaşı olduğu Bâkî‟yi neredeyse hiç aratmaz. Nev„î‟de Bâkî gibi şarap yasağını bazen doğrudan şiirlerine koymuş bazen de bu yasağı bazı simgelerle şiirlerinde yansıtmayı tercih etmiştir.
  • Ne assı Nev„îya ölmiş ya sag imiş çün „kim
  • Hayât-ı la„lüñe hasret şarâb-ı nâba yasag (Nev„î, g. 213/6)
  • Nev„î, dudağının hayat vericiliğine hasret ve şarap da yasaklı olduktan sonra ölmüş ya da sağ olmuş ne faydası var.
  • Şair bu beyitte sevgilinin hayat verici dudağına ulaşamamak ile şarabın yasaklanması arasında bir ilişki kurmuştur. Şair şaraptan ve sevgilinin dudağından uzak kalmanın ölümüne sebep olacağını anlatmaktadır. İkinci mısrada yer alan “yasag” kelimesi doğrudan şarap yasağını hatırlatmaktadır.
  • Bu devrüñ inkisarın çekmemiş yok kimse „âlemde
  • Tagılmış bezm-i encüm sâgarı mâh-ı nevüñ fâtık (Nev „î, g. 218/3)
  • Dünyada, zamanın bu kötü gidişinden (eziyet) çekmemiş kimse yoktur. Yıldızların meclisi dağılmış, hilalin kadehi kırılmıştır.
  • Mücellâ tigınuñ âb-ı revânı Şeh Süleymân‟un
  • Güzel sürmez mi insâf eyle çirkin câm-ı sehbânuñ (Nev‟î, g. 257/1)
  • Süleyman Şah‟ın parlak akar su gibi olan kılıcı, insaf eyleyip çirkin şarap kadehini güzel bir şekilde(buralardan) uzaklaştırmaz mı?
  • Döküp hâke şarâbı şîşesini çaldılar taşa
  • Büti sındı dirîga şehr içinde mey-perestânuñ (Nev‟î, g. 257/3)
  • Şaraba tapanın, şarabını yere döküp şişesini taşa vurdular. Eyvahlar olsun ki onun putunu kırdılar.
  • Esb-i tâzîler kümeyt-i bâde gibi pây-best
  • „Arsayı hâlî bulup her leng meydân almada (Nev‟î, g. 422/6)
  • Arap atları, siyaha çalan kırmızı şarap gibi ayakları bağlı (olduğu için) meydanı boş bulan topal atlar ortaya atılmaktadır.
  • Yukarıdaki beyitte şair kullandığı kavramlarla Kanunî Sultan Süleyman‟ın uyguladığı şarap yasağını anlatmaktadır. Şarap ayağı bağlı Arap atları olarak hayal edilmiş yani yasaklanmıştır. Onun yokluğunda meydanı topal atlar yani şarap yerine kullanılabilecek (kahve, boza, afyon gibi) keyif verici içecekler doldurmuştur. Bu durum şair tarafından önceki beyitlerde de anlatılmıştır.
  • Kalb-i „âşık gibi vîrân itdiler meyhaneyi
  • Bî-vefâlar „ahdine döndürdiler peymâneyi (Nev„î, g. 469/1)
  • Meyhaneyi aşığın kalbi gibi harap ettiler. Kadehi de vefasızların sözleri gibi (ters) döndürdüler.
  • La„l-i cânân gibi gözlerden nihân oldı şarâb
  • Çeşm-i dilber gibi bîmar itdiler mestâneyi (Nev„î, g. 469/3)
  • Şarap sevgilinin dudakları gibi gözlerden saklandı. Sarhoşları, sevgilinin gözlerinin (hasta ettiği) gibi hasta ettiler.
  • Korkarın eyler şikeste dâver-i devr-i kazâ
  • Sagâr-ı mînâ diyü bu günbed-i vîrâneyi (Nev„î, g. 469/4)
  • Korkum, zamanın hüküm sahibinin şarap kadehi diye harap gökyüzünü kırmasıdır.
  • Ser-i hâkîde hevâ-yı mey ü peymâne tehî
  • Pür-safâ bezm-i riyâ kâse-i kâşâne tehî (Nev„î, g. 475/1)
  • Toprağın başında şarap hevesi ve kadeh boş. Riya meclisi safa dolu süslü kadeh ise boş.
  • Mestler na„ra vü âh itmez olaldan kaldı
  • Tâc-ı sûfî gibi bu günbed-i vîrâne tehî (Nev„î, g. 475/2)
  • Sarhoşlar nara atmaz ve ah etmez olduklarından beri, bu harap gökyüzü sufinin kafasındaki külah gibi boş kaldı.
  • Şair bu beyitte sarhoşların nara atmadığını ve feryat etmediğini anlatmaktadır. Sarhoşların olağan hallerinden farklı davranmasının sebebi şarap yasağı olmalıdır. Bu sebeple sarhoşlar içki içmemekte ve sarhoş olup nara atamamaktadır. Şâir de bu sebeple dünyanın sufinin başındaki külah gibi boş olduğunu anlatmaktadır.
  • Gûşın çemende nagme-i bülbül pür eyledi
  • Nev„î işitmez oldı şarâbın yasagını (Nev„î, g. 478/5)
  • Çayırda bülbül sesleri Nev„î‟nin kulağını doldurduğu için şarap yasağını işitmez oldu.
  • Şair beyitte şarabın yasak olduğunu açık şekilde dile getirmektedir. Şarap yasaklanmıştır. Beyitten anlaşıldığına göre bu yasak halka bağırılarak ilan edilmiştir. Şair ise yasağı içinde bulunduğu ortam dolayısı ile –ki muhtemelen sazlı sözlü bir meclis eğlencesi kastedilmektedir- duy(a)mamaktadır. Bu sebeple şarap içmeye devam etmektedir.
  • Yukarıdaki örneklerde şarap yasağının şiirlere ne kadar canlı bir şekilde yansıdığı görülmektedir. Beyitlerde bahsi geçen yasağın dinî olarak emredilen şarap yasağı olmadığı da çok açıktır. Bu durum beyitlerde bahsi geçen yasağın Kanunî‟nin fermanıyla başlayan şarap yasağı olduğunu göstermektedir.
  • B. Galata’da Gemilerin Yakılmasını Anlatan Beyitler
  • Kanunî döneminde uygulanan şarap yasağında yankı bulan olaylardan biri, belki de en önemlisi şarap taşıyan gemilerin Galata‟da yakılmasıdır. Şairler bu olayı da şiirlerine en canlı ifadelerle aktarmışlardır.
  • Raht u bahtın zevrâkuñ hışm ateşine yakmaga
  • Vardılar gammâzlar şâh-ı cihâna çakdılar (Bâkî, g. 117/3)
  • Kadehin ziynet ve bahtını (onun) gazap ateşine yaktırmak için gammazlar cihan padişahına haber uçurdular.
  • Kayığın ziynet ve bahtını (onun) gazap ateşine yaktırmak için gammazlar cihan padişahına haber uçurdular.
  • Bâkıyâ kılsun mu„attar bezm-i âfâkı nesîm
  • Pâdişâhuñ micmer-i „adlinde sandal yakdılar
  • Ey Bâkî, padişahın adalet buhurdanında sandal ağacı yaktı(kları için) hafif esen rüzgar, ufukların meclisini güzel kokulu hale getirir.
  • Bâkî‟nin bir gazelinden alınan aşağıdaki beyitler, Kanunî Sultan Süleyman‟ın uygulattığı şarap yasağı üzerine yazılmıştır. Gazel baştan sona tarihî kaynaklarda şarap yasağı dönemi ile ilgili anlatılanlarla paralellik göstermektedir. Bâkî‟nin bu gazeli divan şairlerinin hayattan kopuk olmadığını göstermesi açısından önemlidir.
  • Reh-i mey-hâneyi kat„ itdi tîg-i kahrı sultânuñ
  • Su gibi arasın kesdi Sıtanbûl u Kalâtânuñ (Bâkî, g. 279/1)
  • Padişahın kahır kılıcı meyhane yolunu kesti. İstanbul ve Galata‟nın arasını birden bire su gibi kesti.
  • Şairin “padişahın kahır kılıcı meyhane yolunu kesti” şeklinde bir ifade
  • kullanmasının sebebi o dönemde uygulanmaya başlayan şarap yasağıdır. Beyitte
  • kılıcın ceza ve adaleti, “kahr” kelimesinin ise padişahın şarap yasağı sırasında ve
  • yasağa uymayanlara karşı izlediği yolu göstermektedir. Şairin İstanbul ve Galata
  • isimlerini özellikle kullandığı söylenebilir. Çünkü şair bu yerlerin ismini kullanarak
  • İstanbul‟a şarap getiren gemilerin Galata‟da yakalandığını anlatmak istemiştir. Şair
  • gemilere ne olduğunu ise ikinci beyitte anlatmaktadır.
  • Miyân-ı âb u âteş oldı cây-ı keştî-i sahbâ
  • Baturdı rüzgâr âyîn-i „ayşın bezm-i rindânuñ (Bâkî, g. 279/2)
  • Şarap gemisinin yeri, ateşin ve suyun ortası oldu. Rüzgâr rintlerin meclisinin eğlence ayinini batırdı(mahvetti.)
  • Yakan âb üzre âteş sanmañuz keştî-i sahbâyı
  • Şu„â‟-i tîg-i kahrından tutışdı şeh Süleymânuñ (Bâkî, g. 279/3)
  • Şarap gemisini su üstünde yakanın ateş olduğunu sanmayın. O Sultan Süleyman‟ın kahır kılıcının ışınından tutuştu.
  • Bu üç beyit âdeta birbirini tamamlamaktadır. Şair, ikinci beyitte gemilerin yandığını söylemekteyken üçüncü beyitte gemilerin niçin yandığını ifade etmiştir. Bâkî burada şairliğini konuşturup hüsn-i talil yapmış ve şarap gemilerin su üstünde yanma sebebinin ateş değil, Süleyman Şah‟ın kahır kılıcının ışını olduğunu söyleyerek konuyu şarap yasağına bağlamıştır.
  • Hilâl-âsâ fürüzân oldı bahr-i nîl-gûn üzre
  • Şafakdan dem urur âb-ı şarâb-âlûdı deryânuñ (Bâkî, g. 279/4)
  • Denizin şarapla karışmış suyu, lacivert renkli deniz üzerinde şafaktan dem vuran hilal gibi parladı.
  • Bu beyitte Bâkî gemilerin yakılması ve sonrasında gemilerin batmasının ardından meydana gelenleri anlatmaktadır. Şair denizin suyunu şarapla karışık olarak betimlemiştir. Bu ifadeden anlaşılabilecek tek şey, gemilerden suya karışan şarap miktarının çok fazla olduğu ve şarabın renginin denizin gece vakti lacivert görünen sularından ayırt edilebildiğidir.
  • Geçürmezler bogazdan katraca âb-ı Mesihâyı
  • Yasagı âdem öldürmez mi hey sûfî Kalatânuñ
  • (Şarap) yasağı boğazdan zerre kadar şarap geçmesine izin vermez. Ey sufi, yasak zamanında Galata‟ya gitmek adamın öldürülmesine sebep olmaz mı?
  • (Şarap) yasağı Boğaz‟dan zerre kadar şarap geçirilmesine(taşınmasına) izin vermez. Ey sufi, yasak zamanında Galata‟ya gitmek adamın öldürülmesine sebep olmaz mı?
  • C. Müzik Aletlerinin Yakılması ya da Suya Atılmasını Anlatan Beyitler
  • A.Talat Onay eserinde Kanunî‟nin şarap yasağı sırasında sadece şarabı değil eğlenceyi de yasak ettiğinden bahseder. Hatta bu yasak o dereceye ulaşmıştır ki sanat eseri olan müzik aletleri ya yakılmış ya da kırılarak denize atılmıştır.(Onay, 1999:420) Aşağıdaki beyitler şarap yasağını ve şarap yasağı sonrasında müzik aletlerinin başına gelenleri anlatmaktadır.
  • Esbâb-ı tarab seyl-i mey-i nâb ile gitdi
  • Âvâzı bogıldı giderek çeng ü rebâbuñ
  • Çalgı aletleri, şarap seli ile sürüklenip gitti. Bu sebeple çeng ve rebabın sesi bu selde boğuldu.
  • Semâ‟-ı çeng ü nây u devr-i sâgar devleti döndi
  • Safâsın süre gör ey sûfî-i sâlûs devrânuñ (Bâkî, g. 279/5)
  • Ney ve çengin dönerek dans edişi ve kadehin devredişi bizden yüzünü döndürdü. Ey ikiyüzlü sufi artık zamanın safasını süregör.
  • Görüldüğü üzere Kanunî‟nin uygulattığı yasak sadece şarap içmeyi değil aynı zamanda şarapla birlikte anılan “ıyş ü nûş”u da yasaklamıştır.
  • Ç. Şarap Yasağı Sebebiyle Farklı Mükeyyifler İçilmesini (Esrar-Kahve) Anlatan Beyitler
  • Şarap yasağının sosyal hayat içindeki bir diğer etkisi de şarap içenlerin ceza korkusuyla kendilerini şaraptan uzak tutarak sarhoş olabilmek için başka içecekler aramasıdır. Şarabın yasaklanmasıyla birlikte esrar sarhoş olmak isteyenlerin baş tacı haline gelmiştir. Bunun yanında kahve de şarap yasağında ön plana çıkan içeceklerdendir.
  • Keyfiyyet-i esrâra döşendi hep zürefâ
  • Yârân ayagın almada hayrân mey-i nâbuñ (Bâkî, g. 269/2)
  • Zarif insanlar hep esrar keyfine düştüler. Dostlar saf şarabın hayranı olarak eline kadeh almaktadır.
  • Zarif insanlar hep esrar keyfine düştüler. Dostlar hayran olup kendinden geçerek saf şarabın itibarını düşürmede.
  • Gubâr-ı zerk idüpdür tîre baht-ı âb-ı engûrı
  • Safâlar sürse demdür kahve-nûşânı Karaman‟uñ
  • İki yüzlülük tozu ile üzüm suyunun bahtını kararttılar. Karamanın kahve içenleri(nin) (şimdi) safa sürme zamanıdır.
  • Kahveye tebdîl idüp câm-ı şarâbuñ lezzetin
  • Bagladılar savt ü nakşuñ yirine efsâneyi (Nev„î, g. 469/2)
  • Şarap kadehinin lezzetini kahveyle değiştirip musiki eğlencesinin yerine efsane anlatmaya başladılar.
  • DEĞERLENDİRME ve SONUÇ
  • AK, Coşkun, Muhibbî Divanı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara, 1987.
  • AKBULUT, İlhan, “İslam Hukukunda Suçlar ve Cezalar”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ankara 2003, C.52 Sayı:2, s. 167-181.
  • AKYÜZ, Kenan, Fuzûlî Dîvan, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1958.
  • ALTINTAŞ, Hayrani, “İslam Düşüncesinde Tasavvuf”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, C.27, Ankara, 1985, s. 111- 122.
  • AND, Metin, 16. Yüzyılda İstanbul Kent-Saray-Günlük Hayat, YKY, İstanbul, 2011.
  • ANDREWS, Walter, Şiirin Sesi, Toplumun Şarkısı, (Çev: Tansel Güney),
  • And, Metin. Geleneksel Türk Tiyatrosu. İstanbul: İnkılâp Kitabevi, 1985.
  • –––. Tanzimat Tiyatrosu ve İstibdat Döneminde Türk Tiyatrosu. Ankara: Türkiye İş Bankası Yayınları, 1972.
  • –––. Türk Tiyatro Tarihi. İstanbul: İletişim Yayınları, 1994.
  • Boratav, Pertev Nailî. Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği. Ankara: Milli Eğitim Basımevi, 1946.
  • –––. Türk Halk Edebiyatı. İstanbul: Gerçek Yayınevi, 2000.
  • Kudret, Cevdet. Karagöz. Ankara: Bilgi Yayınevi, 1970.
  • –––. Ortaoyunu. İstanbul: İnkılâp Kitabevi, 1994.
  • Propp, Vladimir. Masalın Biçimbilimi. Çev. Mehmet Rifat ve Sema Rifat. İstanbul: Bilim/Felsefe/Sanat Yayınları, 1985.
  • Tanpınar, Ahmet Hamdi. 19uncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Çağlayan Kitabevi, 1997.
  • Türkmen, Fikret. Tahir ile Zühre. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, 1998.

Yıl 2013, Cilt: 3 Sayı: 5, - , 01.01.2013
https://izlik.org/JA77JW33WY

Öz

Kaynakça

  • Akbulut, S. (2009). “Türkiye‟de İhracat Dayalı Büyümenin Sektörler İtibariyle Ekonometrik Analizi”. (Yayınlanmamış Yüksek Lisans tezi). Trabzon: Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
  • Mucuk, M. (2004). “Türkiye‟de İhracata Dayalı Büyüme Üzerine bir NedensellikSınaması (1980-2003)‟‟, Selçuk Üniversitesi Karaman İktisadi ve İdari BilimlerFakültesi Dergisi, 1, 107-117.
  • Ay, A. ve Karaçor, Z. (2006). “2001 Sonrası Dönemde Türkiye Ekonomisinde Krizden Geçişi Üzerine Bir Tartışma”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Fak.Dergisi, 16, 67-86.
  • Aydemir, C. ve Pıçak M. (2008). “Ekonomik Gelişme Sürecinde Tarım-Sanayi İlişkilerinin Sektörlerarası Eşbütünleşmeye Etkileri”, D. Ü. Ziya Gökalp Eğitim Fak. Dergisi, 10, 129-147.
  • Balassa, B. (1978). “Exports and Economic Growth: Further Evidence”, Journal of Development Economics, 5, 181-189.
  • Demirbaş, M. (2003). “1980 Dönüşümünün İhracat İthalat Üzerindeki Etkisi”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 13, 233-249.
  • Dıckey, D. A. ve Fuller, W.A. (1981). “Likelihood Ratio Statistics for an Autoregressive Time Series with a Unit Root”, Econometrica, 49, 1057-1072.
  • DPT.(2006). Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013), Ankara: DPT.http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/plan9.pdf.
  • Günaydın, G. (2006). “Türkiye Tarım Sektörü ”, Tarım Mühendislik, 76-77.
  • Engle, R. F.Granger, C. W. J. (1987) . “Co-integration and Error Correction: Representation, Estimation and Testing”, Econometrica, 55, 251-76.
  • Erdoğan, S. (2006). “Türkiye‟nin İhracat Yapısındaki Değişme ve Büyüme İlişkisi: Eşbütünleşme ve Nedensellik Uygulaması”, Selçuk Karaman İİBF Dergisi, 10, 4.
  • Granger, C. (1969). “Investigation Causal Relations by Econometric Models and Cross Spectral Methods”, Econometrica, 37, 2.
  • Gübe, Y. (1997). “İktisadi büyüme ve İhracat performansı” Hazine dergisi, 6, 21.
  • İTO: Ekonomik Göstergeler, 2004.
  • __: Ekonomik Göstergeler, 2005.
  • __: Ekonomik Göstergeler, 2006.
  • __: Rakamlarla Türkiye Ekonomisi, 2005.
  • __: Rakamlarla Türkiye Ekonomisi, 2006.
  • Kavoussi, R. M. (1984). “Export Expansion and Economic Growth”, Journal of Development Economics, 14, 241-250.
  • Kösekahyaoğlu, L. ve Şentürk, C. (2006). “İhracata Dayalı Büyüme Hipotezinin Testi”, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 4, 128.
  • Krueger, A. O. (1977). “Foreign Trade Regimes and Economic Development: Consequences Liberalization EconomicResearch,273-274. and
  • ”, National Bureau of
  • Mıchaely, M. (1977). “Exports and Growth: An Empirical Investigation”, Journal of Development Countries, 4, 49-53.
  • Nişancı, M. (2005). “Dış Ticaret-Beşeri Sermaye ve İktisadi Gelişme Arasındaki UzunDönem Nedensellik İlişkisinin Testi”, Erzincan H. Fakültesi Dergisi, 9, 675-687.
  • Özer, M. ve Erdoğan, L. (2006). “Türkiye‟de İhracat, İthalat ve Ekonomik BüyümeArasındaki İlişkilerin Zaman Serisi Analizi”, Ekonomik Yaklaşım Dergisi, 17, 93.
  • Shan, J. ve Tıan, G. G. (1998). “Causality Between Exports and Economic Growth: The Empirical Evidence from Shanghai”, Australian Economic Papers, 37(2), 195.
  • Şimşek, M. (2003). “İhracata Dayalı-Büyüme Hipotezinin Türkiye Ekonomisi Verileri ile Analizi, Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF Dergisi,18(2), 43-63.
  • Taban, Sami ve Aktar, İ. (2008). “An Empirical Examination of the Export- Led Growth Hypothesis in Turkey”, Journal of Yasar University, 11, 549-564, Erişim http://joy.yasar.edu.tr/makale/11_sayi/06_sami_taban.pdf tarih:20 Şubat 2008,
  • Yapraklı, S. (2007). “İhracat ve Ekonomik Büyüme Arasındaki Nedensellik- Türkiye Üzerine Ekonometrik Bir Analiz”, ODTÜ Gelişme Dergisi, 34 , 97 112.
  • Yavuzçil, N. (2006). “Türkiye‟de İhracat-Büyüme Arasındaki Nedensellik Analizi”, Erişimtarih: 8 Ocak 2007(http://iibf.kocaeli.edu.tr/ceko/armaganlar/tur anyazgan/38.pdf).
  • Yiğidim, Arslan ve Köse, N. (1997). “İhracat ve Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişki, İthalatın Rolü: Türkiye Örneği (1980-1996)”, Ekonomik Yaklaşım, 8, 26. www.tuik.gov.tr www.dtm.gov.tr www.dpt.gov.tr
  • Aytaç, S., Bilgel, N. ve Yıldız, S. (2011) “İşyerinde Şiddet”, İşyerinde Şiddet, (Ed: S. Aytaç, N. Bayram), Beta Yayınevi, İstanbul.
  • Bedi, A. ve Schat A. C. H.(2007) “Customer Aggression: Theoretical And Meta -Analytic Review”, ASAC 2007, Ottawa, Ontario, pp.115-127.
  • Bilgin, N. (1995), “Sosyal Psikoloji’de Yöntem ve Pratik Çalışmalar”, Sistem Yayıncılık, İstanbul. Chappell D. ve Di Martino, V. (1999). Violence at Work. http://www.acosomoral.org/pdf/ violwk.pdf [Erişim Tarihi: 17.07.2010].
  • Di Martino V. (2002). Workplace Violence in the Health Sector: Country Case http://www.who.int/violence_injury_prevention/violence/activities/workpla ce/WVsynthesisreport.pdf [Erişim Tarihi: 29.11.2010]. Studies.
  • Dierendonck, D. V.; Mevissen, N. (2002), “Aggressive Behavior of Passengers, ConflictManagement Behavior, and Burnout AmongTrolley Car Drivers”, International Journal of Stress Management, Vol: 9, No: 4, pp.345-355.
  • Dursun, S. ve Aytaç S. (2011), “İşyerinde Şiddet Davranışlarının Çalışanlar Üzerine Etkisi: Bir Uygulama”, TİSK Akademi, Cilt 6, Sayı 11, ss.6-29.
  • Fourth European Working Conditions Survey (2008). Violence, Bullying and Harassment in the Workplace. European Foundation for the Improvement of Living and Working Conditions, www.eurofond.europa.eu. [Erişim Tarihi: 03.04.2011].
  • Hershcovis, M. S.; Barling, J. (2009), “Towards a multi-foci approach to workplace aggression: A meta-analytic review of outcomes from different perpetrators”, Journal of Organizational Behavior 31, pp.24–44.
  • Kaya, Y. ve Özdevecioğlu, M. (2008), “Organizasyonlarda Algılanan Mağduriyetin Örgütsel Bağlılık Üzerindeki Etkisini Belirlemeye Yönelik Bir Araştırma”, Afyon Kocatepe Üniversitesi, İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt:X, S: 1, ss.19-37.
  • Kocacık, F. (2001), “Şiddet Olgusu Üzerine”, C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt:2, Sayı:1, ss.1-7.
  • Merecz, D.; Drabek, M. ve Mościcka, A. (2009), “Aggression At The Workplace —Psychological Consequences of Abusive Encounter With Coworkers And Clients”International Journal of Occupational Medicine and Environmental Health;22(3), pp.243 – 260.
  • National Institute for Occupational Safety and Health (NIOSH). (1996). Violence Strategies.www.cdc.gov/niosh/violcont.html[Erişim Tarihi. 29.04.2010]. Workplace Risk Factors and Prevention
  • Richards, J. (2003). Management of Workplace Violence Victims. http://www.who.int/violence_injury_prevention/violence/interpersonal/en/ WVmanagementvictimspaper.pdf.[Erişim Tarihi. 25.05.2012].
  • Sokullu-Akıncı F. (2011), “İşyeride Şiddet ile Savaşım ve Hukuki Boyutları”, İşyerinde Şiddet (ed. S., Aytaç N. Bayram), ss.101-150.
  • Taxi Driver Security Survey (2007). Ministry of Transport Australia, Taverner research. http://www.transport.nsw.gov.au/sites/default/file/taxi/taxi-safety-taskforce-final- report-appendix-a.pdf, [Erişim Tarihi: 01.11. 2010]. TRC 2581,
  • Uncu Y.; Bayram, N. ve Bilgel N. (2006), “Job related affective well-being among primary health care physicians”, European Journal of Public Health, Vol: 17, No: 5, pp.514-519.
  • Victorian Taxi Directorate, Taxi Driver Survey 2006. Victoria-Australia, http://www.taxi-library.org/survey.htm, [Erişim Tarihi: 01.11. 2010].
  • Wiskow, C. (2003). Guidelines on Workplace Violence in the Health Sector: Comparison
  • of Major Known National Guidelines and Strategies: United Kingdom, Australia, int/violence_injury_prevention/violence/ interpersonal/en/WV_ComparisonGuidelines.pdf. [Erişim Tarihi: 17.07. 2010].
  • World Health Organization (2002), “World report on violence and health: summary”http://www.who.int/violence_injury_prevention/violence/world_r eport/en/summary_en.pdf [Erişim Tarihi: 30.06.2010].
  • ŞARAP YASAĞININ XVI. YÜZYIL DİVANLARINDAKİ
  • İZLERİveKANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİ ŞARAP YASAĞI
  • Savaşkan Cem Bahadır
  • Anahtar Kelimeler: Şarap, şarap yasağı, ceza, İslamiyet, Eski Türk Edebiyatı, Kanunî Sultan Süleyman.
  • TRACE OF THE PROHIBITION OF WINE IN THE SIXTEENHT
  • CENTURY’S DIVAN AND THE MAGNEFICENT SULEYMAN’S PROHIBITION OF WINE
  • Key Words: Wine, wine prohibition, punishment, İslam, Classic Turkish Literature, Magneficent Süleyman. 1Dr. İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü. e-mail:sacemb@hotmail.com
  • Şarapla alakalı olarak edebiyata girmiş kavramlardan bir tanesi de “şarap yasağı”dır.Şarap yasağı, hem dinî hem ictimaî yönüyle şiirlere konu olmuştur. Şarap her ne kadar Müslümanlara yasak edilmişse de bazılarının gizli gizli şarap içtiği ve bunun neticesinde şarap içme cezasına çarptırıldığı bilinmektedir.(And, 2009: 172) Sosyal hayatta mevcut olan bu durum klasik şiirimize de yansımıştır.
  • Divanlar incelendiğinde şarap yasağı ile ilgili beyitlerin/şiirlerin üç ana başlık altında toplanabileceği görülmektedir. Bu başlıklar şu şekilde sıralanabilir: 
  • İslam‟da mevcut şarap yasağının şiirlere yansıması, 
  • Şarap- Ceza ilişkisinin şiire yansıması, 
  • Padişah iradesiyle uygulanan şarap yasağının şiire yansıması.
  • Aşağıdaki bölümde bu başlıklar sırasıyla ele alınarak divanlarda mevcut olan örnekler incelenmeye çalışılacaktır.
  • I. İSLAM’DA MEVCUT ŞARAP YASAĞININ ŞIIRE YANSIMASI
  • “Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.”4ayetidir. Bu ayet hamrın (şarabın) yasaklanmasına doğru giden yolun ilk aşamasıdır. Mekke‟de nazil olmuş bir ayettir.
  • Şarapla ilgili ikinci ayet;
  • Kuran‟da şarapla ilgili üçüncü, sarhoşlukla ilgili ilk ayet ise şu şekildedir;
  • Şarapla ilgili olarak Kuran‟da geçen son ayetler ise şu şekildedir;
  • “Ey iman edenler (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”7
  • Görüldüğü üzere İslamiyet diğer dinlerden farklı olarak şarabı kesin bir dille yasaklamış ve bu yönüyle diğer dinlerden ayrılmıştır.
  • İslamiyet‟in diğer bir kaynağı olan hadislerden de şarabın kesin bir dille yasaklandığı anlaşılmaktadır. Hadis kitaplarında içki başlığı altında şarapla alakalı olarak bir çok hadis rivayet edilmiştir. Bu hadislerden sıklıkla kullanılanlar aşağıda sıralanmıştır.
  • “Sarhoşluk veren her içki haramdır.”9
  • Resüllullah (a.s.) Efendimiz içkiyle ilgili olarak; “Sarhoş edici bütün içkiler haramdır.”10
  • “Çoğu sarhoşluk veren içkinin azı da haramdır.” 11,
  • “İçki, bütün kötülüklerin anasıdır.”12,
  • “Allah içkiye, onu içene, dağıtana, satana, satın alana, üzümünü sıkana [îmal edene], kendisi için sıktırana, taşıyana ve kendisine taşınana ve parasını yiyene lanet etsin.”13
  • İçki yasağı Kuran‟ın ardından hadislerle de pekiştirilmiştir. Müfessirler arasında içkinin haram olması noktasında hiçbir görüş ayrılığı yoktur. 9 Rûdânî, Büyük Hadis Külliyatı Cem„u‟l-fevâid, (çev: Naim Erdoğan), İz Yayıncılık, İstanbul, 2012. s. 243. 10 Rûdânî, a.g.e.,243. 12 Rûdânî, a.g.e.,244. 13 Rûdânî, a.g.e.,246.
  • Kıldı menden ref„ teklîf-i namâzı mestlik
  • Saldı Hak bir neş‟e-i câm-i mey-i gül-gun maña (Fuzulî, g. 13/2)
  • Sarhoşluk, benden namaz vazifesini kaldırdı. Allah bana, gül renkli bir kadehin neşesini verdi.
  • Göñül tâ var elüñde câm-i mey tesbîhe el urma
  • Nemâz ehline uyma anlaruñla durma oturma (Fuzulî, g. 241/1)
  • Gönül, elinde şarap kadehi olduğu sürece tespihe el sürme. Namaz ehline uyma, onlarla oturma (hatta yanlarında) durma.
  • Fuzulî bu beytinde de açık bir şekilde sarhoşken namaz kılınamayacağını, namazın akabinde tespihin çekilemeyeceğini dile getirerek şarap yasağını şiirine konu etmiştir.
  • Belâlu göñlüme mahbûb u mey gamı düşdi
  • Namâz u tâ‟at u takvâdan ictinâb itdi (Helakî, g. 141/4)
  • Belalı gönlüme sevgili ve şarap sıkıntısı düştü. Namaz, ibadet ve günahlardan korunma isteği uzaklaştı.
  • Helakî de Fuzulî gibi sarhoşken namaza yaklaşmanın yanlış olacağını anlatmıştır. Hatta şair bu beyitte bir adım daha ileri gitmiş şarap içme fikrinin bile namaz, ibadet ve takvayı alıp götürdüğünden bahsederek İslam‟daki şarap yasağını okuyucuya hatırlatmıştır.
  • Zati, aşağıdaki beyitte, şarap içtiğinde şarabın kendisine zararlı bir etkisinin olmadığını hatta şarap içtiği zaman kendisinde neşe ve mutluluk bulduğunu anlatarak atasözlerindeki –ki burada kasıt peygamberin hadisidir- ona neden kötülüklerin anası dediklerini anlamadığını ifade etmektedir.
  • Baña meyden safâ togar aña lîk
  • Dimişler atalar ümm-ül-habâ‟is (Zatî, g. 92/3)
  • Bana meyden safa gelir ama atalar şarap için “kötülüklerin anasıdır” demişler.
  • Hayali Bey‟de edebiyatta sık sık tekrar edilen “zahid-rind”15 karakterleri çerçevesinde oluşturduğu beytinde, sufinin şarabı (kötülüklerin anasını) sevmediğini ama kötülük yapma sanatında şeytana öğretmenlik yaptığını anlatmaktadır.
  • Sûfî-i şehr sevmeyüb ümm-ül-habâ‟isi
  • Ögretdi fenn-i fitnede Şeytâna yolların (Hayâlî Bey, g. 22/4) 15 Ayrıntılı bilgi için bkz. A. Atilla Şentürk, Sufi yahut Zahid Hakkında, Enderun Kitabevi, İstanbul, 1996.
  • Şehrin sofisi “kötülüklerin anasını” (şarabı) sevme(di ama) şeytana, fitne ilminin inceliklerini öğretti.
  • Muhibbi‟de tıpkı diğer şairler gibi şarabın insanda yarattığı güzel etkilerden bahsederek şarabın neden kötülüklerin anası olduğunu anlamadığını söylemektedir.
  • Habâ„isden ider mi dilleri pâk
  • Neden dirler aña ümm-ül-habâ„is (Muhibbî, g. 269/2)
  • (Şarap)kötülüklerden gönülleri temizler mi? Neden şaraba “kötülüklerin anası” derler.
  • Yukarıdaki örneklerden şairlerin Kuran‟da ve hadislerde mevcut şarap yasağından haberdar oldukları ve bu konuları gelenek dâhilinde şiirlerde kullandıkları görülmektedir.
  • II. ŞARAP- CEZA İLİŞKİSİNİN ŞİİRE YANSIMASI
  • İslamiyet şarabı kesin olarak yasaklamış ve her yasakta olduğu gibi yasağa uymayanlara karşı çeşitli cezaî yaptırımlar uygulamıştır. Çalışmanın bu bölümünde şarap içilmesi durumunda uygulanacak olan cezalar konu edilerek edebiyata yansımaları beyitlerle örneklendirilmeye çalışılacaktır.
  • Cezanın verilebilmesi için iki erkeğin tanıklık etmesi, şarap içen kişinin ikrarı ya da sarhoşluk halinin ispatı gerekir. Tanık yoksa ya da sarhoş içki içtiğini ikrar etmezse kişinin sarhoş olup olmadığı ağız koklanarak tespit edilir. Eğer sarhoşun ağzındaki şarap kokusu kaybolduysa hadd cezası uygulanamaz. Çünkü; suç zaman aşımına uğramış kabul edilir.
  • Hâkim cezaya karar vermeden önce suçlunun şarabı isteyerek mi yoksa zorla mı, nerede ve ne zaman içtiğini öğrenmelidir. Çünkü şarap suçluya zorla içirilmiş olabilir, şarap içildikten sonra zaman aşımına girmiş olabilir ya da içki İslam ülkesi dışında içilmiş olabilir. Bu durumlarda da hadd cezası uygulanamaz.
  • Şaraptan başka bir şey içerek sarhoş olanlar da aynı şekilde cezalandırılır.
  • İslam ülkesine yeni yerleşmiş ya da yeni Müslüman olanlar şarap içmenin yasak olduğunu bilmediklerini söylerlerse ceza almazlar.
  • Küçükler, deliler ve Müslüman olmayanlar hiçbir suretle içki içtikleri için cezalandırılamazlar.17
  • İslam‟da mevcut iki sarhoş tanımı vardır. Hadd cezası için kişinin bu tanımlardan birine uyması gerekmektedir. Sarhoş, Ebu Hanife‟ye göre erkekten kadını, gökten yeri ayıramayan kimsedir. İmameyn18‟e göre ise sarhoş, konuşması makul olmayan ve sözlerini birbirine karıştıran kimsedir.
  • Gonce mey içmiş yasagın tutmamış şâh-ı gülüñ
  • Kokayın agzın sabâ didi bu hod evkâr mest (Muhibbî, g. 203/3)
  • Gonca, gül şahının(dalının) yasağını dinlemeyip şarap içmiş. Saba rüzgârı, “ağzını koklayın bu zil zurna sarhoştur” dedi.
  • Vaktidür kim sâkiyâ devr eylesün la„lîn kadeh
  • Devr-i gül vakt-i cevâni dilde yok bîm-i „ases (Muhibbî, g. 1223/4)
  • Ey saki kırmızı kadeh devretsin, çünkü (şarap içme) zamanıdır. Gül devri gençlik zamanı (ve) gönülde gece bekçisi korkusu yoktur.
  • Kâdî bu demde diñleye mi müdde„î sözin
  • Gül bezm-i meyde şâhid-i sâhib-cemâldür (Nev„î, g. 149/3)
  • Kadı bu zamanda iddiacının sözünü dinler mi? Gül, şarap meclisinde güzellik sahibinin şahididir.
  • Meclisde gice muhtesib-i şehri görince
  • Câm-ı arakı sûfî düşürdi ödi sındı (Nev„î, g. 545/4)
  • Sufi, gece mecliste, şehrin bekçisini görünce ödü koptu, rakı kadehini düşürdü.
  • Nev„î bu beyitte şarap- ceza- muhtesib kavramlarını bir arada kullanmıştır. Şair içkiden uzak durmakla övünen sufinin, muhtesibi görünce korkması ve elinde bulunmaması gereken rakı kadehini düşürerek kırması ile dalga geçmektedir. Bu beyit içki içenler arasında muhtesibin caydırıcı bir etki yaptığını göstermesi açısından dikkate şayandır.
  • Gonca mey içmiş kokular agzını bâd-ı seher
  • Dirhem-i jâleyle baş kurtarsın ol evgâr mest (Hayalî, g. 1/4)
  • Sabah rüzgârı şarap içmiş (olan) goncanın ağzını koklar, o sarhoş çiğ tanesi akçesiyle başını kurtarsın.
  • Yukarıdaki örneklere bakıldığında şairlerin şarap yasağından ziyade, şarap- ceza- muhtesib- şahit ve ramazan- şarap kavramlarını şiirlerinde daha yaygın olarak kullandığı görülmektedir. Bunun bir nedeni klasik şiirde sıklıkla kullanılan kavramların benzetmeler yoluyla şaraba, muhtesibe ya da şahide benzetilmesidir. 19Aşağıda Ramazan-Şarap yasağı ilişkisini anlatan beyitlere yer verilmiştir:
  • Ramazan tîg-i hilâl ile şehîd oldı yine
  • Milket-i zevk-u-safânuñ şehi „îd oldı yine
  • Ramazan, hilalin kılıcıyla yine şehit oldu. Zevk ve neşe ülkesinin şahı, tekrar bayram oldu.
  • Câm-ı hilâli hep bilece gördiler bu şeb
  • Halk-ı cihâna kıldı Hudâ rûzeyi harâm
  • Bu gece hep birlikte hilal kadehini gördüler. Allah dünyada yaşayanlara orucu haram kıldı.
  • Kanumı içmek diler ol lâ„l-i mey-gûn bu gice
  • Rûze dutmuş gâlibâ iftâr içün ister helâl
  • Şarap renkli dudağı olan sevgili bu gece kanımı içmek ister. Galiba oruç tutmuş iftar için (Fuzulî, g. 171/6)
  • helal (bir şeyler) ister.
  • Ramazân ayı gerek açıla cennet kapusı
  • Ne revâ kim ola mey-hâne kapusı baglu
  • Ramazan ayı olunca cennet kapılarının açık olması gerekir. Meyhane kapısının kapalı (Fuzulî, g. 239/4) olması uygun mudur?
  • Ramazan irdi diyü oldı mey-i nâba yasag
  • Hayretî biz dahi şimden girü hayrân olalum
  • Hayretî, ramazan geldi diye saf şaraba yasak başladı. Artık şimdiden sonra biz hayran
  • (Hayretî, g. 308/5) olalım.
  • Kaşın çîn eylemiş dilber gazabdan buse lutf itmez
  • Meger mâh-ı sıyâm olmış mey-i nâba yasag ancak (Nev „î g. 227/2)
  • Sevgili kaşını çatıp gazabından (dolayı) öpücük vermez (bunun sebebi) meğerse oruç ayının
  • başlayıp şaraba yasak gelmesiymiş.
  • Temâşâ-yı ruhuñ virmez kanâ„at öpmesek la„lüñ
  • Ne hazz olur yasag iken meye bayram seyrinden (Nev„î, g. 326/3)
  • Yanağını seyretmek dudağını öpmediğimiz zaman bize kafi gelmez. Bayramda şaraba yasak
  • varken seyretmek ne büyük haz verir.
  • III. PADİŞAH İRADESİYLE UYGULANAN ŞARAP YASAĞININ ŞİİRE YANSIMASI VE KANUNÎ’NİN MEŞHUR ŞARAP YASAĞI
  • Yukarıdaki bölümlerde bahsedilen dinî yasakların yanı sıra dönem dönem çeşitli fermanlarla meyhâneler kapatılır ve şarap yasaklanırdı. Bu yasaklardan en meşhurları Kanunî Sultan Süleyman ve IV. Murat dönemindeki şarap yasaklarıdır. Çalışmada Kanunî döneminde uygulanan şarap yasağı konu edilerek örnek beyitlerle uygulanan şarap yasağı anlatılmaya çalışılacaktır.
  • Şâh-ı „ışk içmemege itdi yasagı içelüm
  • Ey saki, kadehi doldur, eline al içelim. Aşk padişahı şarap içmemeye yasak koydu içelim.
  • Hayretî‟ye ait olan bu beyitte şarap yasağı şair tarafından farklı bir şekilde işlenmiştir.
  • Beyitte sakinin, kadehin ve aşk padişahının olduğu bir meclis ortamı mevcuttur. Bu mecliste şarap
  • içilmektedir. Şair burada yasağın şarap içmeye karşı değil şarabın içilmemesine karşı konulduğunu
  • anlatarak “aşk şahı” ifadesiyle şarabın, tasavvufî manada kullanıldığını ifade etmeye çalışmıştır.
  • Şarabın aşk olarak kabul edildiği bir mecliste tabi ki şarap içmemek mümkün değildir. Gerçek şarap
  • yasakken, bu mecliste şarabın içilmemesi yasaktır.
  • Müdde„î komaz beni yanuñda kan aglamaga
  • Şol Kızılbaşuñ şarâb-ı nâba yasagı gibi (Hayâlî s. 399, 17 g. 4 beyit)
  • Şikayetçi beni yanında üzüntümü yaşamak için bırakmaz. Tıpkı şu kızıl şapkalı muhtesibin
  • şaraba olan yasağı gibi.
  • Şair beyitte yukarıda da adı geçen muhtesibi anlatmaktadır. Şair “kızılbaş” deyimi ile
  • kırmızı şapka takan muhtesibi yani gece bekçisini anlatmaktadır. (bkz. Philip Mansel, Konstantiniyye
  • Dünyanın Arzuladığı Şehir 1453-1924 (çev: Şerif Erol) Everest Yayınları, 2011, s. 58.) Beyitte
  • Aşağıda yer alan örneklerde benzer içerikteki beyitler bir arada verilmiş ve konu bütünlüğü sağlamak adına beyitler Kanunî‟nin şarap yasağındaki uygulamalara uygun olarak dört başlık altında toplanmıştır.
  • Şarap Yasağını Anlatan Beyitler
  • Çalışmanın bu bölümünde şairlerin Kanunî‟nin uyguladığı şarap yasağına göndermede bulunduğu ve âdeta tarihe kaynaklık ettiği beyitleri sıralanacaktır. 16. yüzyıl divanları incelendiğinde Kanunî‟nin şarap yasağı ile ilgili Bâkî ve Nev„î divanlarında çok fazla beyit olduğu görülmektedir. Konu ile ilgili beyitler aşağıda sıralanmış ve kısaca açıklanmaya çalışılmıştır.
  • Bâkî gözinden eyle hazer sorma leblerin
  • Zinhâr gâfil olma şarâbuñ yasagı var (Bâkî, g. 53/6)
  • Bâkî, sevgilinin dudaklarını gözünden bile sakın onları sorma. Sakın ihtiyatsız olma çünkü şarap yasağı var.
  • Şair bu beyitte sevgilinin dudaklarını rengi sebebiyle şaraba benzetmiştir. Fakat şarap, padişahın fermanıyla yasaklanmıştır. Şair dikkatli davranılması gerektiğini ve bırakın şarabı, sevgilinin şaraba benzeyen dudaklarının bile sorulmaması gerektiğini söylemektedir. Bâkî‟yi bu kadar ihtiyatlı olmaya iten sebep ise şarap yasağının çok şiddetli olmasıdır.
  • Devrân ayagın söyle şikest itdi şarâbuñ
  • Gûyâ ki mey-i nâba gözi degdi habâbuñ
  • Zaman, şarabın kadehini öyle bir kırdı ki sanki hava kabarcığının gözü saf şaraba değdi.
  • kabarcığının uğursuz bakışlarıyla saf şarabı etkilemesi olarak
  • şikayet eden müdde‟î kızıl şapkalı muhtesibe, kan ağlamakla işaret edilen kırmızı gözyaşları ise
  • şaraba benzetilmiştir. Bu haliyle beyitte muhtesip- müdde‟i ile şarap- gözyaşı ile leff ü neşr sanatı
  • Peymâne şikest oldı yatur haylî zamândur
  • Yanup yakılır hâtırı mecrûh kebâbuñ (Bâkî, g. 269/4)
  • Kadeh uzun zamandır kırık bir şekilde yatmaktadır. Kebabın hatırı yaralı bir şekildedir ve bu şekilde yanıp yakılmaktadır.
  • Bâkî yine şarap yasağından dem vurmaktadır. Kadeh kırılmıştır ve uzun bir süre geçmiştir. Şarabın yanında meze olarak yenilen kebap da bu durumdan nasibini almıştır. Kebap yaralı bir hatırla yanıp yakılmaktadır. Şarap yasak olduğu için şarabın yanında meze olarak kullanılan kebap da eskisi kadar aranmamaktadır.
  • Bâkî yine saçıldı nemek bâde-i nâba
  • Bilsek „acebâ aslı nedür bu şeker-âbuñ (Bâkî, g. 269/5)
  • Bâkî yine saf şaraba tuz saçıldı. Acaba bu kırgınlığın aslı nedir bir bilsek.
  • Bir iki gün çekelüm cevr ü cefâsın kadehüñ
  • Sürevüz bir dem ola zevk u safâsın kadehüñ (Bâkî, g. 270/1)
  • Bir iki gün kadehin (verdiği) cefayı çekelim. Bir zaman gelir kadehin zevk ve sefasını süreriz.
  • Bâkî bu beyitinde de şarap yasağını konu edinmiştir. Şair birinci mısrada şarap yasağı olduğunu bu sebeple şarap içenlerin sıkıntı çektiklerini dile getirmektedir. İkinci mısrada ise bu dönemin günün birinde biteceğini yani şarap yasağının sona ereceğini dillendirmiştir.
  • Lâle-veş bâg-ı safâda iñen açıldugı yok
  • Haylî demdür göremez kimse karasın kadehüñ
  • (Kadeh) Safa bağında lale gibi çok açıldığı (için) çok uzun zamandan beri kimse kadehin karasını (tortusunu)göremez.
  • (Kadeh) Safa bağında lale gibi çok uzun zamandan beri gözükmediği için kimse kadehin ayıbını göremez.
  • Câm-ı mey böyle şikest olacagı bellü idi
  • Halk çokdan okumışlardı du„âsın kadehüñ (Bâkî, g. 270/3)
  • Şarap kadehinin kırılacağı çoktan belliydi. Çünkü halk onun duasını okumuştu.
  • Haymeler kurdugı dem kanı habâbuñ „ayşa
  • İ„tidâl üzre görüp âb u hevâsın kadehüñ (Bâkî, g. 270/4)
  • Hava kabarcığının kadehin hava ve suyunu uygun görüp çadırlar kurduğu zaman nerede?
  • Şarâb-ı nâbdan humlar tehî hum-hâneler tenhâ
  • „Aceb hâlîligin buldı riyâ ehli bu meydânuñ (Bâkî, g. 279/6)
  • Saf şarap(olmadığı için) küpler boş, meyhaneler ıssız. Acaba riya ehli bu meydanın boşluğunu nasıl buldu?
  • Bâkî son iki beyti aynı anlam tabakasında ele almış gibidir. Bu iki beyitte şair şarabın yasaklandığını ve ikiyüzlülerin ya da sufilerin keyif sürdüğünü anlatmaktadır. Şair şarap yasağı olduğunu küplerin ve meyhanelerin saf şaraptan boş olması ifadesiyle anlatmaktadır. Meydanın boşluğu ifadesi ise sufinin ya da padişahı ikna ederek bu yasağı koydurtanların keyif sürdüğünü anlatır gibidir.
  • Şarap yasağı ile ilgili en canlı ifadeleri şiirlerinde yansıtan ikinci şair Nev„î‟dir. Nev„î bu yönüyle sınıf arkadaşı olduğu Bâkî‟yi neredeyse hiç aratmaz. Nev„î‟de Bâkî gibi şarap yasağını bazen doğrudan şiirlerine koymuş bazen de bu yasağı bazı simgelerle şiirlerinde yansıtmayı tercih etmiştir.
  • Ne assı Nev„îya ölmiş ya sag imiş çün „kim
  • Hayât-ı la„lüñe hasret şarâb-ı nâba yasag (Nev„î, g. 213/6)
  • Nev„î, dudağının hayat vericiliğine hasret ve şarap da yasaklı olduktan sonra ölmüş ya da sağ olmuş ne faydası var.
  • Şair bu beyitte sevgilinin hayat verici dudağına ulaşamamak ile şarabın yasaklanması arasında bir ilişki kurmuştur. Şair şaraptan ve sevgilinin dudağından uzak kalmanın ölümüne sebep olacağını anlatmaktadır. İkinci mısrada yer alan “yasag” kelimesi doğrudan şarap yasağını hatırlatmaktadır.
  • Bu devrüñ inkisarın çekmemiş yok kimse „âlemde
  • Tagılmış bezm-i encüm sâgarı mâh-ı nevüñ fâtık (Nev „î, g. 218/3)
  • Dünyada, zamanın bu kötü gidişinden (eziyet) çekmemiş kimse yoktur. Yıldızların meclisi dağılmış, hilalin kadehi kırılmıştır.
  • Mücellâ tigınuñ âb-ı revânı Şeh Süleymân‟un
  • Güzel sürmez mi insâf eyle çirkin câm-ı sehbânuñ (Nev‟î, g. 257/1)
  • Süleyman Şah‟ın parlak akar su gibi olan kılıcı, insaf eyleyip çirkin şarap kadehini güzel bir şekilde(buralardan) uzaklaştırmaz mı?
  • Döküp hâke şarâbı şîşesini çaldılar taşa
  • Büti sındı dirîga şehr içinde mey-perestânuñ (Nev‟î, g. 257/3)
  • Şaraba tapanın, şarabını yere döküp şişesini taşa vurdular. Eyvahlar olsun ki onun putunu kırdılar.
  • Esb-i tâzîler kümeyt-i bâde gibi pây-best
  • „Arsayı hâlî bulup her leng meydân almada (Nev‟î, g. 422/6)
  • Arap atları, siyaha çalan kırmızı şarap gibi ayakları bağlı (olduğu için) meydanı boş bulan topal atlar ortaya atılmaktadır.
  • Yukarıdaki beyitte şair kullandığı kavramlarla Kanunî Sultan Süleyman‟ın uyguladığı şarap yasağını anlatmaktadır. Şarap ayağı bağlı Arap atları olarak hayal edilmiş yani yasaklanmıştır. Onun yokluğunda meydanı topal atlar yani şarap yerine kullanılabilecek (kahve, boza, afyon gibi) keyif verici içecekler doldurmuştur. Bu durum şair tarafından önceki beyitlerde de anlatılmıştır.
  • Kalb-i „âşık gibi vîrân itdiler meyhaneyi
  • Bî-vefâlar „ahdine döndürdiler peymâneyi (Nev„î, g. 469/1)
  • Meyhaneyi aşığın kalbi gibi harap ettiler. Kadehi de vefasızların sözleri gibi (ters) döndürdüler.
  • La„l-i cânân gibi gözlerden nihân oldı şarâb
  • Çeşm-i dilber gibi bîmar itdiler mestâneyi (Nev„î, g. 469/3)
  • Şarap sevgilinin dudakları gibi gözlerden saklandı. Sarhoşları, sevgilinin gözlerinin (hasta ettiği) gibi hasta ettiler.
  • Korkarın eyler şikeste dâver-i devr-i kazâ
  • Sagâr-ı mînâ diyü bu günbed-i vîrâneyi (Nev„î, g. 469/4)
  • Korkum, zamanın hüküm sahibinin şarap kadehi diye harap gökyüzünü kırmasıdır.
  • Ser-i hâkîde hevâ-yı mey ü peymâne tehî
  • Pür-safâ bezm-i riyâ kâse-i kâşâne tehî (Nev„î, g. 475/1)
  • Toprağın başında şarap hevesi ve kadeh boş. Riya meclisi safa dolu süslü kadeh ise boş.
  • Mestler na„ra vü âh itmez olaldan kaldı
  • Tâc-ı sûfî gibi bu günbed-i vîrâne tehî (Nev„î, g. 475/2)
  • Sarhoşlar nara atmaz ve ah etmez olduklarından beri, bu harap gökyüzü sufinin kafasındaki külah gibi boş kaldı.
  • Şair bu beyitte sarhoşların nara atmadığını ve feryat etmediğini anlatmaktadır. Sarhoşların olağan hallerinden farklı davranmasının sebebi şarap yasağı olmalıdır. Bu sebeple sarhoşlar içki içmemekte ve sarhoş olup nara atamamaktadır. Şâir de bu sebeple dünyanın sufinin başındaki külah gibi boş olduğunu anlatmaktadır.
  • Gûşın çemende nagme-i bülbül pür eyledi
  • Nev„î işitmez oldı şarâbın yasagını (Nev„î, g. 478/5)
  • Çayırda bülbül sesleri Nev„î‟nin kulağını doldurduğu için şarap yasağını işitmez oldu.
  • Şair beyitte şarabın yasak olduğunu açık şekilde dile getirmektedir. Şarap yasaklanmıştır. Beyitten anlaşıldığına göre bu yasak halka bağırılarak ilan edilmiştir. Şair ise yasağı içinde bulunduğu ortam dolayısı ile –ki muhtemelen sazlı sözlü bir meclis eğlencesi kastedilmektedir- duy(a)mamaktadır. Bu sebeple şarap içmeye devam etmektedir.
  • Yukarıdaki örneklerde şarap yasağının şiirlere ne kadar canlı bir şekilde yansıdığı görülmektedir. Beyitlerde bahsi geçen yasağın dinî olarak emredilen şarap yasağı olmadığı da çok açıktır. Bu durum beyitlerde bahsi geçen yasağın Kanunî‟nin fermanıyla başlayan şarap yasağı olduğunu göstermektedir.
  • B. Galata’da Gemilerin Yakılmasını Anlatan Beyitler
  • Kanunî döneminde uygulanan şarap yasağında yankı bulan olaylardan biri, belki de en önemlisi şarap taşıyan gemilerin Galata‟da yakılmasıdır. Şairler bu olayı da şiirlerine en canlı ifadelerle aktarmışlardır.
  • Raht u bahtın zevrâkuñ hışm ateşine yakmaga
  • Vardılar gammâzlar şâh-ı cihâna çakdılar (Bâkî, g. 117/3)
  • Kadehin ziynet ve bahtını (onun) gazap ateşine yaktırmak için gammazlar cihan padişahına haber uçurdular.
  • Kayığın ziynet ve bahtını (onun) gazap ateşine yaktırmak için gammazlar cihan padişahına haber uçurdular.
  • Bâkıyâ kılsun mu„attar bezm-i âfâkı nesîm
  • Pâdişâhuñ micmer-i „adlinde sandal yakdılar
  • Ey Bâkî, padişahın adalet buhurdanında sandal ağacı yaktı(kları için) hafif esen rüzgar, ufukların meclisini güzel kokulu hale getirir.
  • Bâkî‟nin bir gazelinden alınan aşağıdaki beyitler, Kanunî Sultan Süleyman‟ın uygulattığı şarap yasağı üzerine yazılmıştır. Gazel baştan sona tarihî kaynaklarda şarap yasağı dönemi ile ilgili anlatılanlarla paralellik göstermektedir. Bâkî‟nin bu gazeli divan şairlerinin hayattan kopuk olmadığını göstermesi açısından önemlidir.
  • Reh-i mey-hâneyi kat„ itdi tîg-i kahrı sultânuñ
  • Su gibi arasın kesdi Sıtanbûl u Kalâtânuñ (Bâkî, g. 279/1)
  • Padişahın kahır kılıcı meyhane yolunu kesti. İstanbul ve Galata‟nın arasını birden bire su gibi kesti.
  • Şairin “padişahın kahır kılıcı meyhane yolunu kesti” şeklinde bir ifade
  • kullanmasının sebebi o dönemde uygulanmaya başlayan şarap yasağıdır. Beyitte
  • kılıcın ceza ve adaleti, “kahr” kelimesinin ise padişahın şarap yasağı sırasında ve
  • yasağa uymayanlara karşı izlediği yolu göstermektedir. Şairin İstanbul ve Galata
  • isimlerini özellikle kullandığı söylenebilir. Çünkü şair bu yerlerin ismini kullanarak
  • İstanbul‟a şarap getiren gemilerin Galata‟da yakalandığını anlatmak istemiştir. Şair
  • gemilere ne olduğunu ise ikinci beyitte anlatmaktadır.
  • Miyân-ı âb u âteş oldı cây-ı keştî-i sahbâ
  • Baturdı rüzgâr âyîn-i „ayşın bezm-i rindânuñ (Bâkî, g. 279/2)
  • Şarap gemisinin yeri, ateşin ve suyun ortası oldu. Rüzgâr rintlerin meclisinin eğlence ayinini batırdı(mahvetti.)
  • Yakan âb üzre âteş sanmañuz keştî-i sahbâyı
  • Şu„â‟-i tîg-i kahrından tutışdı şeh Süleymânuñ (Bâkî, g. 279/3)
  • Şarap gemisini su üstünde yakanın ateş olduğunu sanmayın. O Sultan Süleyman‟ın kahır kılıcının ışınından tutuştu.
  • Bu üç beyit âdeta birbirini tamamlamaktadır. Şair, ikinci beyitte gemilerin yandığını söylemekteyken üçüncü beyitte gemilerin niçin yandığını ifade etmiştir. Bâkî burada şairliğini konuşturup hüsn-i talil yapmış ve şarap gemilerin su üstünde yanma sebebinin ateş değil, Süleyman Şah‟ın kahır kılıcının ışını olduğunu söyleyerek konuyu şarap yasağına bağlamıştır.
  • Hilâl-âsâ fürüzân oldı bahr-i nîl-gûn üzre
  • Şafakdan dem urur âb-ı şarâb-âlûdı deryânuñ (Bâkî, g. 279/4)
  • Denizin şarapla karışmış suyu, lacivert renkli deniz üzerinde şafaktan dem vuran hilal gibi parladı.
  • Bu beyitte Bâkî gemilerin yakılması ve sonrasında gemilerin batmasının ardından meydana gelenleri anlatmaktadır. Şair denizin suyunu şarapla karışık olarak betimlemiştir. Bu ifadeden anlaşılabilecek tek şey, gemilerden suya karışan şarap miktarının çok fazla olduğu ve şarabın renginin denizin gece vakti lacivert görünen sularından ayırt edilebildiğidir.
  • Geçürmezler bogazdan katraca âb-ı Mesihâyı
  • Yasagı âdem öldürmez mi hey sûfî Kalatânuñ
  • (Şarap) yasağı boğazdan zerre kadar şarap geçmesine izin vermez. Ey sufi, yasak zamanında Galata‟ya gitmek adamın öldürülmesine sebep olmaz mı?
  • (Şarap) yasağı Boğaz‟dan zerre kadar şarap geçirilmesine(taşınmasına) izin vermez. Ey sufi, yasak zamanında Galata‟ya gitmek adamın öldürülmesine sebep olmaz mı?
  • C. Müzik Aletlerinin Yakılması ya da Suya Atılmasını Anlatan Beyitler
  • A.Talat Onay eserinde Kanunî‟nin şarap yasağı sırasında sadece şarabı değil eğlenceyi de yasak ettiğinden bahseder. Hatta bu yasak o dereceye ulaşmıştır ki sanat eseri olan müzik aletleri ya yakılmış ya da kırılarak denize atılmıştır.(Onay, 1999:420) Aşağıdaki beyitler şarap yasağını ve şarap yasağı sonrasında müzik aletlerinin başına gelenleri anlatmaktadır.
  • Esbâb-ı tarab seyl-i mey-i nâb ile gitdi
  • Âvâzı bogıldı giderek çeng ü rebâbuñ
  • Çalgı aletleri, şarap seli ile sürüklenip gitti. Bu sebeple çeng ve rebabın sesi bu selde boğuldu.
  • Semâ‟-ı çeng ü nây u devr-i sâgar devleti döndi
  • Safâsın süre gör ey sûfî-i sâlûs devrânuñ (Bâkî, g. 279/5)
  • Ney ve çengin dönerek dans edişi ve kadehin devredişi bizden yüzünü döndürdü. Ey ikiyüzlü sufi artık zamanın safasını süregör.
  • Görüldüğü üzere Kanunî‟nin uygulattığı yasak sadece şarap içmeyi değil aynı zamanda şarapla birlikte anılan “ıyş ü nûş”u da yasaklamıştır.
  • Ç. Şarap Yasağı Sebebiyle Farklı Mükeyyifler İçilmesini (Esrar-Kahve) Anlatan Beyitler
  • Şarap yasağının sosyal hayat içindeki bir diğer etkisi de şarap içenlerin ceza korkusuyla kendilerini şaraptan uzak tutarak sarhoş olabilmek için başka içecekler aramasıdır. Şarabın yasaklanmasıyla birlikte esrar sarhoş olmak isteyenlerin baş tacı haline gelmiştir. Bunun yanında kahve de şarap yasağında ön plana çıkan içeceklerdendir.
  • Keyfiyyet-i esrâra döşendi hep zürefâ
  • Yârân ayagın almada hayrân mey-i nâbuñ (Bâkî, g. 269/2)
  • Zarif insanlar hep esrar keyfine düştüler. Dostlar saf şarabın hayranı olarak eline kadeh almaktadır.
  • Zarif insanlar hep esrar keyfine düştüler. Dostlar hayran olup kendinden geçerek saf şarabın itibarını düşürmede.
  • Gubâr-ı zerk idüpdür tîre baht-ı âb-ı engûrı
  • Safâlar sürse demdür kahve-nûşânı Karaman‟uñ
  • İki yüzlülük tozu ile üzüm suyunun bahtını kararttılar. Karamanın kahve içenleri(nin) (şimdi) safa sürme zamanıdır.
  • Kahveye tebdîl idüp câm-ı şarâbuñ lezzetin
  • Bagladılar savt ü nakşuñ yirine efsâneyi (Nev„î, g. 469/2)
  • Şarap kadehinin lezzetini kahveyle değiştirip musiki eğlencesinin yerine efsane anlatmaya başladılar.
  • DEĞERLENDİRME ve SONUÇ
  • AK, Coşkun, Muhibbî Divanı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara, 1987.
  • AKBULUT, İlhan, “İslam Hukukunda Suçlar ve Cezalar”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ankara 2003, C.52 Sayı:2, s. 167-181.
  • AKYÜZ, Kenan, Fuzûlî Dîvan, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1958.
  • ALTINTAŞ, Hayrani, “İslam Düşüncesinde Tasavvuf”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, C.27, Ankara, 1985, s. 111- 122.
  • AND, Metin, 16. Yüzyılda İstanbul Kent-Saray-Günlük Hayat, YKY, İstanbul, 2011.
  • ANDREWS, Walter, Şiirin Sesi, Toplumun Şarkısı, (Çev: Tansel Güney),
  • And, Metin. Geleneksel Türk Tiyatrosu. İstanbul: İnkılâp Kitabevi, 1985.
  • –––. Tanzimat Tiyatrosu ve İstibdat Döneminde Türk Tiyatrosu. Ankara: Türkiye İş Bankası Yayınları, 1972.
  • –––. Türk Tiyatro Tarihi. İstanbul: İletişim Yayınları, 1994.
  • Boratav, Pertev Nailî. Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği. Ankara: Milli Eğitim Basımevi, 1946.
  • –––. Türk Halk Edebiyatı. İstanbul: Gerçek Yayınevi, 2000.
  • Kudret, Cevdet. Karagöz. Ankara: Bilgi Yayınevi, 1970.
  • –––. Ortaoyunu. İstanbul: İnkılâp Kitabevi, 1994.
  • Propp, Vladimir. Masalın Biçimbilimi. Çev. Mehmet Rifat ve Sema Rifat. İstanbul: Bilim/Felsefe/Sanat Yayınları, 1985.
  • Tanpınar, Ahmet Hamdi. 19uncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Çağlayan Kitabevi, 1997.
  • Türkmen, Fikret. Tahir ile Zühre. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, 1998.
Toplam 319 adet kaynakça vardır.

Ayrıntılar

Birincil Dil Türkçe
Yazarlar

Editörden Bu kişi benim

Gönderilme Tarihi 20 Haziran 2015
Yayımlanma Tarihi 1 Ocak 2013
IZ https://izlik.org/JA77JW33WY
Yayımlandığı Sayı Yıl 2013 Cilt: 3 Sayı: 5

KTÜSBD

KTUJSS

Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Atıf 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.