Ötanazi ve yardımlı ölüm tartışmaları, insanlık tarihi boyunca varlığını sürdürmüş olup günümüzde özellikle yaşamı tıbben sürdürülemez hastalar bağlamında yeniden gündeme gelmiştir. Türk hukukunda kişilik, Türk Medeni Kanunu m. 28’e göre sağ doğumla başlamakta ve ölümle sona ermektedir. Klasik anlamda ölüm, biyolojik ölüm ve beyin ölümü kriterleri çerçevesinde değerlendirilirken, modern tıbbın gelişimiyle birlikte ölüm kavramının yalnızca fizyolojik değil; etik, hukuki ve bireysel özerklik ilkeleriyle bağlantılı olduğu kabul edilmektedir.
Bu çalışmada, Avusturya’da 1 Ocak 2022’de yürürlüğe giren Ölüm Tasarrufu Kanunu (Sterbeverfügungsgesetz) örneği özelinde, yardımlı intiharın kişilik hakkı ve hukuken kişiliğin sona ermesi bakımından doğurduğu sonuçlar incelenmektedir. Avusturya Anayasa Mahkemesi’nin 2020 yılında aldığı karar ile bireyin kendi ölümünü planlama hakkı anayasal düzeyde tanınmış; akabinde çıkarılan kanunla yalnızca yardımlı intihar mümkün kılınmış, aktif ötanazi ise yasaklanmaya devam etmiştir.
Çalışmada ayrıca kavramsal çerçeveye dikkat çekilerek ötanazi, yardımlı ölüm ve yardımlı intihar arasındaki farklar açıklanmıştır. Özellikle kamuoyunda “yardımlı intihar” yerine sıklıkla “yardımlı ölüm” ifadesinin tercih edilmesi, terminolojik belirsizlik yaratmaktadır. Uluslararası karşılaştırmada, ABD’nin California Eyaleti’nde “assisteddying” yalnızca yardımlı intiharı kapsarken; Hollanda ve Kanada’da aktif ötanaziyle birlikte düzenlenmektedir. Sonuç olarak, Avusturya örneği, yaşamın sona erdirilmesi konusunda bireysel özerkliğin tanınmasını ancak sıkı şartlara bağlanmasını öngören bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, Türk Hukuk’u bakımından dini, etik ve hukuki tartışmalar ışığında incelenmeye değer bir örnek teşkil etmektedir.
.
Ölüm Ötanazi Yardımlı İntihar Ölüm Tasarrufu Kanunu Kişilik Hakkı
Discussions about euthanasia and assisted dying have endured throughout history and have resurfaced with contemporary medicine, especially concerning individuals whose lives cannot be properly preserved. According to Turkish law, legal individuality starts at live birth and terminates at death (Civil Code, Article 28). Traditionally, death has been characterized by biological and neurological criteria; nevertheless, modern medicine has shown that death encompasses not just physiological aspects but also significant ethical, legal, and autonomy-related considerations.
This paper analyzes the Austrian Sterbeverfügungsgesetz (Death Disposition Act), which has been in operation since 1 January 2022, governing assisted suicide with stringent protections. The 2020 verdict of the Austrian Constitutional Court acknowledged the constitutional right of people to choose their own death, invalidating the comprehensive ban on assisted suicide. Consequently, legislation was established allowing only assisted suicide but maintaining the ban on active euthanasia.
The study elucidates the conceptual differences among euthanasia, aided dying, and assisted suicide. The term “assisted dying” is often favored in public discourse over “assisted suicide,” resulting in terminological uncertainty. From a comparison standpoint, the United States restricts “assisted dying” to assisted suicide (e.g., Oregon’s End of Life Option Act), whereas the Netherlands, Belgium, and Canada govern assisted suicide in conjunction with active euthanasia.
The Austrian model constitutes a legislative framework that recognizes human liberty in end-of-life choices while imposing rigorous procedural stipulations. This evolution serves as a pertinent case study for Turkish law, where persistent religious, ethical, and legal debates continue to delineate the parameters of autonomy and the right to life.
Death Euthanasia Assisted Suicide Assisted Dying Act Legal Personality
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Özel Hukuk ve Medeni Yükümlülükler (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 15 Sayı: 2 |