Eugen Ehrlich, hukukun toplumun içinde yaşadığını savunarak hukukun kaynağını devlete indirgeyen konvansiyonel görüşe karşı çıkmıştır. Ehrlich için hukukun asıl ve ekseriyetle rastlanan formu yaşayan hukuktur. Yaşayan hukuk, toplumu oluşturan insan topluluklarının iç düzenlerinden oluşur. Fakat Ehrlich, yaşayan hukukun önceliğini ve yaygınlığını savunsa da devletten kaynaklanan kuralların varlığını da inkâr etmemiştir. Bu bağlamda, Ehrlich’in teorisinde yaşayan hukuk, yasalar ve mahkeme kararlarıyla bir arada bulunur. Fakat yasalar ve mahkeme kararları da son tahlilde yaşayan hukuktan beslenir. Ehrlich, yaşayan hukuku hukukun asıl formu olarak nitelendirir. Buna bağlı olarak, devletin zorlayıcı gücünü hukuk normunun ayırt edici özelliği olarak kabul etmeye imkân kalmaz. Ehrlich, bunun yerine insanların normların ihlali halinde verdikleri tepkiler sayesinde hukuk normları ile hukuk dışı normların ayırt edilebileceğini öne sürer. Hukuk teorisinin merkezine yaşayan hukuku yerleştiren Ehrlich, hakimlerin kanun boşluğuyla karşılaşmaları halinde serbest bir şekilde karar vermeleri gerektiğini ifade etmiştir. Fakat hakimlerin serbest karar verirken toplumda geçerli adalet anlayışını rehber edinmeleri isteyen Ehrlich böylece serbest hukuk akımı bağlamındaki fikirlerinin merkezine de yaşayan hukuku yerleştirmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 1’inci maddesinde hakimlerin kanun boşluğuyla karşılaşmaları halinde öncelikle örf ve âdet hukukuna göre karar vermelerini, mümkün olmaması halinde ise hukuk yaratmalarını öngören hüküm Ehrlich’in yaşayan hukuk teorisinden ilham almış gibi durmaktadır. Bu açıdan bakıldığında Ehrlich’in teorisinin pratik bir değeri de vardır.
Eugen Ehrlich opposed the conventional wisdom that the law peculiarly comes from the state by arguing that the law lives inside the society. For Ehrlich, the principal and most common type of law is living law. Living law consists of the inner order of communities which altogether comprise the society. But Ehrlich does not deny the existence of legislation and judgments, though he prioritizes living law. In this context, living law, legislation, and judgments coexist in Ehrlich’s theory. But legislation and judgments also come from living law in the last analysis. Ehrlich characterizes living law as the essential type of law. Correspondingly, the factor of state coercion cannot distinguish legal norms from non-legal norms. Instead, Ehrlich contends that the reaction of people in case of violation determines whether a norm is legal in character. Ehrlich maintains that judges should decide freely while putting living law at the center of his theory. But Ehrlich places living law also at the center of his thoughts concerning free law movement by arguing that judges should be guided by the dominant understanding of justice in society. Article 1 of the Turkish Civil Law appears to be inspired by Ehrlich’s views. Because it provides that judges shall pursue custom when there is a gap in the relevant statute, and if this is not possible they shall make law by themselves. In this respect, Ehrlich’s theory has a practical value.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hukuk ve Beşeri Bilimler |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 23 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 13 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 15 Sayı: 2 |