Yaş ayrımcılığı çoğu zaman bağırmaz. Gürültülü değildir. Hatta birçok kez “iyi niyetli” bir cümlenin içine saklanır.
“Artık yorulmasın.”
“Bunu anlamaz.”
“Onun yaşı geçti.”
“Doktora götürmeye gerek yok.”
“Biraz da kader.”
Peki gerçekten kader mi? Yoksa, yaşlılığı “doğal gerileme” diye etiketleyip, bu etiketi bir tür toplumsal izin belgesi gibi mi kullanıyoruz? İhmale, dışlamaya, kaynak kısıtına, karar dışı bırakmaya izin veren bir belge…
Yaş ayrımcılığı, yalnızca gündelik dildeki küçümseme değildir. Stereotip, önyargı ve ayrımcılığın birlikte çalıştığı bir toplumsal mekanizmadır. Yaşı, kişinin haklarına erişimini ve özne olma kapasitesini belirleyen bir ölçüte çevirir. Bu nedenle yaş ayrımcılığı, “kimseyi hedef almayan” masum genellemelerden oluşmaz. Sağlık hizmetine erişimde, bakım sürecinin planlanmasında, sosyal korumada, kent yaşamında ve kamusal temsil rejimlerinde ölçülebilir sonuçlar üretir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Demografi (Diğer), Sosyal Dışlanma, Cinsiyet Sosyolojisi, Eşitsizlik Sosyolojisi |
| Bölüm | Editoryal |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 27 Ocak 2026 |
| Kabul Tarihi | 30 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 2 Şubat 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 9 Sayı: 2 |