Kâsım en-Nahcuvânî’nin Risâle fî ahvâli’t-tâifeti’l-müştehirati bi-Kızılbaş adlı eseri, Safevîlere karşı kaleme alınan erken dönem reddiyelerden biridir. Nahcuvânî’nin kimliği hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte müellifin kendi ifadelerinden onun Safevîlerle birlikte yaşamış olduğu anlaşılmaktadır. Nahcuvânî’nin kısa bir süre Safevîler ile yaşamış olması, risâlesinde doğrudan şahit olduğu ya da güvenilir kaynaklardan aktardığını belirttiği bilgilere yer vermesine imkân tanımıştır. Bu yönüyle eser, teorik bir reddiye olmanın ötesinde birincil kaynak olması açısından da önem taşımaktadır. Eserde Kızılbaşlar, sahabeye hakaret etmek, şahı ilâh kabul ederek ona secde etmek, haramları helâl saymak, Kur’ân’a saygısızlık göstermek ve ibadetleri terk etmek gibi gerekçelerle tekfir edilmektedir. Söz konusu iddiaların bazıları tarihî olarak tartışmalı olmakla birlikte, Nahcuvânî’nin metnindeki bu ithamlar sonraki reddiyeler için bir çerçeve oluşturmuştur. Nitekim XVI. yüzyıldan itibaren kaleme alınan fetva ve reddiyelerde Nahcuvânî’nin dile getirdiği eleştirilerin sıkça tekrarlandığı görülmektedir. Bu durum, Nahcuvânî’nin eserinin bireysel bir reddiye olmasının ötesinde reddiye literatürünü etkileyen metinlerden biri olduğunu göstermektedir. Bu makalede, Kâsım en-Nahcuvânî’nin Kızılbaşlara yönelttiği temel eleştiriler ile bu eleştirilerin sonraki metinlerdeki yansımaları karşılaştırılarak tarihsel bağlam içinde ele alınmaktadır. Ayrıca, erken dönemde Sünnî ulemânın Safevîleri nasıl nitelendirdiği ve onlara karşı nasıl bir söylem inşa ettiğini anlamaya katkı sağlamayı da amaçlamaktadır.
Bu çalışma İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde 2025 yılında kabul edilen “16. Yüzyılda İran’dan Osmanlı Devleti’ne Göç Eden Sünni Ulemanın Safevî Karşıtlığının Yaygınlaşmasına Etkisi” başlıklı doktora tezinden üretilmiştir.
Qâsim al-Nakhjivānī’s Risāla fī aḥwāl al-ṭāʾifa al-mushtahira bi-Qizilbāsh is one of the earliest polemical treatises written against the Safavids. Very little is known regarding Nakhjivānī’s personal biography; however, his own statements indicate that he resided among the Safavids for a period of time. This brief experience allowed him to incorporate into his treatise information that he either observed firsthand or obtained from sources he considered reliable. Consequently, the work assumes significance not solely as a theoretical refutation but also as a primary source for understanding the social and religious dynamics of the era. Within the treatise, the Qizilbash are anathematized on multiple grounds, including the insult of the Prophet’s Companions (Ṣaḥāba), the deification of the Shah and prostration before him, the legitimization of prohibited acts, the showing of disrespect toward the Qur’an, and the abandonment of prescribed forms of worship. While some of these allegations are historically contestable, the critiques articulated by Nakhjivānī established a framework that informed subsequent polemical writings. Indeed, from the sixteenth century onwards, his arguments were recurrently cited in fatwas and other refutations, demonstrating that the treatise’s influence extended beyond an individual work to shape broader anti-Qizilbash discourse. This article examines the principal criticisms directed by Nakhjivānī against the Qizilbash and evaluates their reception and adaptation in later texts within their historical context. Moreover, the study seeks to elucidate how early Sunnī scholars formulated their characterizations of the Safavids and developed corresponding discursive frameworks.
History of Islamic Sects Nakhjūwānī Shiʿism Safavids Qizilbāsh
This study is derived from the doctoral dissertation entitled “The Impact of Sunni Scholars Migrating from Iran to the Ottoman Empire in the 16th Century on the Spread of Anti-Safavid Sentiment,” which was accepted in 2025 at the Institute of Social Sciences, Istanbul University.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Mezhepleri |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 13 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 7 Sayı: 2 |