A founding example of classical Turkish cinema (“Yeşilçam”), Lütfi Akad’sKanun Namına (In the Name of Law) is often read as a moral allegory about the risks and dangers of modern urban life, and as a yearning for the lost traditional family life. This article argues that its position vis a vis mo-dernity is more sophisticated than what such a “traditional” reading allows. From a formal point of view, Kanun Namına is avowedly and proud-ly modern. Further, its so-called moral allegory goes far beyond a simple dichotomy between tradition and modernity and involves an intricately articulated set of power relations, especially class and gender differences. While its standard populism codes class difference into cultural and sexual difference, its fascination with machines and mechanical aspects of a modern city as well as the literary adventurism in its symbolic aspect undermines its apparently self-assured moral message. It turns out that, although Kanun Namına speaks in the name of law, it is perhaps not so sure who exactly rules on the level of somatic and subjective processes.
Modernity cinema of Turkey stereotype simulacrum phallus Lütfi Akad
Klasik Türk sineması “Yeşilçam”ın kurucu bir örneği olan Lütfi Akad’ın Ka- nun Namına filmi, modern kent yaşamının riskleri ve tehlikeleri üzerine ahlaksal bir alegori ve yitirilen geleneksel aile yaşamına özlem olarak okunagelmiştir. Bu makalede filmin modernlik karşısındaki pozisyonunun bu “geleneksel” okumanın verebildiğinden daha karmaşık olduğu ileri sürülmektedir. Biçimsel açıdan, Kanun Namına alenen ve iftiharla modern bir filmdir. Üstelik, ahlaksal alegori denilen şey gelenek ve modernlik üzerine basit bir karşıtlığın çok ötesine geçer ve özellikle sınıfsal ve cinsel farklara ilişkin karmaşık bir güç ilişkileri yumağı sunar. Kanun Namına’nın stan-dart popülizmi sınıfsal farkı kültürel ve cinsel fark içine kodlarken, gerek makinelerle ve modern kent yaşamının makinesel boyutuyla büyülenmiş anlatımı, gerekse simgesel boyuttaki edebi maceracılığı görünüşte ken-dine güvenli ahlaki mesajını alttan alta oyar. Sonuçta, Kanun Namına yasa adına konuşuyor gibi gözükse bile, bedensel ve öznel süreçler düzeyinde kimin yönettiğinden hiç emin olmadığını ortaya koymuş olur.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Mart 2019 |
| DOI | https://doi.org/10.32001/sinecine.536414 |
| IZ | https://izlik.org/JA22CP62GM |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2017 Cilt: 8 Sayı: 2 |
sinecine TR Dizin, EBSCO ve FIAF tarafından taranmaktadır.