Tarihsel Gerçeklik ile Mitolojik Kurgu Arasında İktidar: Muâviye b. Ebû Süfyân Örneği
Öz
Tarih kitapları, geçmişte vuku bulan önemli olayları ve milletlerce önemsenip benimsenen din, devlet, komutan ve toplumun bazı ileri gelenlerini konu edinen kahramanlarla doludur. Geçmişte yaşamış hükümdarlar ve onların tarih sahnesindeki eylemleri, tarihin ve tarih ilminin temel inceleme alanlarından birini oluşturmaktadır. Hükümdarlara ya da iktidarda bulunan kişilere ilişkin, gerçek ile efsane arasındaki sınırı belirsizleştiren çeşitli tarihî anlatılarla karşılaşılmaktadır. Hemen hemen her bölgenin mitlerinde, bazı liderlere çeşitli kahramanlıklar atfedilen doğaüstü anlatıların varlığı dikkat çekmektedir. Liderlere atfedilen bu doğaüstü anlatılar (mitoslar), farklı coğrafyaların kolektif hafızasında benzerlikler ve farklılıklar gösteren motiflerle karşımıza çıkmaktadır. Farklı dönemler ve coğrafyalarda iktidar tipolojileri incelendiğinde; “tanrısal seçilmişlik”, “yeryüzündeki tanrısal temsil”, “doğaüstü kaynaklardan haber alan kişi”, “ilahi vazife”, “üstün yetenekler (karizma)” ve “yarı-tanrısal mahiyet” gibi çeşitli nitelikler ön plana çıkmaktadır. Her anlatı kendi kültürel havzasına özgü bir karakteristiğe sahiptir fakat bu fenomenlerin ortak özelliği toplumların iktidar sahiplerine beşerî sınırları aşan nitelikleri atfetmesi ve bu algıyı bir anlatı geleneğine dönüştürmesidir. Toplumlar ve iktidarlar, tarih boyunca meşruiyet devşirmek veya aidiyet oluşturmak adına bu türden doğaüstü anlatılara ihtiyaç duymuşlardır. İslam tarihi içerisinde bu konuya ilişkin en çarpıcı örneklerden biri, Emevî Devleti’nin kurucu ismi olan Muâviye b. Ebû Süfyân’ın hayatını ele alan doğaüstü anlatılarda karşımıza çıkar. “Halîfetullâh” unvanının kullanımı, bebeklik ve çocukluk döneminde iktidarına dair yapılan kehanetler, ilahi seçilmişliğine dair çeşitli işaretler, ilahi hediyelerin verilmesi, eskatolojik tasvirlerdeki ayrıcalıklı konumu, ilahi/mutlak güvenilirliği, kutsallaştırma (sakralizasyon) sürecinin birer parçası olarak karşımıza çıkar. Yapmış olduğumuz bu çalışma, tarihin eski dönemlerinde var olan hükümdarlara ilişkin doğaüstü anlatı örneklerini ele alırken aynı zamanda Muâviye’ye ilişkin “Halîfetullâh” unvanını ve çeşitli doğaüstü rivayetleri nitel araştırma yöntemiyle inceleyen bir çalışmadır.
Anahtar Kelimeler
Proje Numarası
---
Etik Beyan
Yazar, bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyduğunu ve yararlanılan tüm çalışmaları kaynakçada belirttiğini beyan etmiştir.
Power Between Historical Reality and Mythological Fiction: The Example of Muʿâwiya b. Abî Sufyân
Öz
History books are full of heroes who were central to significant events that took place in the past, as well as to the religions, states, military leaders and social figures held in high regard and embraced by nations. Rulers who lived in the past and their actions on the historical stage constitute one of the fundamental areas of study in history and the discipline of history. One encounters various historical narratives concerning rulers or those in power, which blur the line between fact and legend. In the myths of almost every region, it is striking to note the presence, of supernatural narratives attributing various heroic deeds to certain leaders. These supernatural narratives (myths) attributed to leaders emerge in the collective memory of different regions with motifs that exhibit both similarities and differences. When examined typologies of power across different periods and geographies, various qualities come to the fore, such as ‘divine election’, ‘divine representation on earth’, ‘a person receiving messages from supernatural sources’, ‘divine mission’, ‘superior abilities (charisma)’ and ‘semi-divine nature’. Whilst each narrative possesses characteristics specific to its own cultural context, the common feature of these phenomena is that societies attribute qualities transcending human limitations to those in power and transform this perception into a narrative tradition. Throughout history, societies and those in power have required such supernatural narratives to derive legitimacy or foster a sense of belonging. One of the most striking examples of this within Islamic history is found in the supernatural narratives concerning the life of Muʿâwiya b. Abî Sufyân, the founder of the Umayyad State. The use of the title ‘Khalifatullah’ (the Caliph of Allah), prophecies regarding his rule made during his infancy and childhood, various signs of his divine election, the bestowal of divine gifts, his privileged position in eschatological depictions, his divine/absolute reliability, and the process of sacralisation all emerge as integral parts of this narrative. This study examines examples of supernatural narratives concerning rulers from ancient times, whilst also analysing the title ‘khalifatullah’ and various supernatural accounts relating to Muʿâwiya using qualitative research methods.
Anahtar Kelimeler
Proje Numarası
---
Etik Beyan
The author declares that this study was prepared in accordance with scientific and ethical principles and that all works consulted are cited in the bibliography.