Although universities play a critical role in the production and dissemination of knowledge, they have also been effective in the reproduction of the existing social and political order. This situation has led to the formation of an academic climate in which academic freedom is limited, critical thinking is not sufficiently encouraged, and pluralism is weak. This study focuses on the criticism of the academic field in Türkiye and the production practices in this field. This study, which takes the form of a review article, is conducted through a critical and theoretical analysis grounded in Pierre Bourdieu’s conceptual framework. In this context, it is demonstrated that the intellectual field in Turkey generates doxological practices in line with the meaning Bourdieu attributes to the concept of doxa. More precisely, the aim of this research will be to reveal how a part of the scientific production community in Türkiye tries to carry out production activities based on the world of common doxa or opinions, and how they ignore reflexivity while doing this. In this sense, the field of scientific production in Türkiye has a strong “science”; It is emphasized that current academicians and academic candidates should objectify themselves as a subject in their research by giving importance to reflexivity with an ideological awareness in order to achieve a strong “intellectual” identity.
I would like to express my sincere gratitude to Prof. Dr. İbrahim Yücedağ for carefully reading this study, enriching it with his constructive suggestions, and providing intellectual support at every stage of the work.
Üniversiteler, bilgi üretimi ve yayılmasında kritik bir rol oynamalarına rağmen, mevcut toplumsal ve politik düzenin yeniden üretiminde de etkili olmuşlardır. Bu durum, akademik özgürlüğün sınırlı olduğu, eleştirel düşüncenin yeterince teşvik edilmediği ve çoğulculuğun zayıf olduğu bir akademik iklimin oluşmasına neden olmuştur. Bu çalışma, Türkiye’deki akademik alanın ve bu alandaki üretim pratiklerinin eleştirisine odaklanmaktadır. Derleme makale niteliğindeki bu araştırma, Pierre Bourdieu’nun kavramsal çerçevesine dayalı eleştirel ve kuramsal bir analizle yürütülmüştür. Bu bağlamda Bourdieu’nun doxa kavramına yüklediği anlam çerçevesinde, Türkiye’deki entelektüel alanın doksalojik pratikleri doğurduğu ortaya konulmaktadır. Daha net bir ifadeyle bu araştırmanın amacı, Türkiye’deki bilimsel üretimde bulunan camianın bir kısmının, ortak doxa ya da kanaatler dünyasından yola çıkarak üretim faaliyetlerini gerçekleştirmeye çalıştığını ve bunu yaparken de düşünümselliği nasıl göz ardı ettiğini ortaya koymak olacaktır. Bu anlamda, Türkiye’deki bilimsel üretim alanının, güçlü bir “bilim”; mevcut akademisyen ve akademisyen adaylarının ise güçlü bir “entelektüel” kimliğine kavuşabilmeleri için ideolojik bir farkındalıkla düşünümselliğe önem vererek, araştırmalarında bir özne olarak kendilerini nesneleştirmeleri gerektiği vurgulanmaktadır.
Bu çalışmayı dikkatle okuyup yapıcı önerileriyle zenginleştiren ve çalışmanın her aşamasında düşünsel desteğini hissettiren Sayın Prof. Dr. İbrahim Yücedağ’a içtenlikle teşekkür ederim.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Mikro İktisat (Diğer) |
| Bölüm | Derleme |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 13 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 4 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 26 Sayı: 57 |
Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırmaları Dergisi (SOBBİAD) Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı CC BY-NC 4.0 ile lisanslanmıştır.