Türk halk anlatılarında yer alan ensest teması, yalnızca toplumsal bir tabu ya da ahlaki sapma olarak değil; bireyin bastırılmış arzularla yüzleştiği, ruhsal bir kriz ve dönüşüm eşiğini temsil eden arketipsel bir yapı olarak değerlendirilmektedir. Freud’un psikanalitik yaklaşımı ensest yasağını uygarlığın temelini kuran bir baskı mekanizması olarak ele alırken; Carl Gustav Jung’un analitik psikolojisi bu yasağın bireyin gölge, anima/animus ve benlik arketipleriyle ilişkili derin psişik süreçlerini açığa çıkardığını ileri sürer. Masal ve halk hikâyelerinde sıklıkla karşılaşılan baba-kız, kardeş-kardeş, kayınbaba-gelin ve kayınvalide-damat temaları; bireyin içsel çatışmalarını, bastırılmış dürtülerini ve kültürel bilinçdışının karanlık alanlarını görünür kılan sembolik anlatılar olarak işlev görür. Arzu ile Kamber, Esmehan, Salah Sovdıyar, Sandık, Altın Şamdan, Yıldırım Padişah ve Kırmızı Terlik gibi anlatılarda kahramanlar, kardeş olduklarını sandıkları kişilere âşık olur, baba figürünün arzusuna hedef olur ya da kayın hısım ilişkileri üzerinden yasa ihlaliyle yüzleşir. Bu yüzleşmelerde gölge figürü ya sevgi ve kabul yoluyla dönüştürülür ya da şiddet, inkâr ve cezalandırma gibi mekanizmalarla dışsallaştırılır. Anlatılardaki kaçış, saklanma, hayvan postuna bürünme, sandığa gizlenme gibi motifler Jung’un tanımladığı bilinçdışı savunma sistemlerinin kültürel karşılıkları olarak değerlendirilmiştir. Ensest teması, sadece bireysel bir ruhsal çatışmayı değil, aynı zamanda ataerkil kültürün kadın bedeni üzerindeki denetimini, bastırılmış arzuların mitik simgelerle ifadesini ve kültürel bellekte tekrar eden gölgeleri de açığa çıkarır. Bu anlatılar, bireyin benlik bütünlüğüne ulaşma çabasında geçtiği sınavların, yasak arzularla yüzleşmenin ve kültürel tabuların simgesel çözümlemesini sunar. Jung’un bireyleşme süreciyle ilişkilendirilen bu yapılar, hem ruhsal dönüşümün hem de toplumsal kodların çözülüp yeniden örüldüğü anlatı biçimleri olarak halk kültürü içinde önemli bir yere sahiptir.
The theme of incest in Turkish folk narratives is not merely a social taboo or moral deviation; it is also considered an archetypal structure representing a threshold of spiritual crisis and transformation, where the individual confronts repressed desires. While Freud's psychoanalytic approach considers the incest prohibition as a repressive mechanism that lays the foundation of civilization, Carl Gustav Jung's analytical psychology argues that this prohibition reveals the individual's deep psychic processes related to the shadow, anima/animus, and self archetypes. The father-daughter, brother-sister, father-in-law-daughter-in-law, and mother-in-law-son-in-law themes, frequently encountered in fairy tales and folk tales, function as symbolic narratives that reveal an individual's inner conflicts, repressed impulses, and the dark realms of the cultural unconscious. In narratives such as Arzu and Kamber, Esmehan, Salah Sovdıyar, The Chest, The Golden Candlestick, The Lightning Padişah, and The Red Slipper, the heroes fall in love with people they think are their siblings, become the target of the father figure's desire, or face violations of the law through their in-law relationships. In these encounters, the shadow figure is either transformed through love and acceptance or externalized through mechanisms such as violence, denial, and punishment. Motifs in the narratives such as escape, hiding, dressing in animal skins, and hiding in chests have been interpreted as cultural counterparts of the unconscious defense systems identified by Jung. The theme of incest reveals not only an individual psychic conflict but also the control patriarchal culture exerts over the female body, the expression of repressed desires through mythical symbols, and the recurring shadows in cultural memory. These narratives offer a symbolic analysis of the trials an individual undergoes in their efforts to achieve ego integrity, the confrontation with forbidden desires, and cultural taboos. These structures, associated with Jung's process of individuation, hold a significant place in folk culture as narrative forms through which both psychic transformation and social codes are deconstructed and rewoven.
incest shadow anima/animus individuation Jung psychoanalysis.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Sahası Türk Halk Bilimi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 16 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 14 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Şubat 2026 |
| IZ | https://izlik.org/JA84PD83RW |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 10 Sayı: 1 |
Dergimizde yayımlanan yazıların bilimsel ve hukuki sorumlulukları yazarlarına aittir.
Bütün hakları saklıdır: STAD©