Bu çalışma, eleştirel düşüncenin tarihsel ve kültürel gelişimini yazı ve matbaa bağlamında ele almakta ve İslam medeniyetine özgü epistemolojik sınırlılıkları tartışmaktadır. Eleştirel düşünce, sadece bireysel bir bilişsel yeti değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel koşullarla şekillenen tarihsel bir bilinç biçimi olarak tanımlanır. Yazının ve özellikle matbaanın icadı, bilginin sorgulanabilirliğini ve yaygınlaştırılmasını mümkün kılarak eleştirel düşüncenin kurumsallaşmasına zemin hazırlamıştır. Ancak Osmanlı’da matbaanın geç benimsenmesi, kutsal metinlere ve yazılı kültüre atfedilen yüksek epistemik statüyle ilişkilendirilmiş; bazı temel metinlerin eleştiriden muaf tutulması, eleştirel aklın gelişimini sınırlamıştır. Kitapların yalnızca bilgi değil, aynı zamanda kutsiyet taşıyan nesneler olarak görülmesi, metne ve müellife yönelik eleştiriyi kültürel olarak tabu haline getirmiştir. Makale, eleştirel düşüncenin gelişimi için epistemik alçakgönüllülüğün ve çoğulcu bir düşünsel iklimin gerekliliğine vurgu yaparak, İslam dünyasında entelektüel özgürleşmenin imkanlarını tartışmaya açmaktadır.
felsefe epistemoloji eleştirel düşünce yazılı kültür osmanlı imparatorluğu
This article examines the historical and cultural development of critical thinking within the context of writing and the printing press, focusing specifically on the epistemological dynamics of Islamic civilization. Critical thinking is portrayed not merely as an individual cognitive skill but as a historically shaped mode of awareness, deeply influenced by social and cultural contexts. The invention of writing—and more significantly, the printing press—dissemination, and critical evaluation of knowledge, thus enabling the institutionalization of rational inquiry. However, the late adoption of the printing press in the Ottoman Empire has been associated with the high epistemic status attributed to sacred texts and written culture; the exemption of certain foundational texts from criticism limited the development of critical thinking. The perception of books as not only carriers of knowledge but also as sacred objects culturally rendered criticism of the text and its author a taboo. The article argues that for critical thinking to flourish in Islamic intellectual life, there must be a shift toward epistemic humility and pluralistic modes of reasoning. It suggests that a renewed intellectual culture—rooted in tradition yet open to critique—could pave the way for the revitalization of critical inquiry in contemporary Muslim societies.
Philosophy Epistemology Critical Thinking Written Culture Ottoman Empire.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Felsefe Tarihi (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 29 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 30 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 64 |