Klasik Kelâm Ekollerinde İlâhî Hikmet Anlayışı: Mu‘tezile, Mâtürîdîlik ve Eş‘arîlik Üzerine Mukayeseli Bir İnceleme
Öz
Hikmet (ilâhî hikmet) kavramı, Allah’ın yaratmasının ne abes ne de keyfî olduğunu, bilakis belirli bir gaye ve düzen çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etmekte; özellikle ilâhî fiiller (efʿâlullâh) bağlamında kelâm tartışmalarında merkezi bir yer tutmaktadır. Bu tartışmalar, Allah’ın fiillerinin amaçlı olup olmadığı, ilâhî hikmetin insan aklı tarafından ne ölçüde kavranabileceği ve hikmetin Allah’ın mutlak kudreti ile nasıl bir ilişki içinde bulunduğu gibi temel meseleler etrafında şekillen-mektedir. Her ne kadar bu sorular klasik literatürde ayrıntılı biçimde ele alınmış olsa da, modern akademik çalışmalarda çoğunlukla kelâm ekollerinin görüşleri müstakil olarak incelenmiş; ekoller arası karşılaştırmalı değerlendirmeler görece sınırlı kalmıştır. Bu çalışma, söz konusu durumu dikka-te alarak Muʿtezile, Mâtürîdîlik ve Eşʿarîlik ekollerinin ilâhî hikmet anlayışlarını karşılaştırmalı bir teolojik çerçevede ele almayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda her bir ekolün ilâhî fiilleri adalet, masla-hat, ilâhî irade ve nedensellik gibi temel kavramlar üzerinden nasıl temellendirdiği incelenmektedir. Çalışmada, Muʿtezile’nin ahlâkî rasyonalizme dayalı yaklaşımı çerçevesinde ilâhî fiilleri ṣalāḥ ve aṣlaḥ ilkeleri doğrultusunda insanın faydasını önceleyen bir biçimde yorumladığı; Mâtürîdîliğin ilâhî fiillerin abes olmadığını kabul etmekle birlikte bu fiilleri insan aklının zorunlu rasyonel ölçütlerine indirgemediği; Eşʿarîliğin ise hikmeti ilâhî irade ve kudret ekseninde değerlendirerek ilâhî hikmetin insan aklı tarafından tam olarak kuşatılamayacağını savunduğu ortaya konulmaktadır. Bu yaklaşım-ların karşılaştırılması yoluyla çalışma, hikmet kavramının kelâm ekolleri içerisinde üstlendiği farklı teolojik işlevlere dikkat çekmekte ve Allah–insan–âlem ilişkisine dair tartışmaların daha bütüncül bir perspektifle ele alınmasına katkı sunmayı hedeflemektedir.
Anahtar Kelimeler
فهم الحِكمة الإلهية في المدارس الكلامية الكلاسيكية: دراسة مقارنة بين المعتزلة والماتريدية والأشعرية
Öz
مفهومُ الحكمة (الحكمة الإلهية) يفيدُ أنّ فعلَ الله في الخلق ليس عبثًا ولا اعتباطًا، بل يجري وفقَ حكمةٍ ونظامٍ مُحكَمَيْن. وقد احتلّ هذا المفهومُ منذ زمنٍ طويلٍ مكانةً مركزيةً في مباحث علم الكلام، ولا سيّما في ما يتّصل بأفعال الله تعالى. وتتناول هذه المناقشاتُ مسائلَ من قبيل: هل أفعالُ الله مقصودةٌ لغاياتٍ وحِكَم؟ وإلى أيّ حدّ يمكن للعقل البشري إدراكُ الحكمة الإلهية؟ وكيف ترتبط الحكمةُ بقدرة الله المطلقة؟ ومع أنّ هذه القضايا قد نوقشت بإسهابٍ في الأدبيات الكلاسيكية، فإنّ الدراسات الحديثة تناولت—في الغالب—المدارسَ اللاهوتية كلًّا على حدة، مما أبقى المقارباتِ المقارنة أقلَّ تطورًا نسبيًا. وتهدف هذه الدراسةُ إلى سدّ هذه الفجوة من خلال تحليل تصوّرات الحكمة الإلهية عند المعتزلة والماتريدية والأشاعرة ضمن إطارٍ كلاميٍّ مقارن. وتبحث في كيفية تفسير كلّ مدرسةٍ للأفعال الإلهية بالاستناد إلى مفاهيم رئيسة مثل العدل، والمصلحة ، والإرادة الإلهية ، ومباحث التعليل والسببية. وتُبيّن الدراسةُ أنّ المعتزلة—استنادًا إلى العقلانية الأخلاقية—يفسّرون الأفعالَ الإلهية وفقَ مبدإَي الصلاح والأصلح، مع تقديم اعتبار المصلحة الإنسانية؛ وأنّ الماتريدية يؤكّدون تنزيهَ الأفعال الإلهية عن العبث دون ردّها إلى ضرورةٍ عقليةٍ مُلزِمة؛ وأنّ الأشاعرة يقاربون الحكمةَ أساسًا من خلال الإرادة والقدرة الإلهيتين، مع التأكيد على محدودية إدراك العقل البشري لوجوهها. ومن خلال مقارنة هذه المنظورات، تسعى الدراسةُ إلى الإسهام في بناء فهمٍ أكثر تكاملًا لعلاقة الله–الإنسان–الكون في علم الكلام.
الكلمات المفتاحية: عِلْمُ الكلام، الحِكْمَة، الأفعالُ الإلهيّة، العِلّة، العَدْل.
Anahtar Kelimeler
Classical Theological Schools and the Conception of Divine Wisdom (Ḥikma): A Comparative Study of the Muʿtazila, the Ashʿariyya, and the Māturīdiyya
Abstract
The concept of ḥikma (divine wisdom) signifies that God’s act of creation is neither ʿabath (futile) nor arbitrary, but unfolds according to a determinate wisdom and order. It has long occupied a cen-tral place in kalām discussions, particularly in relation to the divine acts (afʿāl Allāh). These debates address whether God’s acts are purposive, the extent to which divine wisdom is accessible to human reason, and how ḥikma relates to God’s absolute power. While these issues have been extensively treated in the classical literature, modern scholarship has largely examined individual theological schools in isolation, leaving comparative approaches relatively underdeveloped. This study aims to address this gap by analysing the conceptions of divine wisdom articulated by the Muʿtazila, the Māturīdiyya, and the Ashʿariyya within a comparative theological framework. It examines how each school accounts for the divine acts through key notions such as justice (ʿadl), benefit (maṣlaḥa), divine will (irāda), and debates over causality. The study shows that the Muʿtazila, drawing on ethi-cal rationalism, interpret divine acts in accordance with the principles of ṣalāḥ and aṣlaḥ, prioritising human benefit; that the Māturīdiyya affirm the non-futility of divine acts without reducing them to rational necessity; and that the Ashʿariyya approach ḥikma primarily through divine will and power, maintaining its limited intelligibility to human reason. By comparing these perspectives, the study seeks to contribute to a more integrated understanding of the God–human–cosmos relationship in kalām.
Keywords
Bu araştırma herhangi bir dış/kurumsal fon desteği almamıştır.
Bu çalışma, yayımlanmış metinlerin ve kamuya açık kaynakların analizine dayanmaktadır. İnsan katılımcılar, hayvanlar veya kişisel/hassas veri toplanmasını içermemektedir. Bu nedenle, resmi etik kurul onayı ve aydınlatılmış onam gerekmemiştir.Çalışmanın akademik içeriği, argümantasyonu, veriler, çıkarımları ve kaynaklandırması yazar tarafından hazırlanmıştır. Makalenin tamamlanmasının ardından İngilizce dilbilgisi, yazım ve ifade akıcılığı ile teknik terimlerin dil tutarlılığı açısından yalnızca dilsel düzeltme ve son okuma amacıyla QuillBot Premium (v40.8.3) kullanılmıştır. YZ aracı, makalenin herhangi bir bölümünün özgün akademik içeriğini üretmek, yorum oluşturmak veya atıf üretmek amacıyla kullanılmamıştır. Nihai metnin sorumluluğu tamamen yazara aittir.