Hadis ilminde Sahîh-i Buhârî ve Sahîh-i Müslim, temel ve öncelikli bilgi kaynakları olarak kabul edilmektedir. Bu iki eserde yer alan rivayetler üzerine yapılan çalışmalar, Sahîhayn’ın yalnızca hadislerin sıhhatinin tespitinde değil aynı zamanda hadis usûlü meselelerinde bilgi üretimini yönlendiren epistemik bir otorite oluşturduğunu göstermektedir. Makalenin amacı hadisin sıhhatiyle ilgili isnadın ittisali, râvi sayısı ve sahih hadislerin niceliği gibi temel tartışmaların odağında bulunan Sahîhayn’ın uygulamalarının etkisini göstermektir. Çalışmada Sahîhayn’ın otoritesinin hadislerin sıhhat şartlarının belirlenmesine etkisi özellikle iki konu özelinde ele alınmıştır: Bunlardan ilki muanʿan rivayetlerde râviler arasında likâ şartının aranması; ikincisi ise bir hadisin sahih kabul edilebilmesi için gerekli olan asgari râvi sayısının tespitidir. Bu iki husus, sonraki dönem hadis usûlü literatüründe sıhhat şartlarının inşa edilmesinde Sahîhayn’ın belirleyici etkisini ortaya koymaktadır. Hadislerin delil değeri hakkındaki tartışmalar (özellikle Mu‘tezile’nin haber-i vâhid eleştirileri), hicrî dördüncü asırda hadisçileri güvenilir hadislerin sayısını belirlemeye yöneltmiştir. Sahîhayn öncesi dönemde sahih hadislerin sayısına ilişkin farklı rakamlar zikredilmiş olsa da Buhârî ve Müslim’in Sahîhlerinin en yüksek sıhhat derecesine sahip kaynaklar olarak kabul edilmesi sahih hadis miktarını belirlemeye yönelik çabaların öncelikle bu iki eserin muhtevasını tespit etmeye yönelmesine neden olmuştur. Dördüncü asırdan itibaren belirginlik kazanan Sahîhayn’ı ölçüt kabul etme yaklaşımı zamanla sıhhat şartlarının ve meselelerinin bu iki eser etrafında şekillenmesine imkân tanıyan bir otoriteye dönüşmüştür. Sahîhayn sonrası dönemlerde ise bu otorite, “Alâ şartı’l-Buhârî”, “Alâ şartı Müslim”, “İttefeka’ş-Şeyhân”, “Ahracehu’ş-Şeyhân”, “Ahracehu Buhârî ve Müslim” ve “Ahracâhu” gibi kavramlar aracılığıyla daha da pekişmiş ve böylece sahihlik algısının sürekliliği sağlanmıştır. Hadis usûlünde ortaya çıkan söz konusu yaklaşımlar ise Sahîhayn’a dayalı sıhhat anlayışının güçlenmesi ile birlikte hadis ilmi içerisinde kalıcı ve bir yapı halinde devam etmesini mümkün kılmıştır. Dolayısıyla bu araştırmada doküman analizi yöntemiyle Hâkim en-Neysâbûrî’den Süyûtî’ye uzanan eserler üzerinden Sahîhayn’a atfedilen otoritenin hadis usûlü sistematiğine yansımaları incelenmiştir. Çalışmanın sonucuna göre, fitne olayından sonra râvi araştırmalarının isnad sistemine dönüşmesiyle şekillenen râvi tetkiklerine dayalı sıhhat tespiti süreci, Sahîhayn’ın otorite kazanmasıyla birlikte metodolojik ve epistemik açıdan yeni bir aşamaya ulaşmıştır.
Sahîhayn otoritesi Sıhhat Sahih Hadis Sahîh-i Buhârî Sahîh-i Müslim.
Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu ve yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.
Bu araştırmayı desteklemek için dış fon kullanılmamıştır.
In the science of hadith, Sahîh al-Bukhari and Sahîh Muslim are recognized as the primary and most authoritative sources of knowledge. Scholarly studies conducted on the narrations contained in these two works demonstrate that the Sahîhayn not only played a decisive role in determining the authenticity of hadiths but also established a form of epistemic authority that guided the production of knowledge in matters of hadith methodology. The aim of this article is to examine the influence of the Sahîhayn’s methodological practices on the core debates concerning hadith authenticity -particularly those related to the continuity of isnad, the number of transmitters, and the quantitative scope of authentic hadiths. According to the findings, the effort to determine the authenticity of hadiths, which began with the transformation of transmitter research into the isnad system following the fitna period, reached a new methodological and epistemic stage with the compilation of the Sahîhayn. The authority of the Sahîhayn was particularly decisive in shaping the conditions for hadith authenticity in two main respects: first, the requirement of liqāʾ (direct meeting) between narrators in muʿanʿan transmissions; and second, the determination of the minimum number of transmitters required for a hadith to be deemed authentic. These two aspects reveal the formative influence of the Sahîhayn on the construction of authenticity criteria in later hadith methodological literature. For instance, although some scholars required at least two transmitters (rāwīs) at each level of transmission, the inclusion in the Sahîhayn of single-transmitter (fard) reports such as “Actions are judged by intentions” became a significant point of reference for rejecting this condition. Debates regarding the probative value of hadiths -particularly the Muʿtazilite critique of khabar al-wâḥid- also led hadith scholars in the fourth century after hijra to focus on determining the number of reliable hadiths. Although different estimates were proposed regarding the number of authentic hadiths before the Sahîhayn, scholarly efforts to determine their quantity increasingly centered on the contents of these two collections, which were regarded as possessing the highest degree of authenticity. From the fourth century after hijra onward, the growing tendency to treat the Sahîhayn as the standard of authenticity gradually developed into an institutionalized authority that shaped both the criteria and the discourse of hadith authenticity around them. In the periods following the Sahîhayn, this authority became further consolidated through expressions such as “ʿalā sharṭ al-Bukhārī”, “ʿalā sharṭ Muslim”, “ittafaqa al-Shaykhān”, “akhrajahu al-Shaykhān”, “akhrajahu al-Bukhārī wa Muslim”, and “akhrajāhu”, thereby ensuring the continuity of the concept of authenticity. The methodological approaches that emerged within the discipline of hadith thus enabled the notion of authenticity grounded in the Sahîhayn to persist as a stable and institutionalized framework within hadith scholarship.
Authority of the Sahîhayn Authenticity Authentic Hadith Sahîh al-Bukhari Sahîh Muslim.
It is declared that all scientific and ethical principles were observed during the preparation of this study, and all referenced works are duly cited in the bibliography.
No external funding was used to support this research.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hadis |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 12 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 25 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 10 Sayı: 4 |